Kış uykusu sinema izlenimlerim

Kış Uykusu vizyona girer girmez artık Altın Palmiye’nin verdiği heyecanla mı yoksa Nuri Bilge Ceylan‘ın kadrajını çok özlediğim için mi bilmem hemen sinemaya koştum. Eşimle seyrettiğimiz bu neredeyse 3,5 saatlik şölen bitip perde karardığında salondan hemen ayrılamadığımızı belirtmek isterim. O akşam eve dönüş yolunun oldukça güzel sohbetlere sahne olduğunu söyleyebilirim.

Bugün yine bu sefer de annem ile seyretme imkanı buldum. Sanırım bir arkadaşım da şimdi kendisine eşlik etmemi istese yine giderim. Sinemaya tek gitmek de güzel ama lütfen bu filme en yakın arkadaşınızı, sevgilinizi, annenizi -babanızı alıp gidin. Çünkü çıkışta kafanız gürültüden şişmemiş olacak, gözleriniz 3D çilesinden yorulmamış olacak. Belki de saatlerce film hakkında konuşmak isteyeceksiniz. Gitmeyenler için söylüyorum. Evet film çok uzun. Gerçekten. Ama emin olun filmden çıktığınızda konuştuğunuz konu filmin bunca uzun oluşu olmayacak. Oyunculukları, diyalogları, ışığı, yönetmeni, kurgusu, kar dolu Kapadokya‘yı, hatta sofradaki tabakları bile konuşacaksınız ama filmin uzunluğunu değil.

kış uykusu afiş

Biraz Kış Uykusu‘nun konusundan bahsedeyim:

Film Ocak – Şubat aylarında Kapadokya‘da geçiyor. Aydın (Haluk Bilginer) Kapadokya’da bir otelin sahibi. Varlıklı bir aileden geliyor daha önceki yıllarda tiyatro ile ilgilenmiş şu anda yerel bir gazetede köşe yazarlığı yapıyor. Kendisi sadece otelin değil şehirde yer alan bir çok dükkan ve evin de sahibi. Daha doğrusu kız kardeşi Necla (Demet Akbağ) ile birlikte babadan kalan bu mirasa sahipler. Bir de genç eşi var. Adı Nihal (Melisa Sözen) O da hayır işleri ile uğraşarak Kapadokya’da hayatını geçirmeye çalışıyor. Aydın ve Nihal, boşandıktan sonra İstanbul’dan gelip Kapadokya’ya yerleşen Aydın’ın kız kardeşi Necla ile beraber yaşıyorlar. Yardımcıları Hidayet (Ayberk Pekcan) ile birlikte oteli çekip çeviriyorlar. Kapadokya’nın bir başka köşesinde ise İmam olan Hamdi (Serhat Mustafa Kılıç) ile tanışıyoruz. Hamdi aynı zamanda hapisten yeni çıkmış İsmail’in (Nejat İşler) ağbisi. Kış gelip de kar yağmaya başlayınca yaşanan bir kaç günün hikayesinin anlatıldığı Kış Uykusu, şu an itibariyle Nuri Bilge Ceylan’ın diğer filmlerine nazaran gişeden en başarılı sonucu alan filmi olmuş durumda.

 

Ana karakterleri bu şekilde size tanımlasam da yan oyuncular da oldukça ses getiren performanslara imza atıyorlar. Diğer filmleri anlattığım gibi burada size Kış Uykusunu anlatan cümleler kurabileceğimi sanmıyorum. Genel olarak Nuri Bilge Ceylan’ın fotoğraflarını filmlerinden daha çok severim. Filmlerini de bu sevdiğim kadrajlara ile çektiği için görüntü benim için birinci sırada, oyunculuk ve kurgu ise benim için ikinci planda kalıyordu. Ta ki Kış Uykusu‘nu seyredene kadar.

kış uykusu

Geniş açılar, geniş alınmış (8 – 15 dakika) diyaloglar, uzun tutulmuş susuşlar, her biri sanki bir portre fotoğrafıymışcasına oyuncuyu kameraya sabitleyen bakışlar, doğru kullanılmış ışık. Hatta şapka çıkartılacak o ışık, o kadraj, o sinematografi…

Muhteşem manzaralar. Yaz gününde kar, soğuk rüzgar film boyunca iliğimize kadar işledi diyebilirim. İletişimsizlik, hesaplaşmalar, eleştiriler, kinayeler, imalar, bakışlar beni rahatsız etse de bu kadar iyi oynanmasaydı bu kadar rahatsız etmezdi. Sahne kocaman bir tiyatro sahnesi ve başta Haluk Bilginer – Demet Akbağ diyaloglarını seyretmek beni gerçekten çok mutlu etti.

kış uykusu

Karda giden otomobil, karla kaplı tren yolları, yağmur çamur arasında koşan Yılkı atları, kilimler ile kaplı yöresel odalar, o güzelim şömineler, o şöminelerden neredeyse burnuma gelen odun kokusu, buz gibi imalı, eleştirel sohbetlerin arkasındaki o birazdan her şey süt liman olacak diyen sarı romantik ışık. Taş duvarlar ve o duvarların arasında geçen birbirine yabancıymışcasına mesafeli sohbetler…

Filmde geçen bir diyalogda yer aldığı şekli ile “Susarak eleştirmeyi iyi bilirsiniz” cümlesinin hakkını veren oyunculuk… Kitaplar, duvarlardaki tablolar, Haluk Bilginer’in sıcacık samimi ses tonu, bunu yalanlayan Aydın karakteri, Demet Akbağ’ın keşke hiç yaptırmasaydı dediğim estetikli yüzü, Serhat Mustafa Kılıç’ın muhteşem oyunculuğu, Nejat İşler’in özlenen her zamanki umursamaz hali… Her ne kadar role uygun bir oyunculuk sergilediğini düşünmesem de – zaten İlyas için kurgulanan role uygun diyaloglar yazıldığını düşünmüyorum – Nejat İşler’i çok sevdiğim için filmde olması çok güzel oldu.

kış uykusu

Filmde kullanılan müzik ve Shakespeare alıntıları, klasik müzik dinlemeyi seven biri iseniz ve hayatınızda klasikleri okuduğunuz bir dönem olmuşsa siz de Kış Uykusu’na yabancılık çekmeyeceksiniz. Böyle bir filmin belki de aldığı ödül sayesinde daha geniş kitlelere ulaşacak olması beni mutlu ediyor. Nuri Bilge Ceylan ise iyi ki Haluk Bilginer ile çalışmış. NBC, Demet Akbağ, Nejat İşler ve Melisa Sözen ile çalışmasa bu film için büyük eksiklik olmazdı belki ama Haluk Bilginer gerçekten bu filmde yeri doldurulamayacak bir oyunculuk sergiliyor.

Film Çehov, Tolstoy, Dostoyevski ve Voltaire’in hikayelerinde oluşuyor. Haluk Bilginer’in filmde yer almayı 3 kez reddedişi ve film hakkındaki görüşleri de oldukça etkileyici. 

Kış Uykusu, sınıf farklılıkları, ahlak, nankörlük, vicdan, iyilik, kötülük ve burjuvaziye bir başka gözden bakma imkanı bulduğum bir film oldu.  Hakkını vererek yazamayacağıma inandığım ilk sinema yazım olarak da kişisel tarihime bir not olsun. Anlatacak o kadar şey var ki. Karşımızda dantel gibi ilmek ilmek işlenmiş bir film duruyor. 200 saatlik çekimleri 196 dakikaya indirmek belki biraz fazla şeyi kaçırmamıza yol açtı ama belki DVD’de daha uzun bir Kış Uykusu seyretme imkanı yakalarız. Şahsen Yılkı atlarını, kar ile kaplı Kapadokya’yı, kahvaltı masası sohbetini ve içki masası sohbetini daha uzun süre seyretmek isterdim.

Film 3.500 kişinin verdiği oy ile IMDb’den 9.5 puan aldı. 

Umarım siz de seyreder ve seversiniz, Kış Uykusu ne kadar ilgi görürse sanıyorum ki Nuri Bilge Ceylan bir sonraki NBC şahaseri için daha istekli olunur ve yeni film çabucak seyirciyle buluşur.

Yazımı filmde gayet yerinde kullanılan bir cümle ile kapatmak istiyorum.

“Vicdan korkakların kullandığı bir sözcüktür. aslında güçlüleri korkutmak için icat edilmiştir.” Shakespeare

Kış Uykusu ödül alan bir film olmanın madalyası boynunda, hala sinemada ve sizin gitmenizi bekliyor…

 

Berna Mutlu Aytekin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir