Küresel kriz bitmiş-yalan

Açıklanan ekonomik veriler çerçevesinde “Küresel Kriz” bitti, ilerleme sağlıyoruz deniliyor.  Bu verilerin aslında söylemek istediği başka şeyler var.
Ocak ayı enflasyon verileri umduğumuzun üzerinde çıktı. Sanayi üretim verisinin de iyi bir rakam olacağı umulmuyordu. Geçen ayın dış ticaret verilerinin yüksekliği de bizi şaşırtmıştı. Çünkü veriler de bir canlanma görülse bile, yaşananlar küresel krizin bu kadar kolay atlatılamayacağını gösteriyordu. Olsa olsa baz etkisinden kaynaklanan bir durumdur deyip geçiyorum. Yunanistan’ın euro’yu sömürmesine, bu durumun pariteyi alaşağı edilmesine müdahale edilemediği için küresel krizin de çarçabuk ortadan kalkması beklenilmemeli.
Normal şartlarda Ekim ayında tüketici fiyatlarının yükselmesi makul karşılanır, ocak ayında 1,85 gibi yüksek çıkması ilginç bir durum. Alkollü içecekler ve sigara zamlarının buna etkisi olduğu ortada. Üretici fiyatlarındaki artışın imalat sanayindeki artıştan küçük olduğunda, ( 0,58 > 0,22 ) kriz ülkeyi terk ediyor diye sevinilecek bir durum olmadığının da sinyalini alıyoruz. Ödemeler dengesinde ki aralık ayı verisi, 3,2 milyon dolarlık dış açık ise bizi şaşırtan diğer bir rakam. Umulandan yüksek çıktı. Ekonomik toparlanmanın lafta kaldığını anlatan bir rakam. Her şey dibe vuran ekonominin şimdi biraz faydalandığı baz etkisinden ibaret. Türkiye hızlı bir toparlanma sürecine girdi diyenlere inanmayın. Rakamlar başka şeyler söylüyor.
Gelelim Yunanistan’a, daha çokça bir süre konuşulacak Yunanistan. Neden her seferinde Yunanistan’a değiniyorum. Yunanistan bizim komşumuz. İhracat ve ithalat için en yakın ülke. Euro’nun ipini çekecek olan ülke’de diyebilirim. Dünya’da değerli halde olmaması gereken dönem de bile dolar’ı değerli hale getiren para birimi bu ülke’de işliyor. Yunanistan Turizm açısından rekabet ettiğimiz ülkelerden biri. En büyük gelirlerinin de bu sektörden olduğunu bilmekte fayda var. Yunanistan’ın özel bir durumu da var. Avrupalılar Yunanistan’ı Avrupa medeniyetinin merkezi olarak gördüğünden olsa gerek, üzmek istemez, tersine, şımartmaktan hoşlanırlar. AB’nin kandırılmasına rağmen Yunanistan’a destek vereceği söyleniyor. AB’den hibe adı altında aldıkları paraları harcayarak, hesabını soran AB’ye ise yalan beyanda bulunarak bugünlere gelmişler. İnanılmaz bir ithalat- ihracat farkı var. (61 milyar dolar ithalat- 18 milyar dolar ihracat) Küçülmeleri kurtulmalarına yardımcı olacak. Şu an grevler sürüyor. AB’nin bir üyesinin iflasına katlanamayacağını düşünenler çok fazla. İşte bu yüzden Almanya ve Fransa gibi ülkelerin yardımıyla biraz ekonominin toparlanacağı konuşuluyor. Tabi Almanya’nın hali de pek iç açıcı değil. Fransa büyüme tahminini revize ederek 2010 için güzel bir ekonomi izleyeceğini planlıyor. Gelişmeler için ilerleyen günleri bekliyorum. Bir dahaki hafta yine ayrı bir dikkatle takip ettiğim Çin ekonomisi ile ilgili şeyler karalayacağım. Haftaya görüşmek üzere.

Açıklanan ekonomik veriler çerçevesinde “Küresel Kriz” bitti, ilerleme sağlıyoruz deniliyor.  Bu verilerin aslında söylemek istediği başka şeyler var.Ocak ayı enflasyon verileri umduğumuzun üzerinde çıktı. Sanayi üretim verisinin de iyi bir rakam olacağı umulmuyordu. Geçen ayın dış ticaret verilerinin yüksekliği de bizi şaşırtmıştı. Çünkü veriler de bir canlanma görülse bile, yaşananlar küresel krizin bu kadar kolay atlatılamayacağını gösteriyordu. Olsa olsa baz etkisinden kaynaklanan bir durumdur deyip geçiyorum. Yunanistan’ın euro’yu sömürmesine, bu durumun pariteyi alaşağı edilmesine müdahale edilemediği için küresel krizin de çarçabuk ortadan kalkması beklenilmemeli.Normal şartlarda Ekim ayında tüketici fiyatlarının yükselmesi makul karşılanır, ocak ayında 1,85 gibi yüksek çıkması ilginç bir durum. Alkollü içecekler ve sigara zamlarının buna etkisi olduğu ortada. Üretici fiyatlarındaki artışın imalat sanayindeki artıştan küçük olduğunda, ( 0,58 > 0,22 ) kriz ülkeyi terk ediyor diye sevinilecek bir durum olmadığının da sinyalini alıyoruz. Ödemeler dengesinde ki aralık ayı verisi, 3,2 milyon dolarlık dış açık ise bizi şaşırtan diğer bir rakam. Umulandan yüksek çıktı. Ekonomik toparlanmanın lafta kaldığını anlatan bir rakam. Her şey dibe vuran ekonominin şimdi biraz faydalandığı baz etkisinden ibaret. Türkiye hızlı bir toparlanma sürecine girdi diyenlere inanmayın. Rakamlar başka şeyler söylüyor.Gelelim Yunanistan’a, daha çokça bir süre konuşulacak Yunanistan. Neden her seferinde Yunanistan’a değiniyorum. Yunanistan bizim komşumuz. İhracat ve ithalat için en yakın ülke. Euro’nun ipini çekecek olan ülke’de diyebilirim. Dünya’da değerli halde olmaması gereken dönem de bile dolar’ı değerli hale getiren para birimi bu ülke’de işliyor. Yunanistan Turizm açısından rekabet ettiğimiz ülkelerden biri. En büyük gelirlerinin de bu sektörden olduğunu bilmekte fayda var. Yunanistan’ın özel bir durumu da var. Avrupalılar Yunanistan’ı Avrupa medeniyetinin merkezi olarak gördüğünden olsa gerek, üzmek istemez, tersine, şımartmaktan hoşlanırlar. AB’nin kandırılmasına rağmen Yunanistan’a destek vereceği söyleniyor. AB’den hibe adı altında aldıkları paraları harcayarak, hesabını soran AB’ye ise yalan beyanda bulunarak bugünlere gelmişler. İnanılmaz bir ithalat- ihracat farkı var. (61 milyar dolar ithalat- 18 milyar dolar ihracat) Küçülmeleri kurtulmalarına yardımcı olacak. Şu an grevler sürüyor. AB’nin bir üyesinin iflasına katlanamayacağını düşünenler çok fazla. İşte bu yüzden Almanya ve Fransa gibi ülkelerin yardımıyla biraz ekonominin toparlanacağı konuşuluyor. Tabi Almanya’nın hali de pek iç açıcı değil. Fransa büyüme tahminini revize ederek 2010 için güzel bir ekonomi izleyeceğini planlıyor. Gelişmeler için ilerleyen günleri bekliyorum. Bir dahaki hafta yine ayrı bir dikkatle takip ettiğim Çin ekonomisi ile ilgili şeyler karalayacağım. Haftaya görüşmek üzere.

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak