Tuz gölü’nü görmeye gittik

Pin It Stumble It!

Aslında Ankara’ya gittik bir sabah ansızın. Yine habersiz ve plansız bir yolculuk yaptık. O yüzden nereyi gezsek, nerede dolaşsak bilemedik. Yine Ankara trafiğinde isyan bayrağı çekerek gezmek varmış kaderde. Ertesi gün Tuz gölü’nün yakın olduğunu duyduk ve oraya doğru yol aldık. Yakın dediğime bakmayın 120 kilometre kadar uzaklıkta. Tuz gölüne gidene kadar Ankara’nın içinde deniz gördüğümüzü sanıp Gölbaşı’na da uğradık. Tüm göl donmuştu. Ama sonbahar yapraklarının göl üzerine düşmesi ve bu haldeyken donması çok hoş görüntüler yaratmış. Hava montsuz gezilecek kadar sıcak olmasına rağmen göl üzerine kayalar atılmış halde hala donuk duruyordu. etrafta bizim gibi gezen diğer kocama insanların en büyük eğlencesi ellerinde ne varsa göle atmakmış. Şişe, kayalar, poşet poşet çöpler hepsi gölün üzerine atılmış ve atılmaktaydı. İnsanların anlayışını algılamakta zorlanıyorum bazen.

Gölbaşı’ndan umduğumuzu bulamayıp Tuz Gölü’ne doğru yola devam ettik. Öğle saatlerinde Tuz Gölü’ne vardık. Tuz gölü suyu çok çekilmesine rağmen yine de eşsiz bir yer. Gündüz saatlerinde hava çok soğuk olmasına rağmen boşluğa bakarmış gibi havaya ve yere bakıp “Burası başka bir dünya olmalı” deyip durdum. Botlarımızı ayağımıza giyip gitmemiz iyi olmuş suyun içine bolcana girdim. Güneş ışıltısını saçarken gökyüzündeki her şeyin suya yansıması ayna gibi fotoğraflar ortaya çıkmasına neden oldu.

Gündüz şaşkınlığım gece Şereflikoçhisar tarafından güneşi batırıp fotoğrafları çektikten sonra eve dönüş yolunda daha da arttı. Ummuyordum mu diyeyim, böyle bir manzaranın olabileceğini kestiremedim mi diyeyim bilemiyorum.  Otomobil’in yolunu nasıl sol tarafa çevirdik, nasıl park ettik, ben güneş batmadan nasıl o tuzların içinde koşup bu eşsiz manzaranın içine daldım hiçbirinden haberim yok.

Ayakkabılarımı bağlamadan suda hoplayıp çocuklar gibi eğlendim. Tripodu yanıma almadığım ender zamanlardandı. Siz siz olun fotoğraf çekiyorsanız asla tripodsuz böyle maceralara atılmayın. Zaten biz acele eden hipnotize olmuş ışığa koşan kelebekler gibiydik ki, etrafımızda olan diğer kişilerin turist olduklarını daha da ötesi fotoğraf kulübü üyesi olduklarını Tuz gölü’ne profesyonel çekimler yapmak için geldiklerini anlamakta geç kaldık. Onlar vakitlice gelip yerleşmişlerdi. Ellerinde eldivenler, başlarında bereleri, önlerinde modelleri ile fazlasıyla hazırlıklıydılar.

Bir sonraki sefere daha güzel bir objektif, tripod ve o soğukta donmaya karşı bir eldiven, bere ile gitsem daha doğru olacak. Benim modelim eşim oldu ve bende onun fotoğraflarımı çekmesini istedim. Ben sanırım biraz fazla hoplayıp zıpladığım için, içinde ben olan fotoğrafları pek sevemedim. Ama aşk bu güzel gün batımına çok yakıştı. Fotoğraflar 50mm 1.8 objektif ile Canon 500D ile çekildi.

Fotoğraf ile uğraşıyorsanız mutlaka görmeniz gereken bir yer Tuz gölü. Eve henüz geldim, hemen kocaman bilgisayar ekranında fotoğrafları inceledim.  Fotoğraflarda sadece yerdeki çöpleri ortadan kaldırmak için bir kaç dokunuş ve çok az derece de agfa filtresi var. Onun dışında renkler ile oynamadım. Keşke yerler de temiz olsaydı da hiç rötuş yapmak zorunda kalmasaydım. Tüm fotoğraflara facebook adresimden bakabilirsiniz.

Facebook Yorumları:

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*



Google +

Pinterest

Pinterest'te beni takip et

Facebook