Sinirim geldi

Ben sinir oluyorum bu gördüklerime. N’apsam görmesem diye gözlerimi mi yumsam? Yok yumsam ne olucak ki. Devekuşu misali.. Güldüm kendime. Muhtemelen sinir bozukluğundan.
Sel kıyamet derken gözlerim o aptal eğlence programlarını seyretmek istedi. Geçen gün ekranda şu izdivaç programlarını sunmaya başlayan kızcağızı seyrettim. Eskiden başka biri sunuyormuş şimdi de bu kız sunuyor. İzdivaçcı kızı gözüm bir yerden ısırıyor ama tam konduramıyorum. “Selena” dizisi reklamlarında görmüştüm kaşı gözü oynayan bir hali vardı. Belli ki bu tür rolleri oynamakta başarılı ha tamam şimdi hatırladım şu tavuk reklamında da deli gibi oynarken görmüştüm. Neyse Saba’nın programını seyrediyorum orada bişeyler anlatıyordu. Önce deli gibi Hint şarkıları eşliğinde oynadığı “reyting” rekorları kırdığını söylediği bir program görüntüsü geldi. Çok beğenilmiş. Saba’nın kahkahaları ile sürüp gitti program. Yaşlı insanları çok sevdiğini söyledi durdu.Ertesi gün Derya Baykal’ ın programında da eski izdivaçcı kızcağızı gördüm. Oda yoğun istek üzerine meşhur oynamasını sergiledi televizyonda. Olay buymuş demek ki dedim kendi kendime ne kadar deliliğe vurursan kendini o kadar revaçta oluyorsun. Eski izdivaçcı’nın dediğini duyunca bu kadar kolay mı umursamaz olabilmek diye düşündüm. Eski izdivaçcı dedi ki; insan biraz da bu yoğun sıkıntılı haberlerden sonra kendini böyle programları seyretmeye zorluyormuş. Seyretmek hayata devam etmek için iyi birşeymiş. Ruh sağlığımızı korumak için gerekliymiş bıdı bıdı bıdı.. Bense hem kendi akıl sağlığımı koruma açısından hem de şu sel ile ilgili hangi bürokratların hangilerini suçlayacağını daha yakından takip etmek için Cnntürk ve Ntv’yi seyrediyorum. Orada da insanı salak yerine koyan bir sürü reklama tabi kalıyorum. Gözünü sevdiğimin interneti. En azından haber sitesine girdiğimde hangi haberi okuyup okumayacağına karar verebiliyorsun. Taciz boyutunda reklama maruz kalmıyorsun. Sel haberlerini takip etmek için hemen yataktan kalkar kalkmaz Cnntürk’ü açtım. Karşımda reklamlar ve ekranın solundan taa aşağı doğru bir son dakika gelişmesi uyarısı ki zaten tüm gün bitmedi o “son dakika” uyarıları. Ekranda reklamın dediğine göre Cnntürk yalanlanıyordu ama olsun. Belli ki anlaşma önceden yapılmış o saatte o reklamın girmesi gerekliymiş. “İstanbul’un tavan yapacak yatırımı, İstanbul’un cazibe merkezi Başakşehir’de evinizi alın” hödö bödö bişeyler bişeyler. Altında da son dakika yazısı “Başakşehir’de 7 kişi sel sularından öldü” gülesim geldi bu ne saçmalık diyesim geldi. İçimden dedim, sel sularından kurtulamayan tır şöförlerini görünce ağlamaklı güldüm.
Başka şeylere de sinir oluyorum. Mesela şu “alın verin” reklamlarına.. hani hiç inandırıcılığı olmayan ve en çok da sevimsiz bir oyuncakçının ekranları esir aldığı reklam. Ben en çok ona sinir oluyorum. Deniz Gökçe ise kendini vererek oynamış. Zannedersin bakkal kendisi, ama beni sakız almaya ikna edemedi. Her yere iş başvurusunda bulunup, 5 aydır hala bir işimin var olmaması. Deneyimsiz olduğunda deneyim isteyen deneyimli olduğunda da seni pozisyona uygun bulmayan bir ekonomide iş bulmaya çalışmak. Kenardaki birikimlerimi de bitirmenin sıkıntısı belki de, tam bilmiyorum ama hiç sakız çiğneyesim gelmiyor. Peyniri çok severim ama Kars kaşarı da alacak gücüm de yok malesef, üzgünüm Sayın Gökçe.
 Şu “Varyap” reklamına da sinir oluyorum. Her yerde bas bağırmalarına, o ihaleyi bu ihaleyi almalarına, birden bire sürekli gözümün önünde dolaşmalarına, gazetelerde tam sayfa renkli yapılarının reklamlarını göremeye de sinir oluyorum. Bir şey yapıyorsanız yapın ama beni taciz etmeyin, her yerden gözlerimi, aklımı kuşatmayın. Avrupa Konutları reklamınında bir farkı yok beni sinir etme yarışında. Reklamda oynayan aslında moda tasarımcısı olmayan, aslında doktor, mimar olmayan tipleri görünce de “İstanbul’un orta yeri Avrupa” sözünün saçmalığını anlıyorum bir kere daha. Yalan İstanbul’un orta yeri değil malesef orası. Farkındayım Allah’tan oraya taşınacaktık da sel sularına kurban gidecektik biz de. Allah korudu da başka yerde ev baktık.
Ben de ki bu sinir bitmeyecek galiba. Bakın bir sürü insanın öldüğü “tır parkı” dedikleri yerde kaçakmış. Kaçak olsun her yer kaçak yapılsın zaten. Bende bir yolunu bulsam da insanın insan yerine koyulduğu bir yere kaçsam. “Yaşasam” …
Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak