Annecim Inception’dayım ben!

Ter içindeyim. Sıcakların ardı arkası kesilmiyor. İki gün sonra geçecek, hava normallere dönecekmiş. Her yerde söyleniyor. Söylenti. Eğer geldiyse bile soğuk havanın bünyeme etkileri daha baş göstermedi. Uyuyamıyor, elimde pudralar nemlendiriciler ile gecenin bir köründe dolaşıp duruyorum evin içinde.

Su içmekten gına geldi, ben ki günde 7 litre su içtiğimi bilirim zamanında. Terleyip duruyorum diye duş almak gün içerisinde en çok vakit ayırdığım iş oldu. 6-7 kere. Eve gelen misafirlerin eline bornozu tutuşturup duş almak ister misiniz diye soran o deli benim evet.

Dün gece biraz da çok yorgun olmanın verdiği rahatlıkla kesin sızarım dedim. Yok öyle olmuyormuş. Kafanda sürekli bir şeyler olunca vücudunun yorgunluk ağrıları başladığında bile sızamıyormuşsun. Uyuyamadım yine. Saat 2’den sonra sızmışım.

Uyandım sonra, bir baktım ki her yerimde kablolar takılı. Elimi kolumu oynatayım deyince fark ettim. Bir hemşire yanıma geldi. Hemen bir trafik başladı olduğum yerde. Olduğum yer uykuya daldığım yer de değil ayrıca. Yanımda eşim de yok. Kocaman bir ekran var karşı duvarda ve  birden annemi gördüm. Yaşlanmış mı biraz ne. Ama gözlerinin içi gülüyor falan böyle. Konuştu bir şeyler söyledi neşeli neşeli hatırlayamıyorum şimdi. Yaşlanmakta yakışır mı bir insana bu kadar diyorum. Her şeyi o kadar normal karşılıyorum ki. Uyudum ve uyandım annecim hiç bir şeyim yok başka. Üzülme sen.

Bu kablolar ne deyince hemşire hanıma, “Vitamin veriyoruz size, malum 10 senedir uyuyorsunuz” diyor. Ne vitamini zaten 100 kiloyum 150 mi yapacaksınız beni, ihtiyacım yok vitamine diye çemkirmeye başlıyorum. Aynayı bana çevirdiklerinde 50-60 kilo bir şey olduğumu görüyorum. Her yerim sarkmış. Kaslarım hareket etmiyormuş 10 senedir. Ellerimi gösteriyor, ayaklarımı gösteriyor. Nasırlarınız yok bakın pamuk gibi oldunuz, diyor Bol bol dinlendiniz. Çok bol…

Bir gün uyumuşum ve 10 sene boyunca uyanmamışım. Hadi canım diyorum. Ya şaka ya rüya bu. Hem bana kocamı getirin. Bir dakika hala kocam var mı benim? Yani olabilir, bırakıp gitmiş olabilir. Uyuyan güzel bu kadar güzelse bile de beklenmez ki 10 sene, di mi ama? Hemşire, Hasan bey çalışıyor diyor. Hala ben onun aşkıymışım. Uyandığımı duyunca hemen yanıma gelmek için yola çıkmış. Oh diyorum şöyle bir içimden. Aşksız hayat olur mu be?

Hemşireyi buldum ya çenemde düşük (nedense o kaslara bir şey olmamış) soruyorum da soruyorum. RTE hala başbakan mı diyorum bizi kim yönetiyor. Cumhuriyetçiler iktidarda diyor hemşire. Hoppala ne cumhuriyeti Amerikan sistemine mi geçtik eyaletlere mi ayırdılar bizi tüh diyorum. Yok Amerikan sistemi değil direkt Amerika’ya geçtiniz diyor. Kardeşim de Amerika’daymış. Elinde çanta ile sürekli seyahatte diyor hemşire. Annem Türkiye’deymiş. Aşk beni iyileştirmek için Amerika’ya götürmüş bizi. Birazdan kardeşinize de bağlanacağız merak etmişsinizdir kardeşinizi. Çok başarılı oldu, evlendi çocuğu bile oldu diyor hemşire. Karşımda ekranlar, gözlerimin içi gülüyor.

Daha rahat uyuyayım diye Amerika’ya taşınmışız ne düşünceli kocam var diyorum hemşire’ye. Farkındasınız di mi 10 senedir uyuduğunuzun, diyor hemşire. Ben de ona masallardan bahsediyorum. 100 sene uyuyan güzel var, prens geliyor öpüyor falan olağan şeyler bunlar niye şaşırayım ki. Bildiğin prensesim ben diyorum ama ayrı tellerden çalıyoruz hemşireyle sanırım.

Neyse Aşk gelsin bir o anlar beni.

Güm güm sesler geliyor bir yandan. Kapıyı vuruyorlar açsak ya diyorum. Aşk geldi sanırsam. Hemşire hiç oralı olmuyor. Kalkıp ben açacağım şimdi. Tabi sen 10 sene başka bir yerde durup da sevdiklerine kavuşmayı beklemedin ki diyorum. Sinirleniyorum. Hemşirenin umurunda değil. Demin söylediklerime bozuldu herhalde. Prensi olmayan prenses ne anlar uyuyan güzelin halinden…

Kapı değilmiş davulcuymuş. Davulcu güzelim son teknoloji rüyalarımın içine bir tokmak sesi ile daldı. Hem daha aşkın 10 sene yaşlanmış halini görecektim. Olsun ömür olsun beraber yaşlanırız. Ama güzeldi rüyam. Arkası yarın olsa hani yatsam bu gece de devamını görsem. Leonardo duy sesimi hadi bir güzel yapılandır şu rüyayı bakıyim sen..

Görsel şu adresten alınmıştır.

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak