Nazım Hikmet ve Piraye’si

yuzyilinasklari

Bugün 03 Haziran 1963’te Moskova’da soğuk bir mezara hapsedildiğinden beri cansız bedeni, tam 47 sene geçmiş. Aşkı da kardeşliği de ondan dinlemeyi sevmiş bir blog yazarıyım.Onu bazen Zülfü Livaneli’nin sesinden dinledim, bazen rengi solmuş şiir kitaplarının içinden okudum. Bazen de ezbere bildiğim şiirlerini dolunayda başımı aşkın omzuna koyduğumda söyledim…

Sonra Aşkın aldığı bir doğum günü hediyesi oldu bana Yüzyılın Aşkları. Nazım- Piraye aşkını anlatışını, hayat hikayesini Can Dündar’ın kaleminden okudum. Şaşırdım. Benim sevdiğim Nazım bu değildi. Bildiğim Nazım bu değildi.  Sadakatsiz, çaresiz…

Demek ki Nazım’ı Nazım yapan hayatındaki kadınlarmış. Hem kızdım hem o şiirler yazılan kadının yerine koydum kendimi haksızlığa uğramış hissettim. Okumayanlar için kitaptan bir bölüm paylaşıyorum. Okumadan önce Nazım’ın hayatındaki Piraye’yi tanıyalım;

Nâzım, “kalbinin kızıl saçlı bacısı”yla 1930 yılında tanıştı. 1950’ye kadar 10 yıldan az birlikte olabildiler. Kalanını hapiste geçirdi Nâzım… Hapislik yıllarında, bu topraklarda hemen her aşka düşenin birbirine yazıp yolladığı güzelim şiirler ve mektuplar yazdı; tablolar, sandıklar, kutular, kolyeler yaptı karısı için… 24 yaşındaki Piraye ise bir yandan ilk evliliğinden olan iki çocuğuna bakıyor, bir yandan hapisteki eşine kitap, elbise, moral taşıyordu.

“1948 yılı başında Bursa Cezaevine Nazim Hikmet’in ziyaretine dayısının kızı Münevver Berk geldi.
Münevver 31 yasindaydi. Bir ressamla evliydi ve ondan bir kızı vardı. Hem akraba, hem evli olmalarına rağmen bu görüşme bir aşkın kıvılcımlanmasına vesile oldu…
47 yaşındaki Nazım kendisinden 16 yas küçük bu kumral yeşil gözlü kadına sırılsıklam aşık oldu.
1948 sonunda Cumhuriyetin 15. yıl dönümünde bir af umudu doğmuştu.
Nazım Münevver’e de eşinden boşanmasını telkin etti. Birlikte yeni bir hayata başlayacaklardı.
Bu kararı verdikten sonra Kasım 1948 de bir zamanlar en güzel aşk şiirlerini yazdığı karısına şu mektubu yolladı:
Piraye
Aramizdaki münasebetlerden birisi olan fakat zaten bilfiil coktandır mevcut bulunmayan ve daha senelerce de mevcut olamayacağı anlaşılan karı kocalık münasebetimizi, kadın erkek münasebetimizi tasviye etmemiz, kesmemiz gerekiyor. Bunun icap ettiğini uzun muhakemelerden nefsimle yaptigim işkenceli müsahabelerden sonra anladim. Ve sana bir gün bile fazla yalan söylememek için bu münasebetin artik kesilmesi gerektiğini işte hemen yaziyorum.Sen yine benim en yakın insanımsın. En yakın dostum ve arkadaşımsın. Cocukların çocuklarımdır. Bu tarafımızda hiç bir şeyin değişmeyeceğine inaniyorum. Fakat artık karı kocalığımız devam edemez. Bu bağımızı bağlarımızdan ancak bir tanesi olan bu münasebetimizi kesmemiz lazım geliyor. Sana yolladığım bu mektupla beraber ben karı koca münasebetimizin kesilmesi için gereken yerlere müracaatımı da yapmış bulunacağım.
Bütün bu olan biten şeye rağmen yakın iki insan olarak kalacağımızı biliyorum. Benim başım sıkıştığı zaman hapiste olayım, dışarda olayım yine sana koşacağım. Sen de oyle bana koşacaksın. Ömrümün en güzel senelerini, en iyi eserlerini sana borçluyum. Onlar manen ve maddeten senindir. Şimdilik Allaha ısmarladık. Beni affet bile demiyorum. Her şeye rağmen beni herkesten ziyade anlayacak olan insanın yine sen olduğuna eminim. Ellerinden öperim.
Nazim Hikmet
Istanbul da hasta bir çocukla bir başına yoksullukla boğuşan Piraye için beklenmedik büyük bir yıkımdı bu…
Nazım’ın boşanma talebini kabul etti.
Ancak o arada beklenmedik bir gelişme oldu ve beklenen af gerçekleşmedi.
Münevver Nazım’ın çıkamayacağını anlayınca bir maceraya atılmaktan vazgeçti ve eşine döndü.
Şimdi Nazım yeni aşkını kaybettiği gibi eski ilişkisinden de olmustu.
Büyük bir pişmanlıkla Piraye’ye şu mektubu yazdı:
Pirayem Kızıl saçlı bacım benim,
Seni arkadan bıçakladım. Bir damlası benim damarlarımdaki bütün kana bedel kanınla boyandı ellerim. Yeryüzündeki hiçbir insan hiçbir insana benim sana yaptigim kötülüğü yapmamıştır. Bütün bunlara rağmen gel. Sana ” Gel ” diyecek kadar yüzsüz ve alcaksam ne halt edeyim öyleyim işte. Fakat gel. Oğlumuz Memet’in başı için gel ve ben kalan ömrümde ona layık bir baba olmak fırsatını kazanabileyim. Senin yüzüne nasıl bakabilecegimi bilemiyorum. Seninle karşılastığım anda ayaklarının dibine yıkılacağım belki. Belki de sadece bayrağını kendi eliyle düşmana teslim etmiş bir hainin cesaretiyle yüzüne bakmaya calışacağım. Belki de tek kelime söylemeden gözlerimi iskarpinlerine dikip oturacağım. Fakat gel. Hayatım yalnız kendime ait olsaydı gebermeyi çoktan tercih ederdim. Kendi ferdiyetimden, fizyolojimden, kafamin deli hasta tarafından öylesine nefret ediyorum. Fakat yaşamam lazım. Beni affetmek icin değil, beni oğlumuz, kızımız ve onlar gibi iyi namuslu insanlarımız icin yaşatmak için gel ve bir daha da yalnız bırakma. Eteklerinden öperim.
İşte böyle bir Nazım işte. Nazım’ın savrulduğu aşk da bu. Bilmeyenlere ulaştırmak istedim. Kütüphanenizde olması gereken bir kitap. Can Dündar’ın kalemi zaten harika. Mutlaka okumalısınız.


Berna Mutlu Aytekin

6 Yorum

  1. arzuçelik(öztürk)   •  

    nazım hikmet’in şiirlerini ezberlemesemde bir kaçına rastlamıştım birde ulaşamadığı kadınlar ve sevgililer sayesinde yazdığını öğrenmiştim.aşklarına hiç ulaşmak istememiş bu duygular kaybolmasın diye nazımı nazım yapan ulaşabildiği kadınlar değil ulaşamadıkları.hiç aşık oldunuz mu?olanlar bilir aşkın ateşi ulaşamamakta gizli

  2. Meleksu   •  

    Bütün şair ve büyük adamlar gibi Nazım da şıp sevdi. güzel aşk şiirleri yazmışlar ama hep kadılnarın kalbini kıra kıra Onalara çektirdiği acıyı güzel şiirler yazarak hafifletmeye çalışmış. Şimdi kadınları neden şair olamadıklarını dah iyi anlıyorum. Acı çerktirmek ve arkasından özür dilemek daha erkek işi de ondan

  3. bma   •  

    hay ağzınıza sağlık :)

  4. Buketim01982   •  

    Bu Nazım’ı çok bişey sanırdım amma pek de önemli bir şair olmadığını şiirlerinii ve hayatını okuduktan sonra anladım…Tamam vatana aşık  olduğu bir gerçek şiirlerinden de belli , fakat abartılası bir yetenek göremedim doğrusu…….

  5. ela   •  

    nazım hiket gerçekten mükemmel 1 şair. ancak özel hayatını göz önünde bulundurursak şairliği kadar başarılı değil. yine de şiir seven biri olarak benim için önemli olan şiirleri ve onlar harika herkes için öyle olmalı:D

  6. BMA   •     Yazar

    Katılıyorum size. Hikayenin aslını öğrenince çok sinirlendim ama onun gibisi yok ki.

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak