Pandemi bittiğinde

Hava puslu şimdi. Bir gün kara görünecek ve her şey eski haline dönecek. Dönecek mi? Sen, ben eski halimize dönebilecek miyiz sence?

İşler açılır, yollar açılır, avm’ler sinemalar açılır, pazarlar açılır, deniz kenarları, şehirlere giriş çıkışlar açılır, metrolar dolar… Ya zihnimiz bu kabustan aynı hızla uyanabilecek mi? Haydi canlan Berna bunalıma kendini sevk etme diyorum. Toplumsak bir buhran geçirdiğimizin farkında ol kızım, diyorum. Bu mutsuz hal sadece sana özgü değil. Yine de bu çözümün ne olduğunun belli olduğu bir süreç değil. E öyle olunca kendini iyi hissetmek de pek olası değil.

Kalabalıklardan izole olsam da şu pandemi sürecinde aslında çok çok daha fazla insan ilişkisi kurduğumun farkındayım. Bir kaç gün evvel 10 yıl önceki arkadaşlarımın bir araya geldiği bir sosyal ağ grubuna katıldım. Onları dinlemek bana biraz iyi geldi. Instagram’da yapılan canlı yayınlar, youtube’da takibe aldığım yeni farklı yaşamlar, insanların gözünden pandemi ile nasıl baş ettiklerini görmek bana çoğunlukla iyi hissettiriyor. Çoğunlukla ama her zaman değil.

Günlerdir, tam 1,5 aydır, Covid-19 salgının tam göbeğindeyiz. Yarının ne getireceğini bilmeden başımızı yatağa koyuyoruz her gece. Bu yüzden her gece aksiyonlu rüyalar görüyorum. Sürekli birilerini öldürüyorum. Sürekli sevdiklerimi üzüyorlar. Bitmek bilmeyen bir kabus. Gecesi başka, gündüzü başka kabus. Her gün açıklanan ölü sayıları. Aslında o sayıların çok başka olduğunu söyleyen diğer insanlar. Asla olmaz denen şeylerin oluşu…

Amerika göz göre göre batıyor. Amerika batar mı yahu, diyorum kendi kendime. Petrol fiyatları 50 doların altına düşerse dünyada işler iyi gitmiyor demektir derdi üniversite hocam. Sözü kulaklarımda. Fiyatlar eksiye düştü, hangi 50 dolar? Denizlerde yunuslar görülüyor, Bugün öğrendim ki ozon deliği kapanmış. Fethiye’de yaban domuzları sürüler halinde gezinmeye başlamışlar. İstanbul’da güvercin sürüleri yolda birini gördüğünde peşine takılıp yem istiyor. Rusya’da aç kalan insanlar varlıklı insanların arabalarına notlar yapıştırıyorlarmış. Ya bize para verin ya da arabanızı bulamazsınız diyorlarmış. Dün Trump, “Ey halkım, siz çamaşır suyu içsenize ya, o da mikropları öldüren bir şey değil mi neticede?” dedi. Evet bunu dedi. Amerika’nın neden battığına şaşırmamak lazım. Şimdi dünya böyle garip bir hal almışken gel de gelecek için hayaller kur. Ben kuramıyorum. Oğlumun gözüne bakıp ileride nasıl büyük adam olacağını da düşleyemiyorum. Öyle uzun bir gelecek değil ama haftaya eve istediğimiz besinlerden bulabilecek miyiz, onun bile telaşındayım şu an. Sürekli kendimi bir listeyi check ederken buluyorum. İlaçlar tamam, un var, deepfreeze dolu, bahçeye sebze ektik, bugünkü endişelenme limitlerini fulledin. Hadi yat uyu…

Böyle hezeyanlarla çekip çevrili iken, her şey düzeldiğinde acaba eski ben olabilecek miyim? Hiç sanmıyorum.

Her ay kendime bir bütçe belirlemiştim. Beni sıkmayacak, yormayacak bir bütçe. Bununla kendime denemek istediğim kozmetik ürünlerinden alıyordum. Bu ürünlere ihtiyacım yok. Sadece denemek için alıyordum bir süredir. Pandemi süresince etrafımda o kadar çok ihtiyaç sahibi insan olduğunu gördüm ki böyle saçma bir şeye bütçe ayırdığım için kendime epey bir söylendim. Bu bütçe ile bir çocuğa okul yardımı yapabilirdim, bir aileye erzak alabilirdim. Hiç bir şey yapmasam bu bütçeyi bir kenara koyabilirdim. Nasıl bir hata yapmışsam. Bir daha yapar mıyım, sanmıyorum.

Böyle bir sürü yeni karar alıyorum bugünlerde. Daha çok yazmak bana iyi geliyor. Salgının başından beri bir pandemi günlüğü tutuyorum. Gün gün hayatımızdaki gelişmeleri yazıyorum. Ali’yi gözlemliyorum şu hayatta en keyif aldığım şey oğlumun büyümesine şahit olmak. Bugün bir video çektik. Çok eğlendik. Kendini gün gün ifade edişini seyretmek içimi azıcık umutla dolduran şeylerden biri. Heveslerini, tutkularını beslemek, hayatındaki bir mutlu anı fotoğraf ya da video ile ölümsüzleştirmek bana ilaç gibi geliyor.

Annem zamanında demişti: Anneler çocuklarının hep mutluluğunu isterler. Tabii canım, demiştim. Herkes mutlu olsun. Hayır öyle değilmiş işte. Anneler çocuklarının hep mutluluğunu isterler. Ancak anne olunca anlaşılabilen bir cümle imiş.

Bir gün bulutların, sisin dağılacağına inancım tam. O günü gördüğümüzde şu an nelerin kıymetini kaybettiğini, yeni dünyanın temellerinin nasıl bir noktada iken atıldığını hiç unutmayalım. Çocuklarımıza anlatacağımız günler bunlar olacak.

Sevgiyle,

Berna

Berna Mutlu Aytekin

6 yorum

  1. Mehtap   •  

    Çok güzel bir yazı olmuş tebrikler.Kalbimizden geçenleri yazıya dökmüşsünüz ne mutlu size.

  2. Melahat çevik   •  

    Güzel ve anlamlı olmuş.Bu kadar güçlü bir ülkede salgını yaşıyor olmamız da bizim şanşımız olsa gerek. İyiki İsveçte değiliz mesela. Olacak olacak herşey güzel olacak çocuklarımız yine koşup oynayacak.

  3. Bahar Deniz Özgen   •  

    Merhaba, güzel yazmışsınız. Alinin büyümesini ve sizin sağlığınızı iyileştirme gayretinizi ve güzel paylaşımlarınızı severek takip ediyorum. Evet değişik günlerden geçiyoruz ve evet “ gelecek günlerde ne olacağız?” Endişemiz var. Ben kendimce hiç bu endişeleri korkuları düşünmemeyi ve taşımamayı seçiyorum. Zira bu olumsuz duygularda kalmak enerjimizi düşürüyor ve buna bağlı bağışıklık sistemi zayıflıyor. En önemlisi de annelerin bilinçaltı çocuğunuzunki ile birebir iletişimde ve Ali sizdekileri aynı kendi hissi gibi algılıyor. Danışanlarımdan ve tecrübelerimden gördüklerim de bunu doğruluyor. Evhamlı annelerin çocukları daha fazla hasta oluyorlar. Sadece farkındalık yaratmak adına söylüyorum cümlelerimi. Her durumda nötr kalmayı başarabilirsek biz ve yakınlarımız çok daha iyi olacağız. Dünya bir geçiş döneminde ve bazı karışıklıklar yaşanmadan, daha iyi bir dünyanın temelleri atılamıyor. Belki de çocuklarımız için çok daha güzel bir dünya olacak gelecekte. Bu kainatı ve bizi yaratan yaratıcının bizi üzmek yerine bizi daha mutlu günlere taşıyacağı inancımı büyük tutuyorum. Bu Allahın işi. Günlerin keyifli yanlarını yaşayıp, çözümleri Allaha bırakmak en doğrusu diye düşünüyorum nacizane:) Benim de 2 çocuğum istanbulda yaşıyor. 27-30 yaş bekarlar ve ne olacaklar diye bende düşünüyorum ve “Allahım sen bilirsin” deyip bir derin nefes alıp dikkatimi başka yöne veriyorum.
    Benim de biraz yazasım varmış:) sevgilerimle deyip kesiyorum:)
    Bahar Deniz Özgen
    Boyutsal Nefes Derneği Nefes Terapisti

  4. Ayşecan   •  

    Ne kadar samimi, ne kadar içten, ne kadar doğru, ne kadar sanki ben.. Biz.. Hepimiz.. Sevgi ve sağlıkla kalın..

  5. Sohbet   •  

    Harika bir yorum olmuş. Genel olarak her bakımdan konuyu ele almışınız bu güzel yazınız için tşke derim. Kolaylıklar dilerim.

  6. seyfi   •  

    Merhabalar, çok güzel bir yazı olmuş. Bir gün bulutlar kesinlikle dağılacak!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir