Interstellar – Yıldızlararası

Christopher Nolan’ın son filmi Interstellar – Yıldızlararası vizyona girdi. Ben de harika bir günün sonunda tatlı niyetine bu merakla beklediğim filmi izlemek için biletimi aldım. Filmi uzun süredir sinema seyretmek için gitmeyi tercih etiğim Cinetime sinemalarında Özdilek Park AVM’de izledim. Daha önce sizlere bahsettiğim gibi 1 ve 2 no’lu salonlarda özel bir ses sistemi kullanılıyor. O yüzden filmin 2. salonda oynuyor olması ve 21:45’e de seans koymaları harika olmuş. Oldukça güzel bir seyir oldu.

Film IMDb’den 9,2 almış. Dolayısı ile iyi bir film seyredeceğime inancım arttı. Christopher Nolan ve Hans Zimmer‘lı yapım kadrosu da gerçekten beklentimi yükseltti diyebilirim. 2 saat 49 dakikalık uzunluğu dolayısı ile film bitmeden salondan ayrılan kişiler vardı. Onların beklentilerini karşılayamamış demek ki. Ama benim için aynı şey geçerli değil. Nolan’ın filmleri aksiyon yönünden izleyiciyi doyuruyor. Açıkçası saat geç olmasına rağmen tempo beni hiç bayıltmadı. Hans Zimmer müzikleri ise adrenalini hep yüksek tutuyor. Üstelik müzikleri ile filmi tamamlayan Hans Zimmer’dan bile filmini saklayan bir Christopher Nolan’dan bahsediyoruz ki buna rağmen bile film ile müzikleri arasında harika bir bütünlük söz konusu.

interstellar - yıldızlararası

Şayet fizik ile ilgileniyorsanız, bilimkurgu dendiğinde kurgu değil de biraz daha bilim yönü ağır basan filmleri seyretmekten hoşlanıyorsanız Yıldızlararası’nı siz de seveceksiniz. Sonuçta işin içinde her ne kadar iyi yönetmen, iyi oyuncular, iyi müzikler olsa da filmin tüm oluşumu Kip Thorne isminin etrafında geçiyor. Efendim kendisi zaman makinesi fikrini bilim dünyası ile tanıştıran kişi olarak bilinmekte. Filmin danışmanlığını da üstleniyor. Daha detaylı bilgi için şuraya göz atabilirsiniz. Interstellar’da ise karşımıza karadelikler, paralel evrenler, zaman kaymaları, solucan delikleri çıkmakta. O da neymiş derseniz filmi daha iyi kavrayabilmek için önceden bir araştırma yapmanız yerinde olacaktır.

intersteler - yıldızlararası

 

Oyuncu kadrosunu Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Jessica Chastain, Matt Damon, Bill Irwin (seslendirme), John Lithgow, Casey Affleck ve Michael Caine’in üstlendiği film, ben de bir çok yerden ilham alınmış ve bir araya getirilmiş bir senaryo hissi uyandırsa da genel olarak bakıldığında iyi bir kitap gibi ayrıntılı yazılmış bir senaryoya sahip. Aklınızda soru işareti kalmaması için her nokta açıkça dile getiriliyor. Bunlar yapılırken de sıkıcı olmayan bir dil kullanılmış. Elbette görüntüler de bu betimlemeleri fazlasıyla gerçek sanmanıza neden olabiliyor. Sanat yönetmenine de buradan şükranlarımı sunuyorum.

Inception ile gönlümdeki yerini sağlamlaştıran Nolan’ın Interstellar’da benzer detayları kullanması filmi neden daha çok beğendiğimi de açıklıyor olabilir. Henüz filme gitmediyseniz tıklamanızı tavsiye etmem. Ama burada güzel bir karşılaştırma yazısı var. Onu okuyunca ne dediğim belki daha iyi anlaşılacaktır.

Filmin içinde kenara not etmek isteyeceğiniz sözler de yer alıyor. Matthew McConaughey ağladığında içimden bir ses ona hep bir ağlama hepsi geçecek diyor. Yönetmen de kendisinin bu fazla gerçekçi ruh durumu yansımalarını sıkça kullanmış. Anne Hathaway ise bende hep kırılan ve hata yapmaya müsait bir yapıya sahip izlenimi uyandırıyor. Kedi kadın rolünde o yüzden kendisi biraz sırıtmıştı ama Interstellar’da tam yerini bulmuş diye düşünüyorum. Matt Damon her ne kadar Bourne serisi ile gönlümü fethetse de bu kendisinin benim gözümde daha çok kötü adam rollerinde başarılı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Üstat Michael Caine kısa ama zirvede oyunculuğu ile filmi süslüyor (evet beyazperdede ne kadar çok görünürse görünsün bana hep sanki daha çok yer alabilirdi gibi geliyor) Casey Affleck ise çok az karşımıza çıkıyor. Belki de bu yüzden kendisinin oyunculuğunu bu seferlik ağbisi ile kıyaslamamıza izin vermiyor. Jessica Chastain ise oyunculuğu ile vasat kaldı diyebilirim. Onun için söyleyecek bir sözüm yok.

Biraz da filmin konusunu size anlatayım:

Yaşadığı şehirdeki diğer insanlara göre mühendislik (teknik) bilgisi  yüksek olan Cooper (Matthew McConaughey), geniş mısır tarlalarında çiftçilik yaparak geçiniyor. Daha önceleri bir bilim insanı olması bugünlerde ona bir fayda sağlamıyor. Çünkü o dönemlerde dünyada yiyecek sıkıntısı baş göstermiş. Daha çok mühendise ve bilim insanına değil çiftçiye ihtiyaç var. Cooper (Matthew McConaughey) tam bir ebeveyn tüm amacı iki çocuğuna güvenli bir hayat sunmak. Eşini kaybetmiş büyükbaba Donald ise onlarla beraber yaşıyor. Çocuklardan erkek olanı neredeyse üniversiteye gidecek notlara sahip ama okul yönetimi onun da çiftçi olmasını öneriyor. Bu dönemde bilim denilen şey, Ay’a çıkılması, Apollo görevleri vs. hepsi tarihten silinmiş. Aynı George Orwell‘ın eseri 1984‘deki gibi. Silinmiş demek de yanlış oldu aslında. Tarihte yaşanan bu olayların ders kitaplarında yazılan tanımları değiştirilmiş. Bilim-araştırma konuları faydalı şeyler değildir denilerek öğrenciler çiftçiliği seçmeye motive ediliyor. Cooper’ın küçük kızı Murphy ise çok zeki bir çocuk. Kendisini 10 yaşında ikili sistem ve mors alfabesi ile ilgilenirken görüyoruz. Geçmişte bıraktığı biliminsanı kariyerini özleyen Cooper’un karşısına bir gün beklenmedik bir teklif çıkıyor. Her şeyden önce ailesinin hayatını düşünen Cooper bu teklifi kabul ediyor ve beraber uzaya açılıyoruz.

Filmin oyuncular ile yapılan söyleşisini bu sabah TV’de seyretme şansı buldum. Filmde Murphy’i canlandıran Jessica Chastain bu rol için çok heyecanladığını inanılmaz efektler yapılacağını ve inanılmaz stüdyolarda çekimlere katılacağını düşündüğünü fakat hiç de böyle olmadığını hemen hemen her şeyin gerçek olduğunu, film için 500 hektarlık mısır tarlaları oluşturulduğunu, duman, toz vb detayların da bilgisayar hilesi değil gerçek olduğunu söylüyor. Bu durumu ‘C. Nolan ile çalıştım ama sanki bağımsız bir sinema filmi çekiyorduk’ diye tanımlıyor.

Kimi filmler gündemden uzaklaşmanızı sağlar, güler geçersiniz. Bazı sahnelerin ne güzel olduğunu sinemaya gittiğiniz arkadaşınıza dostunuza film çıkışı anlatır anlatır durursunuz. Interstellar bu türden bir film değil. Film bitince gerçek hayata dönmek için acele etmeyin. Düşünün, ya öyle olursa deyin, aklınıza takılan detayları bir kenara not edip radyo dinlemeden ve tv izlemeden gündeme bulaşmadan evinize gidin yıldızlararasında dolaşmanın ‘ya öyle olursa’ demenin tadını çıkartın. Biraz sizi yoracak bir film ama gittiğinize değecek.

Film ile ilgili bilimsel konularda çok detaya girecek kadar bilime aşina değilim. Anlayabileceğim bir dilde yazılmış şöyle kitaplar okuyarak kendimi bu konuda bilgi sahibi olmaya zorluyorum. Ama en azından ‘bir Stephen Hawking kitabı okudum, karadelik nedir, solucan nedir, kuantum teorisi nedir bilirim’ derseniz ya da ‘Dr Who seyrediyoruz arkadaşım o kadar da bir şey bilmez insan değiliz’ derseniz arkadaşım Kozan’ın bloguna göz atmanızı onun kaleminden uzay zaman ilişkisini konu olan harika yazısını okumanızı tavsiye ederim.

Şimdiden iyi seyirler…

Berna Mutlu Aytekin

5 yorum

  1. Pingback: Geleceğe Dönüş, Geçmişe Seyahat - 2 >> Solucandelikleri ve zaman makineleri ile geçmişe yolculuk edebilir miyiz? - Kozan Demircan | Kozan Demircan

  2. Sevdiğim Herşey   •  

    Şimdi sen admin kişi; Murphy’in oyunculuğunu vasat bulmuş ve söyleyecek bir şey bulamamissin. Ben bebek gibi ağladım o kızın sahnelerinde özellikle babasının hayaleti olduğunu anladığı o sahnede ve finalde ve çokça sahnelerde…hollywood oyuncularını eleştirmek hele ki nolan’in oyuncularini eleştirmek zannımca haddine hiç değil kişisel görüşüme göre diyebilirdin yazında.. seningunlerin fikirlerinle birlikte sana kalsın bir daha lütfen sadece ve sadece iyi yorumlar yapiver fanatiklerin hışmına uğrama… yercekimini salarım üstüne bak

  3. Berna Mutlu Aytekin   •     Yazar

    sesli güldüm. fanatiklerin işi de zor sayın fanatik kişi. burası benim blogum burada da fikrimi diyemeyeceksem kapatayım dükkanı 🙂 sevgiler 🙂

  4. Sevdiğim Herşey   •  

    bu film çok özel bir yere sahip hayatımda daralıp sıkıldığımda açar ağlayarak izlerim o duyguyu çok az şeylerden alıyorum bu aralar. eleştiri yapılacak biri var ise Murphy’in manitası olabilir çocuk kıza bön bön bakıyordu ne diyor bu kız der gibi. orada onunla birlikteysen eğer sende bilim adamisin demektir mallığın lüzumu yok. Bknz. Evrika sahnesi… dükkan açık kalsın efendi başka güzel şeylerde buluşmak üzere!!

  5. Berna Mutlu Aytekin   •     Yazar

    Üslubunuz gülümsetti.
    Yoksa bu yorumlar yayınlanmazdı. Filmlere, kitaplara olduğundan fazla anlam yükleyen insanlara ihtiyacımız var. Takdir ettim böyle savunmanızı ve kıymet vermenizi. Zira delirmek üzereyiz. Ben de keşke sizin kadar iyi sahiplenebilsem filmleri, iyi terapi olurdu.
    Sevgilerimle

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak