Yazamıyorum ama bir sor, neden yazamıyorum

hayat trafik

Sevgili okuyucu Ocak ayı tüm şiddetiyle esip üstümden geçti gitti. Buralara tam bir aydır uğramıyorum. Ne desen haklısın. Mailler atmışsın. Yazdıklarına da boynumu büktüm. “Haklısın” dedim zaten.  Ama hep sitem etme bir sor, neden yazamıyorum.

Uzun zamandır neredeyse bir 10 aydır evden çalışıyordum. İstediğim zaman mutfakta yemek yapıp, istediğim zaman blogumu yazıyordum. Sabah uykusundan fedakarlık yapıp fotoğraf çekmeye gidiyor, gece 4’lere kadar oturup sabah erkenden uyanma derdi olmadan blog yazılarımı yazıyordum. “Eee ne değişti?” diyeceksin. İş değişti sayın okuyucu. Sabah erkenden kalkmalar artık rutin haline geldi. Rutin 6:00’da uyanmayla başlayıp 9’da iş başı yapmayla devam etti. Akşam eve geliş 8’i 9’u buldu. Mutfağın yolunu zor bulur, sinemaya gitmek için 22:00 matinesini seçemez oldum. Çünkü saat 23:00 oldu mu uykum geliyor, sızıyorum.

Hafta sonları amatör ev kadını moduna geçip evimle ilgilenmeye çalışıyorum lakin yetiştiremiyorum. Hafta içi ise bir yandan sürekli bilgisayar başındayım ama bir yandan da seninle pek ilgilenemiyordum. Durum bundan ibaret. Şimdi sana bu satırlarda “Benim Günlerim’i” anlatsam muhtemelen halime acırsın.  Bak anlatayım:

Günlük rutin 4 ayrı ulaşım aracı değiştirerek işe varmakla başlıyor. Hızlıca bir kahvaltı ardından projeler, rutin işler. Koştur koştur yenen öğle yemeği arkasından toplantılar, arkasından projeler vs. akşam eve geri dönüş. Pestil Berna, 6 katı çıktığı için ufak baş dönmeleri ve kalp çarpıntıları içinde ilk gördüğü koltuğa yatar. Sonra ayılır. Mutfağa gider. Salata, makarna ya da ızgara yemeklerden biri yapılır. Yemeği yerken o esnada biraz sohbet eder, ardından dergilere ve kitaplara bakarım bir de  tv’de zap yaparım düşünceleri kafasındayken hoop en sevdiği koltukta sızar.

Ama az kaldı. “Güzel günler göreceğiz ümitli günler” diyerek kendimi eyliyorum.

Ev hayatına alışmış olmanın verdiği şu saçmalama dönemini tam atlatacağım derken bir de taşınma telaşı saracak bu bir iki ay içinde beni. Hepten vakitsiz kalacağım diye korkuyorum. O kısmı da atlattık mı işe giderken bunca oyalanmayacağım. Bu esnada sana ve bana daha fazla vakit ayırırım diye düşünüyorum.

Günlerimi eskisi gibi renklendirebilmek, buraya biraz daha vakit ayırmak için çaba sarfedeceğim. Blogger sözü bak.

Gözlerinden öperim sayın okuyucu.

En kısa zamanda tekrar görüşmek üzere…

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak