Kahve Dünyası Kemerburgaz

Geçen hafta sonu KAhve Dünyası’nın Kemerburgaz’daki kocaman mağazasındaydık. Cevahir’in henüz Araplar tarafından işgal edilmediği zamanlardı. Üst kattaki Kahve Dünyası’nın üst kattaki kocaman rahat koltuklarında oturup fondü ve limonata ile dinlenirdik. Çikolata tercihim için taa o zamanlardan beridir Kahve Dünyası’nı seçiyorum. Bahçelievler’e taşındığımızda da Metroport’dan alışveriş yapardım. Bu kadar iyi bir takipçi olmama rağmen Kemerburgaz’daki mağazadan...
Okumaya devam...

Aşkın fotoğrafı mı dediniz?

Birincim birincim birinç! Benden daha aşık kim varmış? ‘Kesin katılmalıyım bu yarışmaya’ dedim kendi kendime. Hemen aşk ile beraber mutluluğumuzu yansıtan bir kareyi Twitter’dan Mehmet Turgut’un hesabına mention ile gönderdim. Yarışma sonucunu o kadar yoğundum ki takip edememişim. Bir baktım sonuçlar açıklanmış lakin biz içlerinde yokmuşuz. Üzülmeye kalmadı yedekler açıklandı ve işte ben de oradayım....
Okumaya devam...

Olaylar, olaylar

Diyetimizin 25. gününde işler iyice çığrından çıkmış durumda. Bize darallar geldi. Yeme düzeni değişti değişmesine de ipler bir yerde koptumu dur durak bilemiyoruz. Geçen haftayı oldukça hasta geçirdik. İlaçlardan mı artık bilemiyorum yoksa diyet listesinde yememiz gerekenleri yiyecek halimiz olmadığından mı tansiyon yerlerdeydi. El ayak titriyor, ne bulursak onu yiyor mümkün olduğunca çorba limon ikilisi...
Okumaya devam...

2011 çabuk git, yerine bana senden daha güzel bir sene gönder

“Kahkahaya teslim saatleri, hesapsızca profiterol yemeyi, ışık saçan bir bebeği sevmeyi, hayalleri olan biri ile konuşmayı, ‘boşvermişim dünyaya’ şarkısını söylemeyi, açlıktan sızmış bir kediyi doyurmayı, maceralı bir yola çıkmayı, gecenin bir saati bir üst geçitten ışıklı İstanbul’u seyretmeyi, çocukla çocuk olmayı, sokağı hayatı özlemişim…” diyerek başlamıştım 2011’e. Kocaman bir sene hızlıca geçti. Her sene biterken...
Okumaya devam...

Ankara’da dondurma nerede yenir?

Geçen haftalarda yine uzun bir seyahate çıktık. Yol bizi 2 günlüğüne Ankara’ya götürdü. Ankara girişindeki o iğrenç tasarımlı aydınlatmaları görünce “Bu şehrin nesi güzel yaa?” deyip hayıflanıyorum. Ankara’ya gelme fikrini seviyor, her seferinde heyecanlanıyorum ama şehre girince tüm umudum kırılıyor. Çok soğuk bir yer Ankara. Kimse gülümsemiyor. Herkes mekanikleşmiş gibi. Sanki makineleşmiş bir yer. Ben...
Okumaya devam...