Yetilerin kaybı

Blog Fırtınası Gün 5. Bir rüyanızı veya kabusunuzu hikaye şeklinde yazın.

Uyanıyorum, uyandığıma öyle seviniyorum ki, neredeyse ağlayacağım.

Yaklaşık 3 haftadır zıplaya zıplaya, seke seke evin içinde gezmeye çalışıyorum. Korkumdan (100 kiloyum) düşerim diye de çok zıplayamıyorum. Gezmeyi, dolaşmayı ve en çok da fotoğraf çekmeyi çok özledim. Koca sonbahar bitti gitti.

Rüya görüyorum geçen gece. Harika bri manzaraya karşıyım. Deniz ardında gün batıyor. Dalgalar, sahilde gezen insanlar… Fotoğraf makinemi elime alıyorum. Makinemin ayarları istediğim gibi olmuyor. Makinem mi bozuldu diyorum, yok. Olması gereken ayarları yapıyorum eminim güzel bir kare alacağıma ama nafile. Gözlerim gördüğünü ölümsüzleştirme peşinde, hayalimde nasıl bir fotoğraf çekeceğimin görüntüsü var ama bir türlü istediğim kareyi çekemiyorum.

Makinemin içini açıyorum (ne anlayacaksam) için örümcek ağları, tozlar kaplamış. Çantamdan fotoğraf makinesini temizlemek için kulandığım o küçük bezlerden çıkartıyorum. Sürdükçe yağlı bir sıvı ile kaplanıyor makinem. Biri bana komplo kurmuş diyorum. Böyle bir şey nasıl olur. Gözümün önünde batan güneş. Kararan oda. Ellerime bulaşan yağ.

Mutsuz oluyorum. Yapacak bir şey yok. Ben uzun süredir fotoğraf çekmediğim için işte her şey bozuldu diyorum. Benim yüzümden makine de bozuldu. Hem ben de fotoğraf çekmeyi unutmuşum. Başka bir açıklaması olamaz. Unuttum her şeyi baştan öğreneceğim. Yapacak bir şey yok.

Uzun süredir bunca mutsuz uyanmamıştım. Ayaklansam da bir hayata kaldığım yerden devam etsem…

 
Blog Fırtınası’da neymiş diyenler, sizi şuraya alalım.

1. gün yazısı için de şuraya

2. gün yazısı için de şuraya

3. gün yazısı için de şuraya

4. gün yazısı için de şuraya

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak