Hafta sonu maceraları

Oysa daha geçen hafta denize nazır bir kahvaltı ile yazdan günler çalıyoruz demiştik. Ne çabuk geldi kış. İki gündür yağmura teslim İstanbul. Geçen hafta çok gezince bu hafta kısa bir yürüyüş ile hafta sonumuzu taçlandırdık. Dergiler, kitaplar, yağmurun sesi ile kendimi mutlu ettim. Evin şeklini kış moduna getiri okuma köşesini değiştirdim. Artık camdan biraz daha uzağa yerleştik. Zamanın çoğu kısmı orada geçiyor, evin en sevdiğim köşesi orası. Bu hafta aklımda başka bloglar açmak adına düşünceler dans ediyor. Zayıflamahikayesi.com ilk ayını tamamladığında ben yine yeni bir blog açmak üzere bilgisayar başında uykusuz geceler geçireceğim sanki. Sonra bol bol içini döken bir blogger olmaya devam edeceğim.

Geçne hafta neler yaptım kısaca onlardan bahsetmek istiyorum. Beşiktaş’ta Dikilitaş civarında açılmış olan bir yere davetliydik. Daha önce şurada anlatmış olduğum üzere bu ikinci gidişimiz olacaktı. Arkadaşlarımı göreceğim için çok heyecanlıydım.  İstanbul’un uzak yerlerinde yaşadığımız için bir araya gelmek genelde ancak böyle etkinlikler sayesinde oluyor. Sevgili Aylin, Tijen, Özlem, Bengü ve diğer Aylin’le bol bol sohbet edebildik. Gittiğimiz yerin adı Chef’s Table. Türk Milli Şef Serkan Bozkurt’un yeni açtığı, yemek yapıp bol bol sohbet edebileceğiniz, yeni lezzetleri tadacağınız, kütüphanesinden faydalanabileceğiniz yani mutfak aşığı iseniz tam da size göre olan bir yer.

[imagebrowser id=3]

Masa başında hem sohbet edip hem de doğru yanlış yaptığımız şeyler hakkında bilgi aldık. O günden sonra yaptığım pilavların tarifi değişti mesela. Buzluğuma et koymayacağım artık. O kadar çok püf noktası öğrendik ki, bu sohbetleri her ay yapsak koşa koşa giderim. Şef Serkan Bozkurt başarılar ile dolu olan hikayesini anlatırken aslında bu kısa yaşama ne kadar çok şey sığdırdı diye şaşırdım biraz. Yaşlarımız aynı neredeyse. Chef’s Table’da amatörlerden, profesyonel olup da uluslararası mutfak eğitimi almak isteyen herkesin kendine uygun programları bulacağı bir alan tasarlanmış. Detaylı bilgi için şurayı inceleyebilirsiniz. Ben o gün öğrendiklerimi mutfakta sık sık uygular hale geldim. Yeni lezzetlere açık olmayan ben bile tüm yemekleri çok başarılı buldum. Evet inadımdan yemediğim yemekler oldu, ama o halde bile kokuları çok baştan çıkarıcıydı maalesef ki çokça yemek seçiyorum :/ yiyemedim karides ve patlıcanlı yemekleri. Yemek yapımında bilmemiz gereken püf noktalarının haricinde yemek sunumunda da bilmemiz gereken teknikler öğrendik. Dostları görmek ve sohbette cabası. Bu yazıda o günden bir kaç kare paylaşıyorum.

Onun dışında geçen hafta sonum koşturmaca ile geçti. Pişman mıyım? Hayır. Bitti işte yaz. İyi ki gezip dolaşmışım. Pazar sabahına Sultanahmet Armada Otel’de kahvaltı ederek başladık. Gazetelerimiz okundu, semaverde çaylar içildi, serçeler ile Cankurtaran Sahil’den geçen gemiler arasında başka bir dünyadaydık.

[imagebrowser id=1]

Kahvaltımızı edip, bolca dinlenip enerji depoladıktan sonra Sultanahmette gezimize başladık, Ayasofya, Sultanahmet, Eminönü tüm günümüzü gezemeye ayırdık. Tabii bir sürü fotoğraf çektim. Sultanahmetten içeri girince etrafa uzun bir müddet saf saf baktım. Bunca zaman İstanbul’da yaşayıp da Sultanahmet Camisini ziyaret etmemiş olmak beni kötü etti. Sarhoş gibi oldum diyebilirim. Gözyüzünde bir sürü beyaz bulut, Etraf mahşer yeri gibi kalabalık. İstanbul’da huşu bulmak için gidilecek mekanlar arasında.

[imagebrowser id=2]

Bana da bir sürü fotoğraf kaldı. Fotoğrafların büyük kısmını Sultan türbelerinde çektim. Çiniler, renk renk o kadar renkli olması buranın bir türbe olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Yaklaşık 4 türbe gezdik her birinde şehzadeler çoğunlukta olmak üzere 20 ile 45 arası mezar vardı. İnsanın içi ürperiyor. O kadar güzel kalem işçiliği, sedef işlemeler, İznik çiniler kullanılsa da ölüm soğuk bir terim.

Tripot kullanımı yasak olduğu için ışıksızlıkta zorlandım biraz ama olsun o kadar.  Gün batımında Eminönü civarındaydık ama yorgunluktan gözümü kaldırıp göğe bakamadım desem yeridir. Yine de denize karşı bir kaç kare çektim sizinle paylaşıyorum. Bakalım bu kadar  fotoğraf çekmeye vakit ayırabilecek miyim bu aralar?

Berna Mutlu Aytekin

1 Yorum

  1. Pingback: Hafta sonu maceraları | Blogger's Base | Blogger's Base

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak