Teknolojik hayatlar

Geçmiş zaman olur ki…

6-7 yaşında yokum henüz. Evin şeklini değiştiriyoruz öyle hatırlıyorum. Yeni mobilyalar gelmiş bir türlü evi yerleştirme işi bitmemiş. Tüm eşyalar evin ortasında toplanmış. Hava kararmış. Biraz da uykum var. Koştura koştura kuzenim çıkıyor alt kattan bizim daireye. Elinde Kodak bir fotoğraf makinesi. İçinde son bir kaç film kalmış. Sizin de fotoğrafınızı çekeyim diyor. Fotoğraf çekilecek hal yok. Zira ev darmaduman. Her yanımız toz içinde. Aile bir araya gelip poz veriyoruz. Tam denklanşöre basacak kuzenim “Aaa bir dakika” diyorum “Bekleyin pembe oyuncağımı da alayım o da çıksın fotoğrafta”. Koşturuyorum o karışıklıkta buluyorum oyuncağımı. Kucağıma alıp poz veriyorum fotoğraf makinasına. Ev dağınık olsa ne olacak? Ailem yanımda, bir daha fotoğraf makinasını nerede göreceğiz de, poz vereceğiz de, aile fotoğrafımız çekilecek. Ancak bir müzikhole eğlenmeye gidersek ya da düğün dernek olursa ancak o zaman fotoğraf makinasına gülümseyeceğiz ailecek.

Aslında evde Zenit marka bir makina var da henüz kullanmayı bilen yok. Fotoğrafı yaptırması da zor. Kara oda, kırmızı oda falan gibi bir şeyler lazım deyip deyip duruyorlar. Anlamıyorum. Tabii bir de külçe gibi ağır ki, kimse kullanmayı bilse bile heves edip de gelin bir fotoğrafınızı çekelim diyemiyor.

Aradan 25 – 30 sene geçti. Aile fotoğrafı ne demek? Aldığımız her nefesin fotoğrafını çekmeye gücümüz var çok şükür. Cep telefonları, tabletler, bilgisayarlar, kameralar… Anıları ölümsüzleştirmek en değer verdiğim şey. Gözümün önünden geçen şeyleri akılda tutmam zor ama fotoğraf öyle mi? Öncesini sonrasını hep hatırlıyorum. Bu kareden sonra şöyle yapmıştık, hani senin yüzün şu sebepten asıktı vs. Hepsi o kareyi görünce aklıma geliyor. Fotoğrafı benim için özel kılan şey bu aslında. Anı ölümsüzleştirmek.

Ali doğduğundan beri her gün bir kare fotoğrafını çekiyorum. Akrabalarım ve güzel kız kontenjanından arkadaşlarım yakışıklı oğlumun büyüyüşünü gün be gün görebiliyorlar. Hatta ben de bir ay öncesinin fotoğraflarına bakıp değişimine şaşırıyorum. Evet doğalı daha 40 gün oldu. Ama değişim şaşırtıcı. An ölümsüzleştirmek için çektiğim fotoğraflar şimdi başka bir şeye hizmet ediyor. Oğlumun büyüyüşünü belgelemek. Gün be gün. Siz bu yazıyı okurken ben bir adım daha ileri gideceğim. Sony Xperia Z3 ile oğlumun ilk banyolarından birini video olarak kaydedeceğim. Suya giren bir telefona sahip olunca o anı da ölümsüzleştireyim istedim. Teknolojinin hayatımızdan eksik olmaması ve ona kolayca ulaşabilmemiz dileğiyle…

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak