Olaylar, olaylar

Diyetimizin 25. gününde işler iyice çığrından çıkmış durumda. Bize darallar geldi. Yeme düzeni değişti değişmesine de ipler bir yerde koptumu dur durak bilemiyoruz.

Geçen haftayı oldukça hasta geçirdik. İlaçlardan mı artık bilemiyorum yoksa diyet listesinde yememiz gerekenleri yiyecek halimiz olmadığından mı tansiyon yerlerdeydi. El ayak titriyor, ne bulursak onu yiyor mümkün olduğunca çorba limon ikilisi ile aşk yaşıyorduk. Sonra ne oldu, bir yerde ipler koptu. Hangi arada o tatlıyı yedim tam hatırlamıyorum. Muhtemelen şuursuz bir anımdı. Yok ya kimi kandırıyorum gayet de hatırlıyorum. Tv’de en sevdiğim filmin olması ve bu filmi seyrederken sürekli dondurma yiyor oluşum, evi sinema salonuna çevirme alışkanlığımın geçmişlerden gelip beni çağırmasından olsa gerek en sevdiğim dondurmadan yarım kilo almışım. Evet yarım kilo. Belçika çikolatası ve limon sorbeden oluşuyor. Üstüne de Allah ne verdiyse, fındık fıstık çikolata sos bla bla bla…

Aslında sorun dondurma yemek değil. Diyeti bozmak değil. Çünkü diyeti bozmayı, dondurma yemeyi kafaya koyduğum için 2 gün boyunca öğle yemeğini çorbayla geçiştirip akşam yemeğini 2/3 oranında azaltmam, üstüne üstelik bir de yürüyüş yapıp dondurmanın günahını kendimce hafifletiyor olduğumu sanmam. Asıl sorun bundan sonra başlıyor. Canım dondurma istemiyor. Midem dondurma istemiyor. Sadece gözüm istiyor, geçmişten gelen alışkanlıklar dürtüklüyor ve o koca kase dondurma mideye iniyor. Suçluluk duygusu falan yok çünkü sporumu yaptım. 2 gündür normalden az yedim. Hem hastayım tamam mı! Şımarmak benim de hakkım, hem hem en sevdiğim film, dondurmasız seyretmem bu filmi… Benim mazeretler uzar gider. Sen ikna olursun; “Ye hakkın.” dersin, lakin 20 gün boyunca düzelmiş adam gibi çalışmaya başlamış şeker düzeyim öyle demez. Zorla yedim dondurmayı. Resmen yemem lazım diye diye yedim. Aslında midem az yemeye alışmış olduğu için ve gece saat 22:00’de yemek yememeye alışmış olduğu için yemez ben zorla tıktım ağzıma.Ertesi sabah yorgunluk, gündüz el ayak titremeleri, şekersiz bünye ne güzel şeymiş meğerse. Halsizim diyerek portakal suları içtim.

Gelelim tartıya 1 kilo almışım. Hadi sıkar dişimi veririm diyorum ama resmen eziyet çekiyorum. Canım sürekli tatlı istiyor. Bu hafta yemediğim kadar meyve yedim. Yasak olmasına rağmen diyet de olsa Zero içtim. Bir de portakal suyu içtim taze sıkılmış ki bu da yasak. Diyetimde şöyle bir not var. “Eğer kendini kötü hissediyorsan mutlaka yeme dediğim bir şey yemişsindir.”

Evet öğretmenim yedim, cezalıyım. Bu hafta toparlarım çok çalışıp.

 

Not: Eğer tıkındığım yemeklerin fotoğraflarını paylaştığım Foodspotting hesabıma göz atarsanız zaten her şey gün gibi ortada. Nerede o ilk haftalardaki tabaklar ne şimdiki menüler. Bazen de utanmadan bunları Instagram‘da paylaşıyorum. Hesabınız var ise beni takip edip hatta arada bir dürtüp “Şişşşt gitçek o kilolar. Yeme bakiyim onları!” derseniz de pek sevinirim. Alışkanlıklar olmasa vericem bu kiloları valla bak 🙁

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak