Ne desem?

Anlatsın dinliyorum. İçini boşaltsın, onu dinliyorum. Kafamda başka şeyler var ama O  konuşsun, dinliyorum. Dinliyorum, dinliyorum derken aslında dinlemediğimi fark ediyorum ya o kısmı biraz komik. O sussun artık da eskisi gibi başka şeylerden konuşalım. Şu an diğer şahıs yanımızda değil ya kirletmesin benim aklımı onun hakkında konuşarak. Evet yanımızda değil yanımızda olsa söyleyeceği cümleler bunlar olmazdı. Eski arkadaşız 3’ümüzde ne de olsa. Cümleleri bu kadar dikkatsiz ve kırıcı olmazdı aslında. Bir susup da kendine çemberin dışından baksa belki gözlerinden alev çıkartarak anlattığı cümlelerin hiç birini kurmayacak.

Sussun diye bakıyorum gözlerine yok susmuyor. “Bak aslında O iyi kızdır.” diyeceğim. “Hani sen de biliyorsun bunu” diyeceğim, bir susmuyor. Nefes almadan kusuyor içindekileri. Bir sussa bir virgülde araya girecek kadar atak durumdayım. Yok susmayacak belli ki. Bugün ben onu dinleyen, “Yok ya yapmamıştır böyle şey” diye içinden konuşan fakat bunu dile getiremeyen kişi olacağım. Çünkü “Yok ya o dememiştir böyle şey” dersem “Ne o ben yalan mı söylüyorum?” diyecek. Kaç senelik arkadaşım yalan söyleyecek değil ya. Ne denir ki böyle durumda. Susuyorum hadi konu değişsin başka şeye geçelim. Yok hala yarım saat önce kaldığımız yerdeyiz. Ben ona öyle deyince o bana böyle dedi nasıl der bunu bana vesaire vesaire…

Dinliyorum diyorum ya pasif dinleyicilik benim yaptığım oysa aklımdan geçenler:

Dur ya acaba haklı mı? Gerçekten böyle mi oldu bu olay? Peki ya abartıyorsa karşı tarafın dediklerini eksik anlatıyorsa? Şimdi benimle arasında bir tatsızlık olsa daha sonra bunu da başka bir “iyi” arkadaş ile paylaşır mı? Bizim paylaştıklarımız başkaları ile rahatça konuşulacak şeyler mi? Acaba karşı taraf haklı mı? Diğer arkadaşımla karşılaştığımda bu anlattıklarını bilmiyormuş gibi mi davranmalıyım. Yoksa “Bana bunları anlattı, ben rahatsız oldum” mu desem? “Bana bunları anlattı, ben rahatsız oldum doğrusu nedir senden duymak istiyorum” mu desem? “Amaan bana ne” deyip içimden, aklımdan en sevdiğim şarkıyı söylesem de yüzüne bakıp kafamı yana eğip dinliyormuş gibi görünmeye devam mı etsem?” Çay içer misin?” deyip mutfağa mı kaçsam? “Haklısın bana da böyle yaptı, hımm demek o yüzdenmiş” deyip yangına körükle mi gitsem? Susturup “Bak öyle deme biz eski arkadaşız sonra birbirimiz yüzüne nasıl bakacağız?” mı desem? “Sen bunları sinirle anlatıyorsun muhtemelen bir yanlış anlaşma var” deyip mi sustursam? Aslında o senin hakkında böyle böyle düşünüyor deyip ara bulamaya mı çalışsam?

Dedim ya dinliyorum. Kafam bir dünya doldu. Sana da sorayım sayın okuyucu ne desem?

Berna Mutlu Aytekin

2 yorum

  1. Selcelikkol   •  

    aslinda ne diyecegin konuyla o kadar baglantili ki..
    3.sahisin ne yapip yapmayacagindan o kadar eminsen, “iyi” arkadasin anlatirken ya “evet yapmistir bla bla…” diye devam edersin ya da ” yapmamistir, asil amaci sudur, budur” gibi cumleler kurarsin… ama her iki sekilde de karsindakini memnun etmen pek mumkun olmaz, tecrube ile sabittir..

  2. bma   •  

    birilerini memnun etmek için hep rol yapman gerekiyor zaten şu hayatta. Her şey senin kendi memnuniyetine kalsa karşı taraf çok üzülür. Hayat idare etmekle geçiyor çoğu zaman :/

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak