Prensip meselesi

Kimi blog yazarı arkadaşlarımız kendi garip alışkanlıklarını anlatmışlar ve bizim garip alışkanlıklarımız hakkında da bizden bilgi almak istemişler. O talihli kişiler arasında bende varım.

Beni de mimlediği için Harun’a teşekkür ederim. Bu yazıyı okuduktan sonra Fundalina‘nın da yazısına göz atmayı unutmayın.

Gelelim alışkanlıklarıma. Garipsemeyeceğinizi ümit ediyorum:

Daha önce çeşitli takıntılarım olduğundan aile sohbetlerinde sık sık anlatıldığından şurada sizlere bahsetmiştim. İnternet ile ilgili takıldığım konulara gelince onları da burada anlatayım.

* Uyandığımda iPhone’u elime alırım. Bu süreç zaten alarmı kapatma ile başlıyor. Ardından maillerimi, Twitter, Facebook, Instagram hesabımı kontrol eder, astroloji uygulamasında burcum hakkında yazılanları okur, Hürriyet  gazetesi uygulamasıyla gündeme bakar güne öyle başlarım.

* Şarj konusunda sıkıntı çeken biri olarak evden çıkmadan önce cihazların şarjının tam olmasına özen gösteririm. Yanımda yedek şarj bataryaları taşırım. Şarj aletlerini de özel bir çantada yanımda taşırım.

* Gerek şifre girerken gerekse yazı yazarken “a” yerine “e” mi yazmışım. Sadece harfi değiştirmem gider geriye tüm yazıyı silerim. Üşenmem sildiklerimi tekrar yazarım.

* Şifrelerimi belirli sıklıklar ile değiştiririm, hiçbiri bir yerde yazılı değildir. Hepsi aklımdadır. Şifre için bir algoritma kullanırım. Her kullandığım zaman da bana bunu yapmamı öneren arkadaşımı anarım. Allah ona uzun ömürler versin.

* İş hariç şahsi olarak 8 mail adresini aktif olarak kullanırım. Neden 9 değil, neden 7 değil demeyin. 8 iyidir güzeldir.

* Alışveriş sitelerindeki üyeliklerimde asla kendi ismimle yer almam. Özellikle hanımlar bu mail adreslerinin ne işe yaradığını anlamaya başladığınızı umuyorum 🙂

* Her hafta sonu gelmeden tüm mailbox’ımı temizlerim. Alert’lerimi kurar, masaüstünü temizler, haftalık çalışmalarımın yedeğini alırım. Toplantılarımı iCloud, anımsatıcı, Google Takvim vb yerlerde senkronize ederim.

* Günlük diyet listemi anımsatıcılara saat ile kaydederim.

* Telefonun internet paketinin yeni aya devredileceği tarihi Google Takviminde kayıt ederim. Her ay resetleme zamanını bana hatırlatan bir alarm çalışır.

* Alışveriş listem, satın alacağım kitapların isimleri vb listeler iPhone uygulaması olan Clear ile iCloud ile senkronize olarak hep gözümün önünde durur.  Programım olan akşamlarda etkinlik detayları, gidilecek olan yerin adresi ve telefon numarası ile beraber iPhone’da bir başka takvimde saklanır.

* Toplantı notlarımı mümkünse hala ajandaya alırım. Eğer ajandam yanımda yoksa iPad / iPhone’un notlarına aktarırım. Senkronizasyon ile eve gittiğimde de çalışabilirim.

* Tüm telefon rehberim iCloud ve Google Rehber ile senkronizedir, ama hepsi yeni yılın ilk ayında temize çekilerek kilitli bir banka kasasında bulunan kilitli bir deftere de aktarılır.

* Bulut hesabımda her şeyi saklarım. Bulut hesabımdaki her verinin hem harici diskde hem de başka bir bulut hesabında yedeği bulunur.

* Maillerimi etiketleyerek saklarım. Etiketler, kategoriler hayatımda olmazsa olmazlarımdandır.

* Kategorize etmeye bayılırım. Bazen hayatı kocaman bir etiket bulutu içinde gördüğüm oluyor.

* Bilgisayarımı, iPad’imi ve telefonumu başkası ile paylaşmam. (Eğer al kullan diyorsam nezaketimdendir aslında içim kan ağlıyordur)

* İyi bir ifttt kullanıcısıyım. Kendisinden azami derece faydalanırım. Örneğin iTunes’a ödediğim her makbuzu ayrı bir yerde klase ederim. Foursquare’de yaptığım check-in’lerimi bir takvimde takip ederim. Instagram fotoğraflarımı Evernote’da ayrı bir not defterinde saklarım vb.

* Foursquare’de çeşitli listelerde mekan tavsiyelerim yer alır. Onlarda diğer her şey gibi Evernote’da haritaları ile ayrı bir not defterinde saklanır.

* ifttt ile bir çok not defteri oluşturduğum Evernote hesabımı haftanın belirli bir gününde kontrol ederim. O gün benim için tüm hafta boyunca biriktirdiğim notları okuma günümdür.

* Reader’ım da tüm blog yazarı arkadaşlarım kategorilenmiş halde yer alır. Hepsi ifttt ile Evernote‘a aktarılır ve yazılarını oradan RSS ile takip ederim. Bu yüzden genelde bloglarında yaptıkları tema değişikliklerinden haberim olmaz. Bununla beraber kimi blogları ise sadece RSS’den takip etmem. Günün telaşesi içinde okumaya kıyamam. Kahve eşliğinde güzel bir müzik eşliğinde okurum. Adeta benim için bir meditasyon olur. Onlar iyi ki varlar, iyi ki yazıyorlar.

* Haftanın belirli günleri ve belirli saatlerinde özel Twitter listelerimde olan kullanıcıların tweetlerine göz atar gerekli bulduğum bilgileri ayrı bir not defterinde sonra göz atmak üzere klase ederim. Şu an 13 ayrı liste ile yaklaşık 1000 kişiyi /markayı Twitter’da yakınen takip ediyorum.

* Yine haftanın belirli günlerinde Zite üzerinden makaleler paylaşırım. Twitter’da spam olarak algılanmamak için paylaştığım makaleleri dikkatle seçerim en fazla arka arkaya 3 tane link paylaşırım. Ben sıkılırdım takipçilerim de sıkılsın istemem. Yine hepsini Evernote’da etiketler ve daha sonra tekrar okumak üzere saklarım.

* Paylaştığım her linkin kaç kere tıkandığını ölçümlerim. Blog yazısı olsun, Twitter linki olsun fark etmez. Paylaşımlardaki etkimi ölçüp analiz ederim. Bit.ly ve goo.gl gibi hizmetlerden yararlanırım.

* Bir çok blog yazısı ve web sayfası daha sonra sayfalarından silinme ihtimali olduğundan, ulaşamayacağım düşüncesi ile hem ekran görüntüsü olarak bulut sisteminde,  hem de yazı metni olarak Readability’de saklıdır.

* Bugüne kadar aldığım doktor reçeteleri, tüm sağlık notlarım, tahlillerim, laboratuar sonuçları ile bulut sisteminde saklıdır. Aynı şekilde tüm diplomalarım, sertifikalarım da yedekli bir şekilde bulut sisteminde saklıdır.

* Ekşisözlük‘de takip ettiğim belirli başlıklar var. Kaldığım sayfa numarasını not alıp ayda bir oradan devam ederim. Başlıkları söylesem gülersiniz ama celebrity’lerden tutun da dizi başlıklarına kadar “hakkında her şeyi bilmek istiyorum” dediğim mevzular için Ekşisözlük benim için hala bir numaradır.

* Blog yazılarımı genelde Pazar günü yazmaya gayret ediyorum. Ayda bir dergilerimi okuma günü, ayda bir not aldığım yeni kitapları satın alma günü, ayda bir yeni konu hakkında araştırma yapıp bir şeyler öğrenme günü gibi ritüellerim var. Bunlara uymayı seviyorum. Ritüelleri kolay kolay bozmam.

* Aynı anda 6 kitap okurum. Hepsinin konusunun ayrı olmasını isterim. İçlerinde mutlaka bir tane “yazar burada ne demek istemiş?” dediğim şekilde boyumu aşan bir kitap ve mutlaka bir tane bir solukta okuyup bitireceğim sabun köpüğü kitap diye tabir ettiğim kitap vardır. Hem anlamak için aklımı zorlasın hem de bir yandan boşaltsın isterim. Sanki böylece ikisi birbirini eşitliyor gibi gelir. Çok sevdiğim kitapları bitirmem. Bitsin istemem.

* Yoğun çalışırken dilediğim müzikler belli, proje yetiştirirken dinlediğim müzikler belli, yürüyüş yaparken dinlediğim albümler bellidir. Sıralamaları dahi değişmez. Standartlarım vardır. Bozulsun istemem.

* Hafta sonu ve hafta içi internet alışkanlıklarım değişiktir. 24 saatten azami yararlanmak için elimden geleni yapar, daha fazla bir şeyler öğrenebilmek için kendime kurallar koyarım.

* Biri konuşurken o anda okuduğumdan bir şey anlamam ama aynı anda müzik dinleyerek okuduğum kitaptan aldığım keyifi iki katına çıkartabilirim.

* Kitaplarımı son zamanlarda e-booklardan tercih ediyorum. Ama yine de basılı yayınları daha çok severim. Kokusu yeter.

* E- kitapların haricinde satın aldığım kitaplarımı da Evernote’a not alarak okurum. Üniversite yıllarından kalma bir alışkanlık bir kenara yazmadığım hiç bir cümlenin aklıma girmeyeceğine inanıyorum. Yazdıktan sonra silerim, önemli olan yazmak.

* Gün içerisinde takip ettiğim dijital dünya ile ilgili videoları YouTube üzerinde özel bir klasör’de biriktirir aynı zamanda bernam.tumblr.com hesabımda da ayrıca yayınlarım.

* Blog yazılarımı yazarken yoğun araştırma yaparım. Halen çokça taslak’larda kalan yazım mevcuttur. Yetersiz gördüğüm hiç bir yazıyı blogda paylaşmam.

* Öğrendiklerimi aktarmayı severim. Birilerinin hayatını kolaylaştırmak için yaşadığımı hissettiğim dönemler çoktur. Birşey öğrenmediğim gün ruhumu öldürdüğümü makineye dönüştüğümü düşünürüm.

* Zaman zaman bazı konulara kafayı takar, saatlerce bilgisayar başında otururum. Özellikle cuma akşamları benim için tam bir aydınlanma gibi olur. Bu konu kimi zaman “En güzel patates yemeği nasıl yapılır?” sorusunun cevabını aramaktır, kimi zaman ise oyun teoreminin hayatımıza etkisi hakkında olabilir.

* Blog yazılarımda şekilciliğe önem verir aslında kimsenin çok da dikkat etmeyeceği kelimeleri yazılarımdan ayıklarım. Aynı şekilde bazı kelimeleri de sanki yazı ile aramızda gizli bir anlaşma varmış tüm metin bittikten sonra içerisine eklerim.

* Şu dijital hayattaki en büyük servetim blog yazılarımsa ikincisi ise bookmarklet’larımdır. Kimse ile paylaşmam. Tüm bilgisayarlarımla senkronize, yedeklenmiş, yedeğinin yedeği de alınmıştır, içinde 4000’den fazla link vardır. En kötü ihtimale karşı jpeg olarak da şifreli bir klasörde saklarım.

* Radyo dinlemem ama trafikte iken biriktirdiğim Podcast’lerimi mutlaka dinlerim. Kahraman Uğurlu’nun Spreaker’dan yaptığı yayınları ve Kayıt Başladı podcast’i dinlemeyi en sevdiklerimdendir.

 

Benim dijital alışkanlıklarım bunlar acaba Kahraman Uğurlu‘nun bize anlatacağı ilginç alışkanlıklar var mı? Ben de onu mimlesem bize anlatır mı?

 

 

Berna Mutlu Aytekin

1 Yorum

  1. Taha   •  

    Okurken yoruldum ne yalan söyliyim. Sen bunları yaparken yorulmuyor musun? 🙂

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak