Mahalle esnafı ile olan münasebetler

Sabah erkenden uyandım. Zaten şu saatler ile oynandığından beri metabolizma saatim saat 7 oldu mu ‘Zıır’ diye çalıyor. Uyku fevkaladenin fevkinde alınmış oluyor. Tekrar uyumama gerek kalmıyor. Bayram tatili dönüşü geçer sandım ama 2 gündür erkenden ayaktayım. Dolayısı ile bir an önce ev işlerini bitirip ardından işleri de bitirip onun da ardından gün ışığından yararlanmak amacı ile kitaplarıma gömülmek istiyorum.

Uzun zamandır kitap okumaya ara vermiştim. Şimdi yine 6-7 kitabı birden okuyarak açığı kapatmaya çalışıyorum. Kitap açlığı çok fena bir şey. Gözün doymuyor habire kitap satın alıyorsun. Sonra okumaya fırsat bulmak için ise canın çıkıyor. Vakitsizlikten kafayı sıyırmış durumdayım.

Sabah erkenden kalkan insan ne yapar? Elektrik süpürgesi, çamaşır makinesi çalıştıracak durumda değilim alt katta yaşayan bir bebiş var. ‘Aman o uyanmasın’ diye parmaklarımın üstünde yürüyorum. Attım kendimi sokağa. ‘Hem sabah yürüyüşü  iyi gelir bünyeye’ dedim. Soğukta böyle öff nasıl bi hava. ‘Oooh çivi gibi ayaktayım, zindeyim’ fasa fisoları ile kendimi kandırıyorum. Üşüdüm, dondum.

İlk önce ödenmemiş faturaları ödemeye bir 2,5 kilometre yürüdüm. Kulaklığı takmamışım, beremi de bulamadım bir de yağmur yağmaya başladı mı. Kafam sırılsıklam, kenarlardan kıvrılıp ilerliyorum yol boyunca. Neyse faturalar ödendi sıra alışveriş yapmakta. Önce tavukçuya uğrayalım. Akşam yemeği aklımızdan çıksın. Esnafla kurulan ilişkiler söz konusu olduğunda en saf halimle tavuk satan dükkanın kapısındayım. Ben yine başlayacağım şimdi sormaya.

— Kaç kilo vereyim hanımefendi?

— Yok, yok kilo değil biz iki kişiyiz (Oysa adama ne bizim evin nüfusundan) 5 tane yeter.

Bu sırada tartıya 5 tane değil 6 tane parça tavuk butu koyduğu gözden kaçmıyor tabii. Halbuki ben zaten 4 tane alacaktım 1 tane fazla söylemiştim. Sayının tek olması da sinir etmişti beni. ‘Amaaan olsun’ deyip ses etmemiştim. Şimdi sayı tekrar 6’ya çıkıp çift haneye dönünce içimi bir sevinç kapladı. (Evet farkındayım az biraz takıntılıyım)

Tavukçuyu sinir eden ve benim saftirik olduğumu düşüneceği sorularıma ardı sıra başlıyorum.

— Şimdi bu kaç gün dayanır buzdolabında?

— Buzlukta 1 ay kalabilir hanımefendi.

— Peki buzluğa koymazsak, sıfır derece gözünde kaç gün kalır?

— Buzluğa koyunca 1 ay dayanıyor hanımefendi.

— Tamam anladım. Ben korkuyorum da bu tavuk zehirlenmesi olayından da ondan sordum. Anladım ben o zaman iyi günler size.

Evet anladım. Sorarlar adama ne anladın diye. Allahtan tavuk satıcısı adam her seferinde aynı soruyla muhatap olmaktan yorulmadı. Esnaflık böyle bir şey işte. Aynı soruyu sürekli sorduğun halde ne güzel “Aptal mısın kadın?” diye çıkışmıyorlar sana.

Sıradaki esnafımız sabah ekmeği için uğrayıp 35 çeşit ıvır zıvır aldığım fırın. Ekmek en çıtırından, en kıtırından seçilip kenara konuyor. Sonra “Başka bir şey var mıydı?” sorusu geliyor. Çok kilit soru. Sorma arkadaşım bana sorma. Zaten mis gibi kokuyor fırın. Ben o zaman kendimi kaybedip şu ponçiklerden, şu pizzalardan 5’er tane demeyeceğim sen sormasan. Bir ekmek almaya gidip 2 poşet sıcak poğaçalardan, açmalardan, simitlerden alıp çıkıyorum.

Yağmur hızla bastırınca akşam dizi keyfi için cips, ceviz, badem, fıstık vb almadan kuruyemişçinin önünden mahçup bakışlarla geçiyorum. Yoksa o esnafla da aramız iyi. Yağmur yağıyor koşturarak eve gitmeliyim. Her hafta uğradığım için ben kuruyemişçinin dükkana girdiğim de adam ellerini ovuşturmaya başlayacak gibi geliyor.

Gelelim evin altındaki berbere. Berber’de kadın kısmının ne işi varmış demeyin sakın. Kendisi ben evde olmadığım zamanlarda kargolarımın teslim edildiği tek adres. Bayram tatili dolayısı ile evde değilken, kargolarım emanet edilmiş. Geçenlerde “Abla sen ne yapıyorsun bunlarla, sana habire bir şeyler geliyor?” deyiverdi. Ne diyeceğimi şaşırdım. Test ediyorum dedim ama anladığından pek emin değilim. Anlatamadım yoksa adam cin gibi adam (Gelen paketlerin üzerinde bazen benimgunlerim.com yazıyor. Belki okur blogumu şirin gözükeyim)

Kendisi sorgusuz sualsiz kargoları kabul ettiği ve bana teslim ettiği için bir gün kek yapıp kapısını çalayım diyorum ama malum orası bir erkek berberi. Kapıyı bir tabak kek ile çalmak pek bi saçma kaçacak. Kendisine buradan teşekkürlerimi sunayım.

Benden bugünlük bu kadar. Bayram tatili maceramızı da fotoğrafları düzenleyip en yakın zamanda yayınlamak istiyorum. O zaman hakkımızda hayırlısı.

Berna Mutlu Aytekin

1 Yorum

  1. Haaa sen de katıldın erken kalkanlar arasına yani. Bak gün ne kadar uzun oluyor, fark ettiğin gibi.

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak