Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı ve Life dergisi

Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı adlı güzel bir film seyrettim bugün. Fotoğrafseverlerin, içindeki çocuğu özleyenlerin, gençlik hayallerini gerçekleştirmek isteyen herkesin seveceği bir film olmuş. Manzaralar sizi alıp götürürken, filmde yer alan iş hayatının gerçekleri de bir yandan insanı sarsıyor.

Yer yer komedi öğelerine yer verilmiş film içinde barındırdığı dramayla sizi şaşırtıyor diyebilirim. Walter Mitty’nin gizli yaşamı, muhteşem doğa mazaraları ile sizi kucaklıyor. Bu yüzden Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı’na, iki ilgi alanıma da yer verdiği için diğer sinema filmlerine baktığım açı ile bakmam mümkün olmadı.

Filmin konusundan bahsetmem gerekirse;

Dünyayı gezen bir fotoğraf emekçisi düşünün. Tüm bu kilometreler boyunca kendisine emanet edilen ama kaybettiği o önemli kareyi arıyor. O kareyi iş yerine teslim etmesi gerekiyor. Karenin ne olduğunu bilmiyor ama nasıl bulacağını biliyor. Bu kareyi ararken de çocukluğunda içinde ukte kalan, hayatının başka bir yöne evrilmesini sağlayan tüm aşamaların kıyısından geçiyor. Maceraları yaşıyor. Film boyunca Walter Mitty’nin kişiliğindeki gelişim, arada yaşanma ihtimali olan bir aşk, aile bağları ve onların getirdiği sorumluluklar, işine gösterdiği özen… Hepsi bizimle paylaşılan detaylarda, onları filmde görebiliyoruz.

Film boyunca Life dergisinin artık basılmamaya karar verilmesi ve dijitalde hayatını sürdürmesi konusu işleniyor. Bu çerçevede Walter Mitty’nin başından geçenleri izliyoruz.

Life dergisi ile Vikipedia‘da yer alan bilgiye göre;

1972 yılına kadar haftalık yayınlanan dergi bu tarihte yayınına ara verdi ancak 1978’e kadar ara sıra özel sayılar çıkarttı. 1978-2000 tarihleri arasında ise aylık olarak yayınlandı. 2004-2007 arasında gazete eki olarak haftalık dağıtıldı ve 2007’de yayınına tamamen son verildi. 

Fotoğrafın görsel etkisinin önemini başından beri kavramış olan dergide fotoğrafların yeri her şeyden önce geliyordu. Derginin kendi bünyesindeki foto muhabirleri ve fotoğraf sanatçılarından başka dünyanın dört bir yanından da sözleşmeli foto muhabirleri vardı.

Filmde Walter Mitty’nin yollara düşüp ulaşmaya çalıştığı fotoğrafçı ise Sean O’Connell olarak seçilmiş. Ben Stiller hem başrolde hem de direktör olarak yer almış.

Bize dijital dünyanın acımasız yüzünü yansıttıkları film geçmiş günlerde kapanan dergileri hatırlatıp insanın yüreğini de burkuyor. Dijitalleşen bir derginin işten çıkarılan personelinin plazalardaki hayatlarını bir kutuya konup, birbirleriyle asansörde vedalaştıkları bölüm gözlerimi doldurdu diyebilirim.

Sean Penn filmdeki rolü ile çok kısada olsa bize göz kırpıyor. Seneler geçse de hiç gözden düşmeyen oyunculuğu ile Sean Penn‘in (Sean O’Connell) kalbimde yeri ayrı. Ben Stiller (Walter Mitty) ise filmde ummadığım bir performans çiziyor. Adam Scott (Ted Hendricks) ise gerçekten oynadığı karaktere hayat veriyor.

Bazı filmler oyuncularının muhteşem iş çıkarması ile anılır, bazıları gerçekleri önümüze vurduğu için ilgimizi çeker, bazıları hayal dünyamıza kapılar açtığı için ilgimizi çeker. Walter Mitty’nin gizli yaşamı 40 sene sonra belgesel nitelikte bir film olarak anılacağı için belki de bu kadar ilgimi çekti. Çocuklarımız bir derginin basılı halden dijital ortama geçisinin çalışanlar arasında nasıl bir his yarattığını görecekler, fotoğrafların film kullanılarak çekildiğini, hatta bir kare için ne çileler çekildiğini görüp şaşıracaklar. Afganistan, İzlanda, Grönland hepsi gözümüzün önünde tarihlerini anlatıyorlar. Filmin belgesel niteliği günümüzdeki sancılı süreçleri ortaya koyuyor. Bu açıdan bakınca da 40-50 sene sonraki dünyayı merak ettiriyor.

Film boyunca olacakları önceden kestirdim. Tıpkı bir bulmaca çözmeye çalışır gibiydim. Yoksa böyle mi demek istiyorlar diyerek kendi kendime. Yine de bir çok şeyi önceden tahmin ettiğimi söyleyebilirim.Aşağıda fotoğrafını paylaştığım sahnede ben de fotoğrafçı gibi düşündüm. Benim gibi düşündüğü için mutlu oldum. Senaryoyu yazan ekibe şükranlarımı sunuyorum.

Film dijitalleşmeyi yerden yere vursa da (o açıdan bakmayı tercih etmişler saygımız sonsuz) Google ile Life dergisinin muhteşem fotoğraf arşivine ulaşmak mümkün. 1860’lardan, 1970’lere kadar filtrelenmiş ve kişi bazında da fotoğraf arşivinde araştırma yapabiliyorsunuz. Göz atın derim. Yine derginin tüm kapaklarına dijitalde ulaşmak mümkün. Dijitale vuralım da öldürmeyelim diyor bir yanım.

Yine blog yazısını hazırlarken araştırma fırsatı bulduğum Life dergisinde (artık dijitalleşen halinde) yer alan filmden bahseden yazıya da göz atmak isteyebilirsiniz.

Walter Mitty’nin gizli yaşamı IMDB’den 7,6 puan almış. Fragmana bir göz atıp felsefesi görsel şölen ile harmanlayan araya bir de aşk sığdıran bu filme biletinizi alabilirsiniz.

Beyazperde.com ‘a da ilgimi bu kadar çeken bir filmin ön gösterimine davet ettikleri için çok teşekkür ederim.


Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak