Yılbaşı

Fazla rakı çeşidi yoktu o zamanlar. Tekirdağ rakısı mı değil mi diye üzerinde ki seri numarasının son rakamına bakılırdı.  Tek mi çift mi? Tekirdağ rakısı mı, yoksa fabrikadan çıkma alelade bir rakı mı oradan anlaşılırdı:) Telefonlar açılır akrabalar ayarlanır. ” Bu sene bizdesiniz bak ölümü gör! ” denilir yılbaşı gecesi için organizasyonlar yapılırdı.

Ağzıyla içmesini bilirdi babam. Babam içerken onu seyretmesi de güzeldi. Yılbaşında tüm aile bir araya gelip, güzel yiyecekler eşliğinde sazlar çalınır, mikrofonu ele alınır, kaydın yapıldığı kasetlere Orhan Gencebay şarkıları söylerdi. Kör ölünce badem gözlü olur derler ya vallahi alakası yok sesi güzeldi babamın.

Güzel mezeler yapardı annem. Çerkeziz ne de olsa. Mutlu ailesinin evinde bir yılbaşı çerkez tavuksuz ve rakısız olmazdı. Neşesi de yerinde olurdu herkesin. O dansözün gece 12’de çıktığı zamanlar. Çinkoyu yapanın bozuk paraları kaptığı, fındık fıstıkların çıkan numaraların üzerini kapamaya yaradığı tombalalar oynanırdı. Muhabbet doyumsuz, gürültü ve kahkaha sesleri çatal kaşık seslerine karıştığı kolay kolay kimsenin sarhoş olmadığı yılbaşılar olurdu bizim evde. Bardaklar tokuşturulur. En kötü günümüz böyle olsun denirdi. Hiç bir yılbaşı çok zamandır böyle keyifli geçmiyor.

Eski günleri özledim bir içimi dökeyim dedim satırlara…

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak