Lezita blogger etkinliği
BMA // 13 Temmuz 2011 // 0 yorum // kategori: Benim günlerim, featured, Mutfakta ne var? Pin It
Stumble It!
Aslında başlık bu olmamalı. Lezita’nın doğum günümde yaptığı sürprizden bahsetmek ve gerçekten çok lezzetli bulduğum hediyelerinden bahsetmek istiyorum. Lezita etkinliğinin olduğu gün, sıcaktan ya da kahvaltıyı fazla kaçırdığımdan, belki de arkadaşlar ile dedikodu yapmaktan
yemeklerin tadına bakamamıştım. Eve gönderdikleri ürünleri ise tek tek deniyorum. Hediye ettikleri ürünlerden yarısını pişirdik. Gayet çarçabuk sofraya gelebilen “önceden pişirilmiş” tavuk ürünleriydi. Hatta bu gecenin yemeğine tam olarak tavuk döneri diyemeyeceğim. %70 piliç, %20 dana ve %10 piliç kuzu etinden hazırlanan bir ürünmüş. Ama Piliç eti çok olmasına rağmen o sevmediğim tavuk döneri tadı yoktu. Yine pişirirken dikkat ettiğim bir başka konu da 500 gr tavaya koyduğumuz yemeğin 300 gram + bolca da yağ olarak önüme gelmesi. Bu da Lezita dönerde olmayan bir güzellik. Bir diğer sevmediğim şey ise dönere katılan bol baharat tadı. Bu üründe o durumda yok. Çocukluktan beri dışarıda belli yerlerde yemek yerim. Her yerde döner yiyemem. O lezzeti ile ünlü mekanlarda (HD, Sadık Efendi vb. ) bile döner yemem. Onlara bir kere bu şansı verdim sonuç ise, kiminde baskın bir karabiber tadı, kiminde de yemekten sonra midemin canına okuyan bol yağ mevcut. Lezita’nın dönerinde böyle bir soruna rastlamadım. Yemek yiyeli 4-5 saat oldu ama midemde bir sıkıntı yok çok şükür (midemi ağrıtır mı diye düşünmedim değil) Daha önce yine önceden pişirilmiş buzluktan tavaya atıp 5 dakika da sofraya getirebileceğimiz yine bildik bir markanın dönerini almıştım. Tabi sağlıklı olsun diye tamamen tavuk etinden yapılmıştı. O kadar yavan gelmişti ki “Şimdi bu tavuk etinin tüm sağlıklı halini bozup mayoneze bulasam ancak lezzetli hale getirebilirim” demiştim. Kurban bayramında babaannemin yaptığı o lezzetli döner tadına yaklaşmış diyebilirim.
Bize etkinlikte anlatılan bazı konulardan bahsetmek istiyorum. Diyetisyen hanım bizlere Lezita’da üretilen ürünlerin raf ömrünün çok kısa olduğunu ve bunu bilerek tercih ettiklerini çünkü uzun raf ömrü olan ürünlerde eklenen bazı maddelerin fazla eklendiğinde insan sağlığına zarar vereceğini söyledi. Bu konu üzerinde uzun uzun sohbet ettik. Monosodyum glutamat adı verilen kıvam arttırıcı bir bileşenin üründe ne kadar az (mümkünse hiç) olursa o kadar sağlıklı beslenebileceğimizden söz etti. Tabi sadece bu bileşen değil, aynı zamanda plasiyer araçlar ile büyük marketlerin dolaplarına gönderilen ürünlerin arasındaki soğuk zincirin de kırılmaması gerekiyor. Sırf buna güvenmediğimden dolayı herhangi bir marketten tavuk satın almaya çekinir durumdayım.
Denediğim bir diğer Lezita ürünü de “kırmızı ve yeşil biberli tavuk çöp şiş”
Çöp şiş dediğin mangalda olur diyerek mangalı mutfakta yakamayacağım için Hecha tavamı ateşte usul usul ısıttım. Bir pakette 6 tane çöp şiş var. Açıkçası iki kişi için fazla geliyor. Ben 2 tane çöp şiş ile doydum. Pişmesi çok uzun sürmedi. Yine çarçabuk sofraya gelen bir menü. Biberler acı mıdır diye çekindim. Bir önceki gün ağzım burnum biberden yandığı için. Ama yok değilmiş. Dış görünüşüne bakınca yine ön yargılıydım. “Şimdi saman gibi bir diyet yemeği olur kesin bu” dedim durdum. Ama göğüs etinden değillermiş. Tavuğun en sevdiğim yerinden yapılmış. Takdirlerimi kazandılar. Diğer ürünlerini de en yakın zamanda dener, size yine iştah açıcı görüşler yazarım bugünlük bu kadar.
Etiketler: blogger etkinliği > lezita


