İstanbul’a kar yağdı.

kar29

Nihayet. Yağdı. Dolapta sahlepler kar yağmasını bekliyorlardı. Tüm kış içemedim. Elim gitmedi sütü pişirmeye. Alışmışız. Kar yağınca sahlep içilir. Daha önce içmek saygısızlık yağacak olan kara, hadsizlik. Hem o sahlep de tatlı gelmez insana zaten.

Gözlerimiz camda bekliyoruz. Kimileri, “Kar yağacak, evsizler sokakta yatacak, ölenler olacak” diyor. Kimileri “Soğuk havada sokakta kalan kimsesizleri görürseniz hemen belediyenin şu telefonlarına haber verin” diye twitler atıyor.

Kim ne derse desin, azcık da olsa kar yağsa ben çocuk oluyorum. Zaten çocuk olmaya yer arıyorum. Ellerimi çırpıp sevinçten hoplayıp zıplamak, atkımı boynuma dolayıp kar topu oynamak için çıldırıyorum. Ellerimi yağan kar kristallerine doğru uzatıp “Lepis, lepis kar yağıyooo” diye sevinmek istiyorum. Camdan bakarken de sahlepin buharı burnuma değerse değmeyin keyfime.

Kar İstanbul’a teşrif edince, sabah erkenden kalkıp Süleymaniye Camisine gittik. Orada biraz mavi gökyüzü altında kar fotoğrafları ardından da Karaköy sahili ve Kumkapı, Zeytinburnu sahili arasında biraz acıkmış martıları seyrettik. Üşüdüm evet, açlıktan öldüm evet, hatta işe geldikten sonra hastalandım. İzin alıp eve gitmek zorunda kaldım. Biraz fazlaca üşüttüm, evet. Ama değdi.

Çok sevdiğim kareler ortaya çıktı, bir de kar topu oynadım az biraz. Bir ritüel yerine getirildi.  Şimdi düşsün cemreler, gelsin bahar hiç sorun değil. İçimde kar altında çocuk olmanın rahatlığı, gözümün önünde bayıla bayıla çektiğim kar altında İstanbul fotoğrafları. Fotoğrafların tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Bir kaç kare buraya ve yine en sevdiklerimi fotobloga yükleyeceğim :)

 

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak