Sen mi geldin oğlum?

Kapı çalınacak ben elimde örmeye çalıştığım yünden bir atkı ve onu görmeye çalıştığım yakın gözlüklerimin ardından sesleneceğim, ‘Sen mi geldin oğlum?’

O günleri de göreceğim. İnanıyorum. ‘Ben geldim anne’ diyerek boynuma sarılacaksın belki bir 20 sene sonra. Ama şimdilik sadece ağlayarak benimle iletişim kurabileceksin bir müddet onu da biliyorum. Belki kokumu alınca mayışacağın uyuma seanslarımız başlayacak. Sonra belki gülümsemelerini göreceğim. Sen büyüyeceksin bizi de büyüteceksin, bizi de değiştireceksin. Biz kayıtsız şartsız bu değişime uyum sağlayacağız.

Sana yararlı olacağı için başka yemekler pişecek bu evde. Sana zararlı olacağı için bazı şeyler evden içeri hiç girmeyecek mesela… Sesimizin tonu değişecek. Uyku düzenimiz, hafta sonu alışkanlıklarımız, hepsinin değişmesine gönüllü razı olduk biz. Sen yeter ki sağlıkla gel dünyamıza.

Seni bekliyoruz. Kulağımız kalp atışında. Seni bekliyoruz, nasıl koktuğunu hayal ederek kocaman bir 9 ay geçirdik. Acaba rahat ettirebilir miyiz, acaba bizi sever misin diye endişelerimiz var. Gerçi bunun için elimizden geleni ardımıza koymayacağız. Çünkü seni çok kocaman bir özlemle bekliyoruz. Hayallerimiz var seninle ilgili. Sırf seninle ilgili de değil, sen geldin diye her şeyin daha güzel olacağına dair hayallerimiz var bir sürü. Yaşadığımız dünyayı daha da güzelleştireceğini düşünüyoruz.

Hadi gel de bizi haklı çıkar. Bugün günlerden 25 Şubat 2015. Biz şimdi seni karşılamaya gidiyoruz. Sağlık sıhatle gel. Çok bekletme anneni babanı…

Berna Mutlu Aytekin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir