Sağlıklı beslenme ve bağırsak ilişkisi

Her şey Ali’nin yeni doğduğu dönemde uzun süre kabızlık çekmesi ile başladı. Bu konuyu Yenidoğanlarda kaka problemi yazımda anlatmıştım. O dönemde probiyotik ve prebiyotik kullanarak bu konuyu çözüme kavuşturmuştuk. Daha sonra ben sağlıklı yaşam ile ilgili çokça okuma ve araştırma yaptım. Bu bilgiler sayesinde 6 aydır bağırsak sağlığı üzerine daha da özenerek yaşıyoruz. Bu yazımda size bağırsak sağlığınızı nasıl iyi hale getirebileceğinizden bahsedeceğim.

Konu bağırsak sağlığı dedik ama neden buna özeniyorum önce ondan bahsedeyim. Bağırsaklar beyin ile ilişkisi olan organlar. Bu konuda çokça kitap okudum ama en kolay anlaşılabilir dili olan Dr Serkan Karaismailoğlu‘nun Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum adlı kitabıydı. Kitapta bir iskender kebabın insan vücudundaki yolculuğu anlatılıyor. Bazı gıdalar vücudumuzda sorunlara yol açıyor ve bunun ilk sinyalini de bozulan bağırsak yapısında görebiliyoruz. Uzmanlar bağırsağı bozan her zararlı içeriğin beyni de aynı oranda etkilediğini söylüyorlar. Tahılların özellikle buğdayın sülfirik asitin en güçlü kaynağı olduğunu biliyor muydunuz? Vücuda bir et parçasından daha çok asit bıraktığını? Bu asidin hücrelere zarar vermesi, kemiklere zarar vererek ostrepoza yol açması ve iltihaplanmalara yol açarak sızıntılı bağırsak sendromu denilen bağırsak yaralarına yol açtığını öğrendim. Gluten bir protein. Ekmeğe elastikliğini veren bir protein. Bu protein sindirim sistemine zarar veriyor. Eğer bağırsaklarımız sızıntılı olursa kötü bakteriler temizlenmeden kana karışıyor. Hücreleri yaşlandırıyor. Ekmeği azaltarak ya da hayatınızdan çıkartarak işe başlamanız tavsiye ediliyor. Ama bırakmak pek mümkün değil. Çünkü ekmek uyuşturucu gibi beynin haz merkezini etkileyen bir yiyecek. Ekmek demeyelim de gluten diyelim. Gluten kolay bırakılmıyor aynı şeker gibi. Vücutta o da aynı şekilde hücre yaşlanmasına neden oluyor. Tahıl Beyin adlı kitaptan bu detayları okuyabilirsiniz. Sızıntılı bağırsaklara sahip iseniz kötü bakteriler vücuda zarar veriyor dedik. Nasıl tamir edeceğiz bu sızıntıyı derseniz, kollajen takviyesi öneriliyor. Bu kollajen nelerde var? Kemik suyunda. Uzun süre (24 saat gibi) kaynatılan kemikler içlerindeki kollajeni suya aktarıyorlar. Bu kollajen hücre oluşumunu hızlandırıyor. Amino asitler içeriyor. Yapımı için instagram’dan pinoeatshealthy hesabından bilgi aldım. Artık biz de bolca kemik suyu tüketiyoruz. Ardından bağırsak sağlığı için probiyotik takviyesi almaya karar verdik. Probiyotik iyi bakteri demek. Biz gluten sayesinde bağırsakları çokça bozduk. Bağırsaklarda kötü bakterilerin biriktiğini fark edebiliyoruz. Yorgunluk, depresyon, egzama, beyin sisi gibi belirtileri oluyor. içeriden onlarla savaşması için iyi bakterileri içeri gönderdik. Bunlar saşe (toz) ya da sıvı formda satılıyor. Damla olanları da var. Biz hepsinden dönem dönem karışık kullanıyoruz. Faydasını gördük. Fitoterapist Ümit Aktaş’ı dün gece dinlediğim. Ülke olarak antibiyotik kullanımında dünya birincisi olduğumuzu öğrendim. Şeker gibi reçete ediliyor. İnsan şaşıyor. Antibiyotikleri aldığınızda bağırsak sağlığınızın 8 yıl geriye gittiğini biliyor musunuz? Peki antibiyotik kullanımından sonra en az 3 ay probiyotik takviyesi almanız gerektiğini? Bebeğinize antibiyotik verdiğinizde o sokağın başından duyulan kaka kokusu birden kayboluyor. Çünkü antibiyotik bağırsaklardaki her şeyi temizliyor. Bebeğinize ilk iki yıl probiyotik desteği vererek gelişimi için çok büyük fayda sağlayacağınızı duymuş muydunuz? Bu tür bilgileri de Diyetisyen Melis Gürakın‘dan öğrendim. Hatta kendisinin “Hangi antibiyotiği kullandığınızda hangi probiyotiği almalısınız?” gibi bir instagram iletisi de var. ona da göz atın derim. Probiyotikleri 20 gün kullanım ardından 10 günlük ara vererek ardında 20 gün bu sefer farklı bir probiyotiğe geçerek tüketiyoruz. Bu probiyotikler vücuda girdiğinde eğer prebiyotikler ile beslenmezler ise bağırsaklara tutunamıyorlar. Dolayısı ile bunları beslememiz gerek. Prebiyotikler ise lifli yiyeceklerde, kefirde, yoğurt ve peynirde bulunuyor. Bunları da evde yaparak katkısız tüketmeye çalışıyoruz. Gerçek Probiyotik Beslenme adlı kitabıyla çokça ev yapımı reçetenin tarifini veren İpek Kuşçu‘nun hem kitabından hem de instagram hesabından çok faydalandım. Kvass tarifi, kefir altı suyu, kefir, kefir peyniri, kuruyemişlerin fermente edilmesi, ,bakliyatların fermente edilmesi ve ev yapımı turşular düzenli olarak evimde yaptığım tarifler. tarifler için kitabını almanızı öneririm. İçinde ne olduğu belli olmaya kola, meyve suyu, gazoz, hatta ayran gibi dışarıdan alınmış içecekler yerine kvass, kefir, pembe kefir (pancar suyu ve kefir karışımı) ev yoğurdundan ayran tüketiyoruz. Yemeklerden sonra midemiz ağrımıyor, yanmıyor, şekerimiz yükselip inmiyor. Gluten ve tahıl ile beslenmenin asidik etkisinden söz etmiştim. Bunların karşılığında alkali kalmak gerekiyor. Alkali olmazsanız hücre hasarı, iç organ hasarına yakalanmanız çok normal. Tuvalete dökülen kolanın tuvaleti tertemiz yaptığı bir anektodu hatırlarsınız sanıyorum. Asit çok yıkım yapan bir etmen. Alkali hayat için ise baş rehberim Dr. Ayşegül Çoruhlu. Kendisinin instagram hesabından çok bilgi alıyorum ama asıl kitaplarından çok fayda gördüm. Alkali Beslenme, Tokuz Ama Açız, Kuantum Beslenme adlı kitaplarını sırasıyla okuyunuz. Yemek tariflerine geçmek isterseniz ise sevgili Gözde’nin Alkalik adlı blogu ve alkalioldumbenanne adlı instagram hesabından faydalanabilirsiniz. Ben smoothie tariflerine ve sağlıklı atıştırmalıklarına bayılıyorum. Gluteni tamamen bırakamadım. Bunca zararını bilmeme rağmen ben de kendime hayret ediyorum. Ama siz bırakmayı düşünüyorsanız Glutensizdünya.com adlı blogunda da yazan benim instagram iletilerinden çok faydalandığım Merih’in sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Instagram hesabı tatlılar, kurabiyeler, fincan kekleri ile dolu. Tabii hepsi glutensiz, şekersiz. Biraz daha teknik hatta laborayuar ortamından hallice iletileriyle beni oldukça mutlu eden Erdem Öner’in instagram hesabı ise yenilikleri denemeyi sevenlere iyi gelecektir. En son hindistancevizi sütü ile kefir yaparken görmüştüm. İsmine tıklayıp sayfasına ulaşabilirsiniz. Kendisi gıda mühendisidir.

Sağlıklı beslenme konusunda iyi yağları kullanarak ( hindistancevizi, ghee, çöreotu yağı) fermente sebze ve meyve tüketerek, kendi probiyotiklerimizi kendimiz yaparak güzel bir yola girdik. Umarım siz de bağırsak sağlığınıza yatırım yapar ve farkı kısa zamanda görürsünüz.

Son olarak İpek Kuşçu’nun geçenlerde TV’de yaptığı kvass tarifini şuraya bırakıyorum. Ne kadar basit olduğunu görün ve yapın isterim. Malzemeler: 1 küçük mor lahana, 2 litre su, bir limon, yarım çay bardağı yoğurt suyu ( kefir altı suyu) 1 yemek kaşığı kaya tuzu, 3 litrelik cam kavanoz. Yapılışı: Limon ve mor lahanayı bir parmak kalınlığında kesin. Kavanoza tüm malzemeleri doldurun ağzını strech film ile kapatın. 7-10 gün arası günde bir defa karıştırarak karanlık ve sıcak bir yerde bekletin. Sonra süzüp için. lahanaları ise ister salatanıza katın ister smoothie’nize katın. Kefir yapımını da vereyim. Kefir için ise şişede satılan kefir kültürü kullanıyorum. Ilık süte katıp cam kavanozun içinde sıcak yerde 24 saat bekletince kefir oluyor. Süzüp kefir bakterisini bir fincan soğuk süte koyup buzdolabına kaldırıyorum. Kefiri içiyoruz. Buzdolabındaki kefir bakterisini daha sonra süt alıp ısıtıp yine kefir yapmakta kullanıyorum. Yoğurt da aynı kefir gibi yapılıyor. 24 saat değil 6 saat bekletmek yetiyor. Ev yapımı yoğurt ile dışarıdan satın aldığınız yoğurt çok farklı. Kefir altı suyu ise kefirin daha uzun süre bekletilmesi ve süzülmesi ile yapılıyor. Tarifler için İpek Kuşçu’nun kitabı tek başına yeterli oluyor. Bu yazımda size aktaracaklarım bu kadar. İlerleyen günlerde ketojenik beslenme, GAPS diyeti ile ilgili de bildiklerimi aktarırım. Sormak istedikleriniz için bana instagram üzerinden ulaşabilirsiniz. Adresim @bernamutluaytekin. Sağlıkla kalın.

Berna Mutlu Aytekin

6 yorum

  1. Sevda   •  

    Harikasınız! Kendi adıma sayfanızdan çokça bilgileniyorum;bebeğim içinde çok faydalı bilgileri yine sizden öğreniyorum..kaleminize sağlık..sevgilerimle

  2. Elif Baki   •  

    Elinize emeginize saglik. Sanki hep duyup bildigimiz seyler ama nedense harekete gecemiyoruz. Yaziniz bu anlamda da yonlendirici, cesaret verici olmus. Tesekkurler:)

  3. Meral Eren   •  

    Gerçekten de süper bilgiler Berna Hnmumarım çeyreğini olsun uygulayabilirim…

  4. Fidan   •  

    Teşkküler

  5. Merhaba, yazınızı okuyunca paylaştığınız her ismi takip edip faydalandığımı görmek beni mutlu etti. Artık sizi de takşpteyim intagramda 🙂 Yaklaşık 16-17 gündür Şekersiz 21 gün yapıyorum. Glutenle ilgili yazdıklarınızı okuyunca canımın şeker yerine gluten yani çıtır çıtır beyaz ekmek istediğini daha net anladım. Faydalı güzel bilgiler için teşekkürler, sevgiler. Aysel

  6. Dilek   •  

    Her yerden sizi takip ediyorum çok ilgili güzel bi annesiniz sizden bilgileniyoruz teşekkürler

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak