Maden Ocağına girdim

Hafta sonu Zonguldak’taydım. Maden ocağına uğrayıp eşimin kardeşini ziyaret ettik. Orada çalışıyor. Son kazadan sonra çok endişelenmiştik. Emekliliğine 3 sene kaldı. Ama Zonguldak’lının kaderi neymiş görelim istedik. İzin aldık. Maden ocağına girdim. Girmem ile çıkmam bir oldu.

Tahliye çıkışlarını, kömürün nasıl yer yüzüne çıktığını, makineleri, hangi şartlarda çalıştıklarını görme şansım oldu. Video ile Mustafa’nın sesinden makinelerin nasıl alıştığını da öğrendim. Ve daha bir sürü şey. Son kazadan sonra neden vefat eden 2 kişinin cansız bedenlerini bulamadıklarını, yerin altının Zonguldak’ın üzerinden daha büyük olduğunu, galerilerin yerin altında nasıl yer aldığını, bu şartlar ile 50 senelik rezerv olduğunu fakat teknolojinin geçen senelere göre hızla ilerlediğini artık yerin 500 metre altına ulaşabildiklerini ve daha bir sürü şey. İyiki gidip görmüşüm. Fotoğraflar ile sizinle paylaşmaya çalışayım.

Asansör henüz gelmeden önce. Bu asansör ile taşlar ve madenciler galerilerin olduğu yere taşınıyor. Asansör yerin 85-500 metre altına iniyor.

Asansör ile aşağı madenciler iniyor. Onlar akşama kadar orada kalıyorlar. Kömür damarına gitmeyi engelleyen taşları kazarak çıkartıyor ve bu asansörlerdeki kabinlere koyuyorlar. Yukarı yolluyorlar. Tek kabin 10 ton taş taşıyabiliyor.

Bir sonraki fotoğrafta göreceğiniz Lağvar’a yıkanması için kömür çıkaran asansörün daha basit bir şekilde tasarlanmış hali. Kömür damarlarının önündeki taşları kazan madenciler taşları asansör kabinine koyuyor bu asansör o kabinleri çekiyor her bir kabin 10 ton taş alabiliyor. Bu makine 5 kabine kadar çekebiliyor.

Yerden kömürü çıkaran asansörün görüntüsü. Bir kere de 50 ton kömür çıkarılıyor. Asansörün yukarı kömür çekmesi için çalışan motor bölümü bir seferde 300 ton çekebilecek güce sahip. 1 kere çalışması 100 milyar TL masraf yaratıyor. Dakikada iki kere çalışıyor. Masraftan kastım elektrik masrafı. TTK bu masraftan muaf .

85 metre yerin altına giden maden ocağı tahliye kapısı, yokuş aşağı ve ucunda bir ışık gözüküyor. Işık galerilerin olduğu asansörün olduğu yeri işaret ediyor. Aşağı kadar inemedim korktum ne yalan söyleyeyim. Diğer makineler ise göçük olmasın diye duvarlara monte edilen  paneller benim ziyaret ettiğim bölüm bu panellerin tamir edildiği bölümdü. Aşağıda da tamir eden makineleri ve panelleri göreceksiniz. İşlemden geçip düzleştirilmiş panellerin tanesi 70-80 kg civarında. Duvarlara monte edilip göçüğü engelliyorlar.

Makine oldukça tehlikeli bir basınç makinesi. Düzleştirilmesi istenen panel yerleştirildikten sonra yerleştirenler herhangi bir kazaya karşı odadan çıkılıp kumandalı makine düğmesi ile basınç uygulanıyor. Basınç uygulandıktan sonra eğrilikler düzeliyor ama çatlaklar oluşuyor bu çatlakları da kaynakla tamir edip oldukça eski ama özel bir çelikten yapılmış panelleri kullanmaya devam ediyorlar.

Burada çalışan madencilerin bazıları 14 yaşında meslek okulu ile buranın kapısından girmişler ve bir kaç sene içinde emekli olacaklar. Hayatlarının uzun bir kısmını madenin içinde geçirmişler. 35-40 yaşında emekli olacaklar. Yapacakları iş konusunda endişeleri var. Gençler ama çoğunun akciğerlerinde hastalıklar oluşuyor. Göçük tehlikesi de cabası. Her gün gün aydınlıkken deniz seviyesinden en az 50 metre aşağı inip orada çalışmak, elde kazma kürek ile… Onlara ve yaptıkları işe müthiş saygı duyuyorum. Yukarıdaki fotoğraftaki kişi Mustafa eşimin ağbisi. Belinde kalınca iki sıra bir kemer gördüm. “Bu ne için?” diye sordum. Herhalde buna bahçıvan tulumlarında ki gibi makas vb şeyler takılıyor diye düşündüm içimden ama sorup emin olmak istedim. Benim aklıma gelen fikir doğru değilmiş. O kemer insan vücudunun ağırlığı en rahat taşıyabileceği yerde takılıymış, yani belinde. Olası bir kaza durumunda alevlerden kaçmak mümkün değildir zaten diyor. Bu taş ve göçükten kaçmak için yanında çalışan arkadaşını kurtarabilmen için alınmış bir önlemmiş. İki elini arkanda duran arkadaşına uzatıyorsun o da senin belindeki kemeri tutuyor. Böylece hem elinden onu tutmuş oluyorsun hem de o seni belinden tutuyor. Belindeki kemeri tutarsa onu çekip kurtarabilirsin. Birbirine güvenmek bu işte her şeyden daha önemli.

Aşağıdaki fotoğrafta o işçilerin madene indiği Asma Girişine tamirhaneden bir bakış…

Biraz daha ilerleyince Asma giriş kapısı ve bu giriş kapısında asansör değil de raylı sistem ile madencileri aşağı indiren düzenekleri gördüm. Oldukça eskiydi. Eski makineler ile nasıl çalışmanıza izin veriyorlar dediğimde hep özel bir çelik olduğunu söyleyip durdular ama ben görüntüden çok etkilendim. Bu sanki nehrin üzerinde tahta bir köprüden geçmeyi istememek ile aynı şey gibi. Ben olsam bu kabinler ile aşağı indiğimde öleceğimi düşünürdüm rahat çalışamazdım diye düşündüm. Ama ölüm onların en son düşünmesi gereken şey. Yoksa işlerini dikkat ile yapamazlar.

Madenden çıkarken buranın TTK olduğunu bu işi Türkiye’de en iyi şartlarda yapan kurum olduğunu hatırladım. Bir çok kaçak kömür ocağı ve kaçak olmayıp da hiç bir önlemin de alınmadığı özel kuruluş olduğunu düşününce burası onlara kıyasla ölüme çok uzak bir yermiş diyorum.

Oldukça uzun bir yazı oldu farkındayım… Daha fazla fotoğrafa için flickr sayfamdan ulaşabilirsiniz. Sabır gösterip okuduğunuz için teşekkür ederim.

Berna Mutlu Aytekin

2 yorum

  1. zeynep   •  

    benim eşim maden mühendisi ama mesleğini yapamıyor hiçbiyerde açık olmadığı için..
    o üzülüyor mesleğini seviyor, ama ben çok korkuyorum..

  2. berkan   •  

    böyle adaletsizliğin bol olduğu bir ülkede böylesine bir iş dalında çalışılmaz korkunuzu bizde yaşıyoruz bende maden işçisiyim bırakın başka iş baksın en hayırlısı odur

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak