İşaretleri takip edeceksin!

prensesin-uykusu-fotograflar

“Bir masalın yokmuşuyum
Ben hiç ben olmuş muyum
Hala aynı duygusuyum
Prensesin uykusuyum”

Fikrimühim’in davetiyle önceden seyretme imkanı bulduğum Çağan Irmak’ın son filmi Prensesin Uykusu’na dair bir kaç cümle anlatacağım. Film Redd grubu ile zaten gönlümü fethetmişti. Grubun filmin içinde canlı olarak söyleyeceğini düşündüğüm “Prensesin Uykusuyum” adlı şarkısından bir kaç cümle yukarıda yer alıyor.
Filmde canlı, akustik bir şekilde söylerler diye bekledim ama söylemediler orası ayrı…

Öncelikle Fikrimühim’e bu organizasyona gösterdikleri özen için çok teşekkür ederim. Gerçekten çok keyifli bir süreçti. Önce Kader değiştirilebilir mi adlı bir web sitesi üzerinden bize fikrimizi sordular. (FikriMühim’iz sonuçta) Daha sonra bu çalışmanın Prensesin Uykusu isimli film için bir tanıtım olduğu ortaya çıktı. Siteye girişte sizi Redd ve Prensesin Uykusuyum şarkısı karşılayacak sesini kısmak istemezsiniz ama ben yine de sizi baştan uyarayım. Ayrıca filmin fragmanını izlemek ve bilgi almak için de şu adresi ziyaret edebilirsiniz. Filmden çıktığımızda 5N1K’da yayınlanmak üzere bazı görüntülerimiz alındı, ayrıca Prensesin günlerini yazdığı defterlerin aynısı da pembe ve deri kaplı olarak bize hediye edildi. İçinden Redd’in cd’si de çıkınca havalara uçtum diyebilirim.

Filmin Konusu:

Bir kütüphanede memur olarak çalışan Aziz, kendi küçük dünyasında sakin ve huzurlu bir hayat sürdürmektedir. Bir gün, mahalleye yeni açılan kuaförün sahibi Seçil ve 10 yaşındaki kızı Gizem, Aziz’in oturduğu apartmana taşınır. Aziz’in yeni komşularıyla renklenen hayatı, küçük kızın daldığı uzun uykuyla gölgelenir. Gizem’in daldığı uykunun tetiklediği bambaşka olaylarla, sıradan görünen ama aslında rengarenk karakterlere sahip bu insanlar birlik olup, kaderi değiştirmeye çalışırlar.

Aziz’in günlüğünden: Kader değiştirilemez, değiştirilirse kader olmaz diyenler var. Olmasın varsın. Hiç bir şeyin değiştirilmeyeceği bir dünyada yaşamak ne umutsuzca olurdu öyle değil mi? Başına gelmiş kötü bir olay, öyle bir gün gelir ki olması gerektiği için olmuş ve daha iyi bir şeye neden yaratmıştır. Bilemezsin.

PRENSESİN UYKUSU, bir çoğunun aksine, uyanınca okunacak bir masalı anlatan, güler yüzlü bir Çağan Irmak filmi.

Benim diyeceklerim ise aşağıda.

En başlarda sıkıldım. Hatta korktum diyebilirim. Kütüphanede karşıma çıkan şu Ariston çamaşır makinesi reklamından hallice ahtapot bir yerimden hoplatmadı değil. Ama insan kendini Çağan Irmak’ın anlattıklarına kaptırınca korkacak bir şey olmayacağını hissediyor bir müddet sonra. İçten içten animasyonda oluşturulan karakterleri sevdim bile. Hem Çağan Irmak’ın Jules Verne’in “Denizler Altında 20.000 Fersah” kitabına güzel bir rol biçmesi yine çocukluğuma götürdü beni.

Ağladım mı evet gülerken bol bol ağladım. Aslında bu kadar keyif alacağımı sanmıyordum. Daha çok dingin bir film olur sanıyordum. Oyunculukları seyretmeyi özlemişim onu fark ettim. Bu aralar hep bir animasyon, hep bir adamlar nasıl yapmış der dururken (o muazzam efektler için) Prensesin Uykusu beni salondan aldı düşündürttü, güldürdü ve ağlattı.

Genco Erkal sahnedeyken ilk defa beyaz perdede bir oyuna hayran kaldım. O nasıl diyalogtur, o nasıl oyun çıkartmaktır kardeşim. Tiyatro sanatçısı ne de olsa. Bugüne kadar seyrettiğim tiyatro sahnelerine haksızlık etmek istemem ama Genco Erkal’a üstad diyorlar ya, işte var bir bildikleri. Yazıklar olsun ki bana hala Genco Erkal’ı sahnede seyredebilmiş değilim. En yakın zamanda oynadığı oyun var ise araştırıp gitmeliyim.

Sıkıldığım sahnelerde Sevinç Erbulak’ı gördüm diye midir nedir, onun oyunculuğu beni pek keyiflendirmedi. Çağan Irmak filmlerinde gördüğüm filme imza atan enstantaneler gözüme çarpıp durdu. Hani deseler ki bu filmi kimin yaptığını söylemeyelim siz izleyince tahmin edin. Seyretsem bilmeden, bu Çağan Irmak filmi diyebilirdim çok rahatlıkla.

Yüzü devamlı gülen Çağlar Çorumlu’nun güzel performansını da seyrettim. Kendisini bundan sonrasında takip edeceğim oyuncular listeme kattım.

Filmin en sevdiğim sahnelerinden birkaç tanesi Redd grubunun motosiklet üzerinde yolculuk yaptıkları sahne, Kahraman ile Aziz ve Neşet’in rakı içtikleri sahne, ve Aziz’in hayalet ile karşılaştığı sahne. Görsellik, diyaloglar ve oyunculuk yönünden favori sahnelerim bunlar. Bıkmadan tekrar tekrar seyredebilirim.

Filmde çok eskilerden kalma bir tad ve aslında hiç alışkın olmadığım bir sinemaya bakış açısı yakaladım. Yine arşivlik bir çalışma olmuş. Kendinize zaman yaratın ve mutlaka izleyin.

Berna Mutlu Aytekin

3 Yorum

  1. Emeldulgeroglu   •  

    cidden izleyin derim ben

  2. bma   •  

    izledim çok çok çok beğendim.

  3. memen   •  

    İzledim ve çok beğendim..En az Issız Adam ve Babam ve Oğlum kadar başarılı. Herekesin izlemesi lazım..

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak