Jobs ve Cinemaximum rezilliği

Gün saydık, buluşmak için planlar yaptık, erkenden bilet almak için Cinemaximum’un sayfasını yenileyip yenileyip durduk. Sonuç hüsran.

Sosyal medyadaki Apple sever arkadaşlar ile gittiğimiz Jobs filminden sinir içinde çıktık.

Sebepler ikiye ayrılıyor. Sinema yönetiminin yani üzgün surat Cinemaximum‘un beceriksizliği ve film gibi hayatı olan Steve Jobs’ın sinema filminin bu kadar perişan bir şekilde beyaz perdeye yansımış olması.

Cinemaximum’a gerek gişesine gerek ise sosyal medyada hesaplarını mention’layarak şikayetlerimizi dile getiriyoruz. Sosyal medyada müşteri dinlemenin birinci şartını çok iyi beceriyorlar. Üzgün surat 🙁 ekleyerek “sizi mutsuz ettiğimiz için üzgünüz 🙁 ” benzeri iletiler yazıyorlar. Çok konuşkanlar, her şeye verecek bir cevapları var sağolsunlar. Bir taraf pes edene kadar ki bu ben oluyorum (bir iş hayatım olduğu için) karşılıklı yazışıyoruz. Son sözü ben söylerim yaklaşımlarından dolayı benim takatimin kalmadığı anlar da oluyor. Ama şikayet oluşturacak bir konu varsa ben Cinemaximum’da kötü deneyim yaşadığım her sinema gününü buraya blog yazısı olarak “cinemaximum rezilliği” etiketi altında yazıyorum, yazacağım. Aşağıda bir dert yanma paragrafı var, film hakkında ki fikrime daha çabuk ulaşmak için beni çıldırtan bu cinemaximum deneyimini anlatan paragrafı atlayabilirsiniz. Ne çektin biz de bilelim derseniz bir alt paragrafa geçiniz.

İzleyici iyi vakit geçirmek için, kendi hayatından uzaklaşmak için sinemaya gider. En azından ben bu nedenler ile giderim çoğu zaman. Fakat hayatımızdan uzaklaşmak ne mümkün. Salona vardığımızda bir bakıyoruz ki karanlık, reklamlar bitmiş ya da hiç başlamamış. Sinema salonu ağzına kadar dolu. Sadece 3 dakika geç gitmemize rağmen (o da Mybilet kiosk’undan bilet bastırmak için gerekli zaman dilimiydi) film başlayalı bir sürü zaman olmuş. Yer gösterici yok. İnsanlar kaos içinde ayakta. Sinema perdesindeki sahneden dolayı ayaktaki herkes konuşuyor ve birbirine bakıyor çünkü insanlar filmin önceki seansı bitmemiş sanıyor. (Spoiler vermemek için detay yazmıyorum) 3 dakika – 5 dakika geç gelen grup  yerlerine oturamamış ayakta insanları rahatsız ediyor. Bu kişilerden biri de benim. Birine sorup film keyfini daha da kaçırmak istemiyorum çünkü muhtemelen filmin final sahnesi. Zar zor telefon ışığı ile yerimizi bulup koltukların boş olduğunu anlıyorum ve filmin erken başladığını idrak ediyorum. Yerimize oturuyoruz filmi yakalamaya çalışıyoruz. Steve Jobs’ın kitaplarını okuduğumuz, hastalık ile ilgili sürece daha geçen senelerde takip ettiğimiz ve bu dönemden önce de kendisi hakkında sıkı bilgilere sahip olduğumuz için gözümüzü kırpmadan izliyoruz aslında. İzlediğimi anlamaya çalışıyorum. İşte bu arada filmden kopuyorum. Klima kapanıyor, sıcak. Ses gidiyor. O kadar ses kısılıyor ki koltuk gıcırtısı, nefes alma sesleri hepsini duyuyorum. E hani ben başka bir dünyaya gidecektim film boyunca? İnsanlar alkışla tepki gösteriyor, yüksek ses ile şikayet ediyor, Ama olmaz ama, orada kimse yok mu?… Bir sürü ses birbirine karışıyor. Bu arada film durmuyor sesi kısık bir şekilde devam ediyor. Sonra film kesiliyor. Her yer karanlık, yine bir yetkiliden tepki yok. Tüm salon yine sesleniyor vs. film başka bir yerinden başlıyor. Dışarı çıkıp gelen insanın haddi hesabı yok. “İsteyenler biletlerini iade alabilirler çıkışta” diyor biri film esnasında yüksek sesle salondan çıkarken. Cinnet geçiren ben yanımdaki eşim ve arkadaşlarım o sinirle söylenen arkadaşın Cinemaximum çalışanı olduğunu düşünmüyoruz bile. Öyle saygısız bir uslup kullanan kişileri barındırmıyordur Cinemaximum diye umuyorum. Ancak sinema keyfi elinden alınan bir izleyicidir diye umuyorum. Efsane gecenin Cinemaximum Kanyon Salon 5 ayağı bu. (Ne çektin be Berna dediğinizi duyar gibiyim)

Şimdi filmden bahsedelim. Jobs hakkında seyrettiğim ilk film Silikon Vadisi Korsanları‘ydı. Tamamen Steve Jobs’ın biyografisini anlatmamakla beraber 1999 yapımı, çok popular oyuncuların yer almadığı eğlenceli bi filmdi. IMDb puan 7,2. Yani 7,4’ün altında bir film için sinemaya gitmeyi çok değerli bulmadığım söylendiğinde vasatın üstü diyebiliriz. Evde seyredip eğlenceli vakit geçirmek için iyi seçim diyebilirim. Kıyaslayacağım film o olabilir. Herhalde ki ondan iyi bir film yapmışlardır diye düşündüm. Sonuçta Ashton Kutcher da kötü bir filmde oynamaz ki…

Ekran Resmi 2013-08-17 22.57.49

Filmin en güzel yanı Ashton Kutcher. Filmdeki oyunculuğu mükemmel. Yürüyüşünden, benzerliğine kadar gerçekten beyazperdede kendini izletiyor.  Ona rağmen memnun etmedi beni bu film.

Steve Jobs’ın başarıları ortada iken, Jobs’ın başrolünde oynayan oyuncunun iyi iş çıkaracağına inanıyorken ve hatta ‘ın ona bunca benzerliğine inanamıyorken Jobs filminin bu kadar kötü bir araya getirilmiş sahnelerden oluşan bir film olduğunu tahmin bile edemezdim. Steve Jobs mükemmeliyetçi biri. Eğer yaşıyor olsaydı böyle bir filmin çekilmesine de yayınlanmasına da izin vermezdi. Film uzun bir Apple reklamı gibi olmuş diyorlar. Ya ne olacaktı diyorum. O kısımda netiz. Çünkü Steve Jobs’ın hayatında bunca yer kaplayan Apple’dan her cümlede bahsetmeleri elbette normal. Keşke kitabı yazılmış, bir çok kişiye ilham veren söylemleri olan bir kişinin hayatını filme çekmeyi düşünürken bunları doğru yansıtabilir miyiz kaygısı da gütselermiş. Steve Jobs’ın hayatından kesitlerin yer aldığı derdini anlatamayan bir film olmuş Jobs. Film boyunca her şeyi anlatmak isteyen ama “neyse ya anladın sen” nasıl olsa diyen bir yönetmen fısıldıyor kulaklarıma. Biz Steve Jobs’ın hayatında yer alan kişiler ile yapılmış 40’dan röportajdan oluşan Steve Jobs adlı kitabını Walter Isaacson’ın kaleminden okurken keşke filmi yayınlamaya cesaret eden kişiler de bir göz atsalardı. Tamam duygusalım, beklentim biraz yüksek o yüzden hayal kırıklığına uğradım diyelim. Peki parça parça birleştirilen, gereksiz uzun boşluğa bakışlarla Türk dizilerini hatırlatan, -burası bayağa bayağa spoiler- LSD’lenmiş Steve Jobs’a 10 dakika ayıran ama iPhone, iMac, iPod, iPad gibi hayatımızı değiştiren hiç bir Apple ürününe doğru düzgün filmde yer vermeyen kurguya ne diyelim. Filmde göremeyecekleriniz içinde Bill Gates, Xerox, kızı ile ilişkisi, kanser ile mücadelesi, de bulunuyor. Neyse ben hiç bir şey demeyeyim. Siz Jobs hakkında öğreneceklerinize bir Google araması ile erişebileceğinizi bilin. Ayrıca hayatını doğru bir şekilde web’e aktaran şu işe de şapka çıkarmak lazım tıklayıp siz de göz atabilirsiniz. İsterseniz ücretsiz epub uzantılı kitaba bir Google aramasıyla, isterseniz de şuradan ücretlisine ulaşın kitaptan gerçekleri okuyun. Kitap candır.

Film hakkında IMDb’de söylenen yorumlara şurayı tıklayarak göz atabilirsiniz. IMDb’nin filme 5,5 puan verdiğini görünce bir Apple sevmeyen güruhun saldırısına uğradığını bile düşünmüştüm. Söyleyeceğim şey ise ne de haklıymışlar meğer.

 

Berna Mutlu Aytekin

5 yorum

  1. Bahri   •  

    Gerçekten tam bir hayal kırıklığıydı film. Sinemada izlenecek bir film kesinlikle değil.

  2. adnan   •  

    google da “jobs filmi” olarak -bloglar- kısmında arattığımda film izle sitelerinden sonra ilk blog sizinki oldu(2. sayfada) . Neyse dedim sonunda filmle ilgili bi blog sayfası buldum. Yazınızı okuduktan sonra sinemaya gitmekten vazgeçtim, bir kaç aya çıkar izleriz..

  3. Bernam   •     Yazar

    Hala böyle kötü bir film seyrettiğim için üzgünüm. Filme ayırdığım vakte değil de Jobs’a saygısızlık yapıldığını düşündüğüm için böyle düşünüyorum. Blog yazımın içinden IMDb’deki kullanıcı yorumlarına da göz atın. Bir çok kişi benim gibi düşünüyor. Üzdüler bizi resmen 🙁

  4. semih   •  

    merhaba arkadaslar. sayfalardir filmi ariyorum fakat bulamiyorum sadece fragmani gorebiliyorum. acaba izliyebilcegim bi yer varmi tesekkurler

  5. Hasan Hüseyin   •  

    Tam bir hayal kırıklığıydı. İzlediğime pişman oldum.

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak