Momtalks 2018

Geçtiğimiz günlerde sevgili Dr Bahar Eriş’in düzenlediği, Hepsiburada.com’un ana sponsorluğunu yaptığı Momtalks 2018’e katılma imkanı buldum. Uzman konukların oturumlarından çeşitli notlar aldım. Özellikle ilgi alanıma giren konularda konukların yer alması beni bu etkinlik için çok heyecanlandırmıştı. Uzak yoldan gitmeme, yağmura yakalanmama ve toplam 5 saatimi trafikte geçirmeme rağmen çok keyfi aldığım bir gün oldu. Başta Dr. Bahar Eriş olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür etmek isterim.

Etkinlikte benim için de sürpriz olan bir gelişme oldu. Hepsiburada bana ulaştı ve teknolojik destek verdiği Girişimci Kadınlar’dan birisi olduğum için özel bir alanda Emzirme Kolyesi ürünlerimden de sergilemek istediklerini bana ilettiler. Hepsiburada’nın özel alanında benim gibi diğer girişimci hanımlar ile de tanışma imkanı buldum. Anlayacağınız Momtalks 2018 bir taşla bir çok kuş vurduğum bir etkinlik oldu. Etkinlikte uzun süredir görmediğim Hassas Anne Ece, Bebek Hemşiresi Esra Ertuğrul, Uyku Meleği Seride Samurkaş gibi konusunda uzman arkadaşlarımı da görüp dinlemiş oldum. Güncel Anne’nin oturumu çokça bilgi doluydu. Diğer oturumlara trafikten dolayı kalamamak da canımı sıktı. Ama yol çok uzun sürdü. hatta o kadar uzun sürdü ki iyi ki yanımızda kitaplar vardı. 3 saatte eve döndük.

İlk olarak Şermin Yaşar’ın söyleşisiyle etkinlik başladı. Şermin Hanım’ın diğer söyleşilerini de keyifle dinlemiştim. Şermin Yaşar genel olarak oyunun çocuğun hayatındaki öneminden bahsediyor. Sohbet edermişçesine sakin, Filiz Akın gibi duru bir güzelliği var. Sadece sesini dinlemek bile bana kendimi iyi hissettiriyor. Çocuğumun hayal gücünü geliştirebilmek, teşvik etmek için elimden geleni yaptığım bir annelik macerasına açılmak istediğimde bana kendisi söyledikleri ile çok iyi bir rehber olmuştu. Hala aynı fikirdeyiz. Çocuklarımız bir şeyden başka bir şey yapabilme gücüne sahipler. Bir taştan bizim aklımıza hiç gelmeyecek bir şey icad edebiliyorlar. Bir sopadan ışın kılıcı da yapabiliyorlar, o sopayla balık da tutabiliyorlar. Ebeveynlerin ya da büyüklerin yaptığı en zararlı şey ise çocukların elindeki bu hayal gücünü yıkmak. Köreltmek. Tırmanmak isteyen çocuğa merdiven getirmek. Yapamazsın demek, tehlikeli demek, sen neden farklısın sen neden herkes gibisin demek. O zaman çocuk çarkın dişlileri arasında giriyor. Biricik, kimseye benzemeyen o beyin zamanla köreliyor. Oysa çocuklar sürekli beyin jimnastiği yapar haldeler. Onları vazgeçtirip, beyinlerinin gelişimine mani olmamak gerek.

İlerleyen oturumlarda bu konunun gelişmiş beyinlerde nelere yol açtığını da Sinan Canan Hoca anlattı. Hatta benim en keyif aldığım oturumdu diyebilirim. Ali Koç, Sinan Canan ve Mümin Sekman’ı dinledim. Aldığım notlarda Mümin Sekban çocuğu başarıya götüren yoldan şöyle bahsediyor:

“Mutlak güç insanı mutlaka bozar. Denetleme mekanizmaları olması gereklidir. İç disiplin, öz denetim, oto kontrol mekanizması başarı için çok önemlidir. Bu mekanizmalar denetlemeyi oluşturur. Bir ebeveynin çocuğuna bırakacağı en önemli miras 500 kitaplık bir kütüphane ( bu konu “Çocuklar Nasıl Başarır?” kitabında yer alıyor) ve çocuğa iç disiplini, öz denetimi öğretmektir. Başarı iç disipline ihtiyaç duyar. Kısa vadede karlı, uzun vadede yararlı olanın ne olduğunu görecek iç disiplini çocukta oluşturmak gereklidir. Mesela sigarayı bırakmak irade ama uzun zamanda sigaraya tekrar dönüş yapmamak iç disiplin ile olur.”

Ali Koç ise Fide Okullarının kurucusu ve Eğitimpedia adlı blogu ile severek takip ettiğim, geçenlerde yine sohbet etmek şansı bulduğum kıymetli isimlerden biri. Eğitim sistemine bakış açısı benim arzu ettiğim gibi. Şöyle diyor:

“Mutlu öğretmenler kendileri gibi çocuklar yetiştirir. Soran sorgulayan öğretmen – öğrenci kadim becerileri unutmaya başladı. Çocuğun sebatına engel olmayın. Çocuğun gerçekten başaramayacağı bir aşamaya gelene kadar müdahale etmemek gerekiyor. Çocuğun sıkılma hakkı olmalı. Sıkılmak yani boşluk yaratıcılığa yol açar.”

Ali Koç daha önce de çocuğun sıkılmak hakkının olmasının altını çizdiği konuşmalar yapmıştı. Sıkılan çocuk üretiyor, hayal kuruyor, zihnini çalıştırıyor. Ali Bey tüm gün ebeveynin çocuğu ile etkinlikten etkinliğe koşmasını da önermiyor. Çocuk kendi kendine de oyun kurabilmeli. Ayrıca her tutum için psikologların kapısını çalmayı da uygun bulmuyor, kaygılı ebeveynliğe de karşı çıkıyor. Tüm konuşmasını “Çok da şaapmayın” diyerek bitirdi. Nasıl bir düşünce ile çocuk büyütmeyi önerdiğini bir cümle ile kabaca ifade etmiş oldu. Tabii konu çok derin. Eğitimpedia sitesinden ayrıntılı görüşlerini okuyabilirsiniz.

Bir diğer konuk ise Sinan Canan Hoca. Kendisinin 2008 yılından beri tuttuğu sinancanan.net adresli blogundan bakış açısını ve bilim yazılarını okuyabilirsiniz. Sıkıcı olmayan bir bilim konusuna gireceğinizi de önceden söyleyeyim. Ben kendisini CnnTurk’te yayınlanan Gündem Özel programından tanıyorum.  Hoca erkek beyni ve kadın beyni arasındaki testosteron farkından dolayı oluşan düşünme biçimlerinin hayatımıza etkisini anlattı. Öncelikle kadınları erkeklerin üst sürümü olarak gördüğünü söylediği an salonda büyük bir alkış koptuğunu belirtmeliyim. Anne karnında ilk dört hafta her şey eşit. 4 haftadan sonra erkek bebeğin testislerinin oluşmasını da sağlayan testosteron hormonu aynı zamanda erkek bebeğin sol beyin gelişimi de etkiliyor. Testosteron yüzünden sol beyin biraz zayıflayınca erkek bireyler daha çok risk alan, ileriye doğru plan yapma konusunda eksiği olan bir hale kavuşuyor. Bebek sahibi olduğumuzda babaların anneler kadar çocuk ile ilgilenmediğini düşündüğümüz bir dönem yaşayabiliyoruz. O dönem için de Sinan Hoca’nın şu şekilde bir söylemi var:

“Sol taraf zayıf olunca bir kez konsantrasyon sağlamakta güçlük çekiyorlar. Yapılan nörofizyolojik deneylerde erkek 2 ya da 3’ten fazla tekrarlayan seslere yanıt vermiyor. Kadın beyni,50 kere de tekrar etse hep aynı potansiyeli veriyor. Peki neden? Bebek her gün yüzlerce kez gık diyecek. Onu anlaması lazım. O yüzden kadınlar detayı konuşmayı çok severler. Erkeğe bir şeyi 3 kez söylersen duymuyor. Göz ardı etme sistemi erkekte baskın olarak çalışıyor. Trafik bile erkeklere göre dizayn edilmiştir. Trafikte risk almak gereklidir. Erkekler risk alır. Eğer trafik kadınlara göre dizayn edilseydi bu kadar çok kaza yaşanmazdı.”

Sinan Canan Hoca’nın örüntü algısı adını verdiği bir konu var ki en güzeli kendi sitesinden girip okumak olacak. Aşağıya bir link bırakacağım. Benim bu hafta üzerinde araştırma yapacağım konulardan biri de bu olacak.

Zihnimizin gizli hazinelerinden bir numune: Örüntü algısı

Hissederek bazı konularda kararlar verebilmemizin mümkün olduğunu bunun da beynimizin frontal bölümü ile ilgili olduğunu, elbetteki bu alanın kadınlarda daha büyük olduğunu dolayısı ile “kadın hisseder” konusunun bir safsatadan ibaret olmadığını anlatıyor. Yine beyin sinir bilimine bakıldığında ise kadının karar verme sürecinde beyninin sağdan sola atlayan bağlantılardan oluştuğunu, erkek beyninde ise yukarıdan aşağıya bir bağlantı sisteminin çalıştığını anlatıyor. Erkekte gri alanlar fazla iken kadında beyaz alanlar daha fazla bu yüzden kadınlar daha hızlı karar veriyor.

Güne dair aldığım notlar ve onlar üzerine yaptığım okumalardan edindiğim notları topladığım blog yazımı burada bitiriyorum. Oldukça eğlenceli ve bilgi dolu bir gündü. Kadın ve erkek beyninin aynı çalışmadığı izah eden araştırma sonuçlarına bakılırsa onlara bu konuda sinirlenmek anlamsız. Biraz da bunun rahatlığı ile eve döndüm. Evet benim beynimde yeni kapılar açan bir gündü. Tüm emeği geçenlere teşekkür ederim.

 

 

Berna Mutlu Aytekin

1 Yorum

  1. Sebile   •  

    Eline saglik . Ancak bu kadar güzel özetlenirdi.

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak