Siftahı senden, bereketi Allah’tan

Sermaye oradan, ham madde şuradan, araba bir arkadaştan, internet yan komşudan, yemekler ablandan, çaylar şirketten, siftahı senden, bereketi Allahtan…

Son günlerde Tv’de dönen reklamlardan birinden bu sözler. Friendfeed’de Türk tipi girişimci budur, diye yorumlar alınca reklamın akılda kalan bu sözleri, bende Türk tipi girişimci nasıl olur araştırma sonuçlarına göz attım. Konu ile son araştırmalar 90’lı yıllarda yapılmış. Günümüzde koşullar ve algılar elbette ki daha farklı ki sonuçlarda oldukça farklı.

90’larda Türk girişimcisi dendiğinde gözü karalık özelliği akla geliyordu. Bu duruma “Risk almak” denilebileceği gibi çoğu zaman cehaletin tezahürü olarakta bakılabiliniyordu. Kendine güven ile eş dost tarafından motive edilmek  “Sen yaparsın, sen yapamayacaksın da kim yapacak?”  Türk insanını çok kolaylıkla girişimci yapabiliyor.
90′larda Yapılan araştırmalar da;
* Türk girişimcisinin borçlanmaktan kaçınmadan çalışan ama maliyet hesabında verimli olmayan,
* Bilgi ve becerilerin 2. nesile aktarılmasında  başarısızlık yaşayan bir iş modeli izlendiği ortaya çıkmış.
Türk tipi girişimcilikte, ortaklık ve işbirliğine pek yanaşmayan girişimciler çoğunluktaydı. Bu durum günümüzde de yaşanan güven sorunundan kaynaklanıyor. Araştırmalar da ise bunun Türk karakterinde bulunan bağımsızlık duygusundan kaynaklandığı ortaya çıkığını söylüyor.
Araştırmalardan çıkan bir diğer sonuç ise. yine bağımsızlık duygusunun getirdiği bir başka Türk girişimci özelliği: Planlamayı sevmemek.
Yabancı ülkelerde bir projeye başlanacağı zaman ” Türk gibi başla İngiliz gibi bitir” diyorlar. Biz Türkler ise hala birazda etrafımızdaki kişilerin verdiği motivasyon ile, Türk gibi başlıyoruz ama İngiliz gibi bitiremiyoruz.
90′larda Türk tipi girişimcilikte riski dağıtmak amaçlı düşünce yapısı tam oturmadığından olsa gerek, geleneksel yapıda iş modeli tercih ediliyordu.
Üretim’den başlamak üzere tüm bölümler ile firma kendi ilgileniyor, fason üretim dediğimiz sabit maliyeti azaltıcı, karlılığı da arttırabilecek iş yükü devirlerine sıcak bakılmıyor. Araştırmanın acı sonuçlarından biri de geleneksel yapıdan gelen “İşçi çıkarmayalım, kendi bünyemizde çalıştıralım 3-5 kişiye daha ekmek sağlayalım.” anlayışı günümüzde de çoğu işletme de hala hakim durumda.
Bu söylediklerim 1990′lar da Türkiye’deki geleneksel girişimcilik üzerine söylenenler.
Günümüzde durum çok değişti.
Artık fizibilite analizleri yapılmadan, yani planlamadan, Ar-Ge çalışmalarından geçmeden, pazarlama kanadı ile uyumlu çalışmadan ve maliyet analizi için rasyonel kararlar almadan masaya oturmak yok.
Hiç bir girişimci ufak bir iş  için bile olsa emeğini ziyan etmiyor. Şikayetleri analiz ederek, hedef müşteri grubunu iyi tanıyarak, zamanlama, fiyat, kalite, esneklik gibi unsurları dikkate alarak emin adımlar ile ilerlemek artık mümkün.
Artık girişim demek sadece risk altına girmek değil.
Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak