Kırmızıya bu şartlarda koşmak istemem.

Akbank’ın bu “Kırmızıya Koş”  kampanyasını çok sevdiğim bir ajans yürütüyor.

En başta Akbank’ın eski çalıştığım kurum olduğunu hatırlatmam da fayda var. O yüzden bir ayrı takip ediyorum kampanyanın sosyal mecradaki yankılarını.

Yeni rakı kampanyasında yapılış şeklinin nasıl kaliteli olduğunu şu yazımda anlatmıştım. Zarakol 2.0 ve Hayal Akademisi Dijital Hizmetler bu çalışma ile peynir ekmekle beslenen halka pastayı tattırdılar, herkesin algısı açıldı artık beğeni seviyemizin ne olduğu gerçek olarak önümüze konmuşsa ben yapılan her çalışmayı mecburen Yeni Rakı çalışması ile karşılaştıyorum.

Yeni Rakı’da nasıl bir organizasyona imza atıldığını Ercüment Büyükşener’in kaleminden okuyabilirsiniz. Üslup denildiğinde aklıma gelen şey, firmanın samimiyet ile laubalilik çizgisini karıştırmaması. Tabi karıştırmamalı yeni bir jargon oluşturabilir bunu bile bir müşteri olarak belki ılımlı karşılayabilirim. Sosyal medya kampanyalarında yer alan şirket kullanıcı adına sahip bir firma ile “Sevgili Berna” diye başlayan ve arkadaşmışız gibi devam eden yazışmalarımız da oldu. Bu tür yazışmaları bile yeni bir tarz olarak görsem de gülümseyerek karşıladım çokça zaman:) Bu firmaların çalışmaları ile ilgili yazılarımı da yakında yayınlayacağım.

Ama bir bankayı temsil eden firmanın jargonu bu mu olmalıdır?

“Selamlar beyler. Öncelikle kendimi tanıtayım. Bahsi geçen Kırmızıya Koş kampanyasının sosyal medya ayağını ben yürütüyorum. Konuyla ilgili sorularınız var diye düşünüyorum, buyrun fikir alışverişinde bulunalım. Ben de sorularınızı yanıtlamaya çalışayım. “

Uzun bir dönem telefonla randevu alıp daha sonra satış işlemini gerçekleştirmek için hiç tanımadığımız insanların iş yerlerine giden bir ekipte çalıştım. Müşteri iletişimi ile ilgili harika konferanslarda harika insanlarla tanıştım. Öğrendiğim ve uyguladığım şeyler ise bana hem iş hayatımda hem de özel hayatımda hep yarar getirdi.

Bir kişiyle telefonda iletişim kurarken adı İbrahim olsa bile,  “Merhaba,İbrahim Bey” diye konuşmaya başlamazsınız. İbrahim diye bir kadın müşterim vardı. Olmaz mı pek tabi olabilir. 1-0 yenik başlarsınız böyle bir durumda.

Duvar tabir ettiğimiz herkese açık bir yere yazı yazıyorsanız. Soruları cevaplayabilirim deseniz belki çok daha anlamlı olacak. Ama “Selamlar beyler” deyip de bir kahveden içeri bakarmışcasına lafı söylemek hoş bir şey mi? Beyler kim?

Belki o yazıları yazanlar bayanlar? Kadın ya da erkek olmasından  bir de nick kullananlar var iken nasıl  emin olabiliyorsunuz. Yazıyı yazdıktan sonra görüp okuyup sonra Enter’a basma hakkınız var. Konuşurken bunu kontrol altına almak daha zor ama yazarken çok daha kolay. Objektif bakış açısıyla bakmak, “Acaba bu dediğim nasıl anlaşılır” diye düşünmek zor mu?

Hem markanın/firmanın kullanıcı adı altındayken siz kimi temsil ediyorsanız osunuzdur. Ağzınızdan çıkan her kelime o firmanın sözleri iken kahve ağzı dediğimiz şekilde konuşarak kimi temsil ediyorsunuz? Ajansınızı temsil ediyorsanız çok fena. Akbank’ı temsil ediyorsanız ise sosyal medya’da bir bankanın temsil ediliş şekli böyle mi olmalıdır? Yakışıyor mu? Akbank çalışanı bir müşterisiyle böyle konuşabilir mi? Eski bir çalışan olarak kesinlikle -Hayır- diyebilirim.

İmla hataları var olmalı mı? Hepimiz yapıyoruz biz yaparsak belki o kadar sorun olmaz ama hatayı yapan kişinin işi sosyal mecra’da kurumu temsil etmek ise hata yapmamalıdır. Akbank, kampanyasını her şekilde sorunsuz yürütecek bir ajans ile çalışmayı tercih eder. Kimse kimseye bir şey hibe etmediği için, ben tüketici halimle çok ucuz da olsa aldığım bir bluz için neden deforme oluyor diye hesap sorabiliyorsam; Akbank’ta ajanstan, ajansa verdiği her ücretin karşılığını hak edecek kalitede hizmet almak zorundadır.

Kampanya içerisinde işleyişle ilgili sıkıntılar olduğunu düşünen arkadaşlar da şu yazıda durumu belirtmişler ama ben hassas olduğum üslup meselesi hakkında fikir belirtmek istedim. Sıkılmadan bu uzun yazımı okuduğunuz için teşekkürler.

Görsel şu adresten alınmıştır.


Berna Mutlu Aytekin

1 Yorum

  1. Tayfun Kurt   •  

    Sosyal medya kavramının tam anlamıyla anlaşılmaması diye yorumluyorum bunu. Ya da “sosyal medya da biz de varız” şeklinde bir söylem olarak düşünüyorum. Ama bu tür bildirimler web üzerinden gerçekleşince nasıl davranılması gerektiği hiç bilinmiyor. Çoğu büyük kurumsal şirketlerin web siteleri aynı sorunu yaşıyor malesef. Müşterileriyle sürekli olarak iletişim halinde olan bir bankacı olarak bunları söylüyorum. Kurumsal bir firma isen web üzerinden de dikkatli olmayı bileceksin.

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak