Okan Bayülgen bu çocuğu görmeli

Yine bir minibüs macerası. Etrafı gözlemlediğimden midir nedir, ya da böyle ilginç olaylar hep bana mı denk geliyor. Daha önceki maceraları da şurada anlatmıştım. Yine bir ilginç olayla karşınızdayım.

Akşam işten dönüyorum. İş çıkışı yoğun olur ya minibüsler yine öyle. Zar zor kendime yer buldum. Hatta minibüsün son boş koltuğu da benim yanımdaki koltuk. Kapıdan itiş kakış söylene söylene bir kadın ve gençten bir çocuk girdi. Şöyle 13-14 yaşlarında en fazla. Kadının elinde poşetler var. Çocuğun üzerinde eşofman ve bir sırt çantası. “Yer var, gelin buraya yanıma” dedim. Sinirli kadın “Ben oturamayayım da bu otursun. Hasta da biraz.” dedi.

İnsan “Bu” der mi yanındaki çocuğa? Ne garip insanlar var deyip sustum. Neyse yanındaki uzun boylu bebek suratlı çocuk yanıma oturdu. Hastaymış ya, yüzüne baktım sağlıklı görünüyordu. Saçlarını bir bere ile kapatmış. Boş gözler ile bana bakıyor ama gözleri sürekli her tarafı süzer halde. Camdan dışarı bakmaya başlıyor. Trafik sıkışık. Onun bacakları kıpır kıpır. Sığamadık bir türlü. Ben de dışarıya bakıyorum onun omzunun üzerinden. Onun bacakları kıpır kıpır olunca annesi mi ablası mı olduğunu anlayamadığım sinirli kadın pat diye bacağına vuruyor. Kıpırdama anında kesiliyor. Neden böyle yapıyor bu kadın söylese olmaz mıydı, diyorum içimden kaşlarımı çatıp. Kadının siniri oldukça fazla öfleyip pöflemeye devam ediyor…

Trafik hareketlendi. Çocuk birden kendi kendine konuşmaya başladı. Mırıldanma da diyebiliriz. Çok sinirli kadın, deminki bakışımı görmüş olacak ki çocuğa “Lütfen susar mısın?” diye sordu. Çocuksa susmadı. Mekanik bir sesle konuşmaya devam etti. Konuşmalarından ekrana çıkmadan önce Okan Bayülgen’in programını sunan o arka sesin taklidini yaptığını anladım. Biraz robot gibi ama tonlaması ve cümleleri birebir aynı. Şaşırdım dinlemeye devam ettim. Çocuk boşluğa konuşuyor ama hiç istifini bozmadan bir cümle bile atlamadan haftanın konuklarını sunuyordu. Daha sonra da sesini daha yükselterek  “Ve Okaaaaan Bayülgeeeen” deyiverdi.  Ardından aynı Okan Bayülgen gibi konuşmaya başladı. Birden Okan Bayülgen ile seyahat ediyorum sandım. O kadar benziyordu ki. Çocuğun ağzından Okan Bayülgen’in cümleleri çıktı. Yalancı Okan Bayülgen “Hoşgeldiniz” faslını bitirdi. Günün anlam ve öneminden bahsetmeye başladığında benim inmem gerekiyordu.Ben gittikten sonra ne oldu merak ettim. Şöyle de bir teorim var, benim yerime oturan sinirli kadın kesin çocuğu susturmaya çalışmıştır. Kesin.

Neresinden söylesem elde kalır bir konu. Muhtemelen Yağmur Adam vakası ile karşı karşıyayız. Üzülüyor insan. Üzüldüğümle kaldım. Daha iyi bir ebeveyn olmak için dersler, alınsa o çocuğun hayatını kolaylaştırmak için eğitimler verilse…

Şimdi böyle konuşurken sabah otobüste kendisine yer verilmediği için benimle ayakta bekleyen eski Istanbul Beyefendisinin sitemli konuşmalarına benzetiyorum şu hallerimi. Neyse deyip susuyorum. Vatan kurtarmak otobüste, otistik çocuklar için pedagojik eğitim vermek minibüste kolay, belki onlardan daha hasta olan ebeveynlerini de saygı ile anıyorum.

Berna Mutlu Aytekin

4 yorum

  1. FKH   •  

    kesinlikle üzülüyor ama böyle çocukların ileri zekalı olduğu hatta bazı şeyler üzerinde dahileştiği (mesela hafıza) bilinmekte. eğitilmeleri çok önemli. inşallah bu fırsatı bulur..

  2. bma   •  

    o anne mi abla mı işte o varken zor ama inşallah olur ne diyeyim 🙁

  3. yağmur anne   •  

    çocuğundan daha hasta anneden bir anı..
    üsküdardan kadıköye giden bir otobüse 15 yaşındaki otizmli (yani yağmur adam)oğlumla bindim.oğlum yaşlarında bir lise öğrencisi kızın yanı boştu oğlum oraya oturdu.karşı koltukta yine o yaşlarda bir kız ve yanında orta yaşlarda sevimsiz bir adam oturuyordu.
    oğlum yanındaki kıza adın ne hangi okula gidiyorsun diye sorular sordu kız gayet sıradan cevap veriyor.sonra karşısındaki adama adın ne diye sordu.
    adam çok ters sus dedi.oğlum şaşırdı,ben müdahele ettim gülümseyip o tanışmak istemiyor üstele dedim.

    neyse oğlum şaşkın ben iletişim kurmaya çalışacagını bildiğim içim tetikte bekliyorum.oğlum elini adama doğru uzatmak istedi hemen tuttum bir tanem her kes tanışmak istemeye bilir sen yanındaki arkadaşla konuş dedim.bu arada adam oğluma bagırmaya başladı her kesi rahatsız ediyorsun kes sesini gibi bir sürü şey.garip olan şey oğlum çok sıradan görünen ve bu diyaloğlarıda sıradan ses tonunda yapmıştı.bende adama adını sordu cevap vermek istemiyorsan verme ama saygısızlık yapmana gerek yok dedim.adam yerinden kaltı kalabalığın içinde ilerledi ve söylenmeye başladı deline sahip çık gibi laflar söylüyordu.adamın üstüne yürüdüm seni paralarım diye.insanlar engel oldular.oğlum çok şaşkın benimse öfkem içinde kalmış az sonra kadı köyde indik.bir kaç kişi bizi teselli etmeye çalıştı değmez böyle dengesizlerele uğraşmaya diye.aslında değer böyle dengesizlerle uğraşmaya.terbiye etmek lazım ama yaşanacak gerginlikler oğülumu çok gereceği çin susmak zorunda kaldım.
    bunları anlattım çünkü hiç aklınıza gelmemiştir böyle bir olaydan sonra ikinci bir araca binmiş bir anne oğüludur belkide gördüğünüz.bunun gibi onlarca olay yaşayan annelerinde bazen sinirli olması çok normal.
    annelerde tedavi olmalı demişsiniz haklısınız bu hiç kolay bir yaşam değil ama ne yazıkki tedavi falan olma şansıda yoktur yağmur annelerin.otizimli çocuklar çok fazla masraflıdır.anneler çocuklarının ihtiyacını atlayıp kendine para ayırmaz.para ayırsa bile zaman ayıramaz.çünkü yagmur adam aileleri yalnızdır.süreğen bir sorun yaşıyorsanız çevreniz yavaş yavaş boşalır.sizde çocuğunuzu kimseye bıramazsınız dolayısıylada tedavi falan olamzsınız.
    üstün yetenek konusuna gelince haklısınız mesala benim oğlum resm vemüzik konusunda çok yetenekli ama ne yazıkki güzel sanatlar liseleri çocuklarımız almıyor.yabancı di,li çok kolay öğreniyor ama öğretmen iki yıl sınıfa bile sokmadı.dilbilsinde çok iyi bu seneki edebiyet öğretmeni ben bu çocuklarla ilgili bir şey bilmiyorum,öğrenmeyide düşünmüyorum dedi ve yolunu kesti.içtenlikle öğretilen hemen her şeyi öğreniyor ama bizim eğitimcilerimizin içinde içten kaç kişi varki.bizim yaşamımız bu ,toplumun tutumuda bu .önüme koyulan tüm engellere rağmen oğlumu liseye kaydettirdim.daha iyi bir öneriniz varsa bekliyorum.çocuklarımız yağmur adam ama toplum üzerlerine tufan gibi gelince başedemiyorlar.
    soruyorum kimin daha çok eğitime ihtiyacı var.
    çocuğunmu
    eğitimcininmi
    anneninmi
    tolumunmu

  4. bma   •  

    diyecek bir şey bulamadım. Allah kolaylık versin. Oğlunuzun kıymetini bilin. Anne sevgisi çok önemli. Karşınızdaki tipte insanlar ile de hayatınız boyunca mümkün olduğunca az karşılaşmanızı dilerim. Siz eğitim aldırmak isterseniz belki ona eğitim vermek isteyen gönüllü kişileri bulabiliriz. Bu konuda arkadaşlarıma bir danışmak isterim aralarında dediğiniz konularda kendisini bilgi ile donatacak bir çok gönüllü olacağından eminim. Eğitim sistemi bedensel özürlülere de aynı muameleyi yapıyor bunun değişmesi de bu ülke de bu şartlarda çok zor görülüyor. Belki biz gönüllülük esası ile bir çıkar yol bulabiliriz ne dersiniz?

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak