Pek Yakında – Şahikalar, Kötülüğün Sonu

“Kötüler koşuyorsa iyiler en azından yürümeli” bu beylik laf Cem Yılmaz’ın son filmi Pek Yakında’nın içinde geçiyor. Cem Yılmaz’ın oyuncu, senaryo yazarı, yönetmen, yapımcı olarak imza attığı Pek Yakında, film içinde bir film olarak bu hafta vizyona girdi. Film içinde film diyorum çünkü filmin konusu Şahikalar – Kötülüğün Sonu adlı bir filmin çekimi sırasında yaşanan olayları kapsıyor. Tabii bir de filmin neden, ne amaçla çekildiği gibi spoiler vermek istemediğim bölümler de var.

Genel olarak daha dramatik bir film seyredeceğim inancıyla filmi izlemeye gittim. Cem Yılmaz’ın daha önceki Yahşi Batı haricindeki tüm filmlerini tekrar tekrar seyretmiş biri olarak film ile ilgili şu an oldukça naif duygular besliyorum. Hatta sabahtan beri Mazhar Alanson’un harika şarkısını dinliyorum. Filmin damakta bıraktığı tat benim için aynı “Neden bana aşk şarkısı yazan çıkmaz” şarkısının hissettirdikleri ile aynı.

Tabii bir de Ömer Hayyam dizelerinin dile geldiği bir Mehmet Güreli eseri var ki, filme çok güzel yakışmış. Burayı tıklayarak dinleyebilirsiniz.

Filmin oyuncuları ile ilgili aktaracaklarıma gelirsek Cem Yılmaz, Zafer adında korsan dvd işinden emekli olmaya karar vermiş duygusal bir babayı oynuyor. Eşi ise hayattan başka beklentileri olan biraz da hayatı kaçırdığını düşünen eski oyuncu Arzu’yu canlandıran Tülin Özen. İsmi belki yabancı gelebilir ama onu boncuk gözlerinden tanıyacaksınız. Film yönetmeni Ahben Soner rolünde izlemekten çok zevk aldığım oyuncu Zafer Algöz oynuyor. Onu her seyrettiğimde farklı bir karakterde görmek beni şaşırtıyor. Filmin benim için yıldız oyuncularından biri de bugüne kadar hakkının yeterince verilemediğini düşündüğüm Çağlar Çorumlu. Kendisini tasarımcı / kostümcü  Zeki rolünde izliyoruz. Gerçekten çok zor bir rolün altından başarı ile kalkmış. Daha önceki çalışmalarında olduğu gibi. Şaşırtmadı. Mazhar Fuat Özkan’ın Mazhar ve Özkan’ını filmde görüyoruz. Mazhar Alanson ufak bir rol ve yumuşak sesi ile şarkılarıyla bize eşlik ediyor. Özkan Uğur ise filmin içinde etkileyici bir rol üstlenmiş. Özkan Uğur Yeşilçam anılarını canlı tutan müze evin sahibi Ejder’i canlandırıyor. Özellikle kendisinin Ahben ile yaptığı “Filmci kavgası” sahnesine dikkatinizi çekerim. Ozan Güven Pek Yakında’da ünlü bir yıldız olan Boğaç Boray’a hayat veriyor. (Ya da Pepe Muharrem mi deseydim?) Boğaç Boray Şahikalar – Kötülüğün Sonu filminin de yıldızı. Çoğu kişinin Leyla ile Mecnun dizisinin Erdal Bakkal’ı olarak izlediğimiz Cengiz Bozkurt da Pek Yakında filminde Suat karakterine hayat veriyor. Film boyunca bana saçlarını toplama isteği uyandıran Cengiz Bozkurt, harika bir oyuncu. Suat’ın annesi rolünde ise yılların oyuncusu Ayşen Gruda oynuyor. Keşke onun sahnelerini daha çok görebilseydik diyorum. Yine daha çok sahnesini görmek istediğim oyuncu ise Zerrin Tekindor’du. Rolündeki bol küfür içeren metinleri gereksiz bulmakla beraber kendisine hep Şahikalar – Kötülüğün Sonu’nda replikleri daha çok yakıştırdım. Zerrin Tekindor Pek Yakında’da Meral karakterine hayat veriyor. Gerçekten çok iyi bir kadro biraraya gelmiş. Sırf bunun için bile Pek Yakında harika bir film. Benim gözümde Pek Yakında’yı Cem Yılmaz’ın en iyi filmi olarak konumlandıran diğer konular ise şunlar:

Cem Yılmaz’ın önceki filmi Her Şey Çok Güzel Olacak’a yapılan göndermeler insanı sevindiriyor. Filmden çıkınca insan gidip Cem Yılmaz’ı sinemaya kazandıran o ilk filmi tekrar izlemek istiyor. Salondaki bir çok kişi kim o Altan deyip biraz gürültü çıkarsa da bilenlerin yüzünde tatlı gülümsemeler oluşuyor.

Ürün yerleştirme konsepti ile ilgili yapılan tatlı şakalar ve gerek dijital gerekse film içinde yapılan ürün yerleştirmelerin senaryo ile harika entegre edilmesi yaptığım işi daha da sevmeme yol açıyor. Eleştirenlerden bazıları Cem Yılmaz filmi reklama boğmuş diyorlar. Yabancı filmlerde yapılan mantık hataları dolu diyalogsuz ürün yerleştirmeleri hiç dikkat edilmemiş demek ki. Tabii başarılı olanlar da var. Benim en aklımda kalan ise BTTF2’de yer alan Nike reklamları. Akılda kalıcı diğer işler için burada bir liste hazırlanmış. Göz atabilirsiniz. Kaldı ki işin dijital ayağı da Pepsi adına oldukça detaylı ele alınmış. Tabii Pek Yakında için sadece Pepsi’den bahsetmek de eksik olur. Film içinde insanı güldüren, senaryoya güzelce yerleştirilmiş Turkcell ve Yandex reklamları da göze çarpıyor. Bir de çok çarpmayanlar var haydi onları da siz bulun bakalım ?

Eski Türk filmlerine gönderme. Pek Yakında içinde çekimleri yapılan Şahikalar – Kötülüğün Sonu bir dönem filmi. Film için gerekli malzemeleri temin eden ise Ejder. Kendisinin sinemanın değeri yeterince verilmeyen kostümlerini ve bilindik sahnelerinde kullanılan aksesuarlarını sakladığı bir sinema müzesi var. Aynen böyle desek yanlış olmaz. Gulyabani’den, Bu sinema müzesinin Hafize Ana’nın çaldığı zil gibi bir çok anı dolu objeye ev sahipliği yapması Cem Yılmaz’ın da bu objelere filmde yer vermesi çok hoş bir saygı duruşu olmuş. Nostaljiyi sevmemek mümkün mü? Hele bir de Eşkiya sahnesi vardı ki insan Şener Şen canlandırsaydı keşke demekten de kendini alı koyamıyor.

Filmin giriş sahnelerinde Korsan film sektöründe işlerin nasıl döndüğünü bize anlatan “sektörün içinden” detaylar kısmı da hatta o kısımdaki Türk Sinemasına destek bölümünde de güzel bir gönderme mevcut. Korsan filmcilerin avuntusu da dünya sinemasını biz sevdirdik’miş demek. Bilmiyordum öğrendim.

Bazı filmlerde temponun düşmemesi için okuduğunuzda bir soluk alıp vereceğiniz anlamını daha iyi idrak edeceğiniz bölümler bulunuyor. Film esnasında bu anlar hızlıca geçiyor. Pek Yakında da bu durum söz konusu. Ben filmi iki kere seyrettim. Sanırım bir daha seyredecek vakit bulsam yine seyrederim. İşte bu sahnelerden birine ikinci seyredişimde denk geldim. Filmin basın toplantısının yapıldığı sahneye dikkat edin derim. Kullanılan cümleler arasında bu filmde “Bakalım arzular zaferlere dönecek mi?” benzeri bir cümle yer alıyor. Senaryodaki kelimeler özenle seçilmiş.

Bir diğer filmi bize sevdiren nokta ise Oyuncak Müzesi. Elbette Sunay Akın’ın büyük hoşgörüsü ile filmde yer alması. Kendisini çok severim kısa da olsa izlemek çok iyi geldi.

Eski Türk filmleri, eski şarkılar, romantik müzikleri, güzel kostümleri, Cem Yılmaz’ın bir çok filminde de karşılaştığımız gibi kendi kendi ile karşılıklı oynadığı sahneler, kendi ile dalga geçebilen bir senaryo, akıllı kurgulanmış diyaloglar, birbirinden iyi oyunculuklar, hatıralar, nostalji, filme güzel entegre edilmiş reklamları ile sıcacık bir film olmuş. Şu yoğun gündemde nefes almak için özellikle de gülmeye ihtiyaç duyuyorsanız en yakın sinema salonuna gitmenizi tavsiye ederim. Siz de salondaki diğer seyirciler gibi kendinizi Filmci Zafer’i alkışlarken bulabilirsiniz.

Şimdiden iyi seyirler.

 

Berna Mutlu Aytekin
Please follow and like us:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir