Nuh: Büyük Tufan vurdu bizi

Dün o kadar harika bir gündü ki. Alışveriş yaptım, ailemle beraberdim. İstediğim kitabı buldum, istediğim ayakkabıyı buldum hatta 3 gündür sinemada boş yer aradığım o harika filme bile bilet buldum. Akşam harika sohbetler eşliğinde akşam yemeği yedik. O kadar mutluyum ki yüzbinlerce kez şükürler ettim. Sinema zamanı geldi koltuğumuza kurulduk. 19 dakika boyunca reklamların bitmesini bekledik. Klasik Cinemaximum çilesi. Reklamlar bitti film başladı… Spoiler yok kusura bakmayın. IMDb 6,7 puan vermiş. Ben ise 5.5 verebiliyorum ancak. O da Hannibal Lecter’ın hatrına.

Nuh büyük tufan

Bu yazımda size bu filme gitmemeniz, eğer İstanbul’da yaşıyorsanız bu harika hafta sonunu değerlendirmeniz için 10 nefis öneri sunacağım. Eminim ki birisi kesinlikle size göre. Eğer hiç biri size göre değilse, o kadar çaresizseniz bu filme gidin ve hayatınızın 138 güzel dakikasını içinde Russell Crowe ve Anthony Hopkins gibi harika oyuncuların olduğu bu berbat filme ayırın. Üstelik 3 boyutlu seyredin ki bir de üstüne başınız ağrısın.

İşte “Nuh: Büyük Tufan” filmine 138 dakika ayırmayarak yapabileceğiniz 10 güzel şey:

  • Sultanahmet veya Ayasofya o da vakit geçirin. Güvenlik görevlileri ile sohbet ederek bile daha önce duymadığınız şeyler öğrenebilirsiniz.
  • İstanbul’un delhizlerini ya da tarihi yarımadayı anlatan bir kitap satın alın ve Çorlulu Ali Paşa Medresesine gidin, güzel bir kahve için ve nargile kokuları arasında yaşadığınız toprakların maceralarını anlatan kitabınızı okuyun.
  • Kadıköy – Beşiktaş arası deniz havası alın, martılara simit atın, ince belli de çay için. Deniz kokusunu içinize çekin.
  • Uzun süredir görmediğiniz bir arkadaşınızla buluşun buluşamıyorsanız telefon ile arayın. Bol bol dedikodu yapın.
  • Sevdikleriniz için hediye almaya çıkın. Özel günlerin dışında birinden hediye aldıklarında birinin gününün nasıl güzelleşeceğini düşünün. Yüzlerindeki şaşkınlığı hayal edin, onlar için sevinin.
  • Kuaför, cilt bakımı ya da spa için kendinize vakit ayırın. Hem bu haftaya dinamik başlamanızı da sağlar.
  • Yakınlardaki bir huzurevinin kapısını bir demet çiçekle çalın ve ziyaretçisi olmayan bir hanımefendi ile tanışmak istediğinizi söyleyin. (Etiler ve Bahçelievlerdeki huzurevleri bu konuda çok yardımcı oluyor) Kendinizi hiç tanımadığınız bir hanım ile musiki sohbeti yaparken bulabilirsiniz.  Sık ziyaret edemeseniz bile bu saatten sonra bir mektup arkadaşı edinmiş olursunuz. Mektup aldıklarında çocuklar gibi seviniyorlar
  • Fotoğraf çekmeye çıkın, İstanbul’da turist olmak ne güzel. Balat, Zeyrek, Süleymaniye hattı bu aralar favorim. Tavisye ederim. Başka dünyalar ile karşılaşacaksınız.
  • İstiklal Caddesine geçin. Caddenin kafelerinden biri sizi çağırır, sokak müzisyenlerinin ezgileri sizi çağırır, sanat sergileri sizi çağırır hiç olmadı Karaköy’den yükselen demli çay kokusu sizi çağırır. İstiklal’de hayat vardır vaktin nasıl geçtiğini anlayamazsınız bile.
  • Bunların hiç birini yapmak istemezseniz hazır baharın kapıyı çaldığı şu nefis günlerde en sevdiğiniz müzikleri müzik çalarınıza yükleyin, kulaklıklarınızı takın, Sarıyer – Bebek hattında yürüyüş yapın.

Herkese harika bir hafta sonu diliyorum.

 

 

Berna Mutlu Aytekin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir