İnternetime dokunma!

Kimileri “200 kişi toplanmış işte” dedi. “Kimisi eylem yapmışlar biz de karşılarına bir o kadar kişi çıkartıp yürütürüz ne ki” dedi.

Sonucunu söylemek istiyorum; biz orada tam bir festival havası içinde, güneşin altında, kimi zaman alkışlar ile kimi zaman ıslıklar ile yürüdük.

Basın açıklaması için Tünel Meydanına gelindiği zaman kalabalığın bir ucu hala İstiklal Caddesi girişindeydi. Hatta basın açıklaması bittikten sonra yarım saat daha Tünel’de bekledik ki kalabalık dağılsın. Basın açıklaması demişken şuradan izleyebilirsiniz.

Elimizde renk renk pankartlar vardı. “22 Ağustos gerçeğine” tepkimizi göstermek için yürüdük. Bugüne kadar girdiğimiz web sitelerine artık dns ayarları ile oynayıp girdiğimizde fişlenme işleminin yasal olarak yapılacağını ve bunu hak etmediğimizi söylemek için yürüdük. Web sitelerimizin / bloglarımızın buradaki yaşam alanımızın adreslerinde “müstehcen” kelimeler kullanırsak kapanmasını isteyecekler diye yürüdük.

Bu kelimelerin komikliği ise bu öneriyi sunanların hayal dünyasının ne kadar geniş olduğunu ispatlıyor. İlgili bilgiyi şuradan alabilirsiniz. Kimi kelimeler ise şunlar:  Hatun, Haydar, Hikaye, Homemade,  Hot, İtiraf, Liseli, Nefes,  Sarisin, Sicak, Sisman, Teen…

Sansürün devlet tekelinde olduğunda tek tip insanlar yaratacağını düşündüğümüzü söylemek için yürüdük. Bu demokrasinin hiç bir yerinde yer almıyor. Sesimizi duyurduk. Bir gün çocuklarıma anlatırken  “Ben de oradaydım” diyebileceğim. İnşallah çocuklarıma “İşte o günden sonra her şey değişti” diyebileceğim.

Kimileri 200 dese de 10.000’lerce kişinin hatta 40.000 kişinin yürüdüğünden söz ediliyor. Bunca kalabalığa rağmen hiç bir kavga çıkmadı, kalabalıktan oluşan bir itiş kakış bile yaşanmadı. İnsanlar çocuklarını alıp geldiler. Yaşlılar geldiler. O sıcakta yürümeye cesaret edip insanlar akın akın İstiklal Caddesine geldiler.

 

Okan Bayülgen de oradaydı. “Siz iyi ki geldiniz, belki siz geldiniz diye haberler de daha çok yer alır bu yürüyüş” dedim. Kendi programında yürüyüşe yer verdi. Yürüyüş bir çok kişiye bu tür TV programları sayesinde ulaştı.

Medya’da gazetelerde sözü bile geçmedi. Bu çok ilginç. İnsan arkasında art niyet arıyor haliyle.

 

Sansüre Hayır – No to censorship / Taksim from Dağhan İş on Vimeo.

Siyasi olmayan bir sansürün kurbanı olmak üzereyiz. Sadece hükumetin değil ilgili kanunun çıkmasında şu an 3 siyasi partinin emeği var.  O gün orada atılan her sloganı desteklemiyorum ama internet benim dünyamın büyük bir parçası. Kurallarının değiştirilmesini, bana danışılmadan sistemin değiştirilmesini istemiyorum. Ahlak kişinin kendi kuralları ile sağlanması gereken bir kavram. Buna devletin el atması hele ki bunca sorun var iken o kadar anlamsız ki!

Filtreleri tercih edenler maliyeti az olan ya da maliyetsiz yazılımlar ile “çocuklarının” ahlakını koruyabilecekler iken, ben hem fişlenip hem de filtreler altına alınmak istemiyorum.

 

Sesimiz yüksek çıktı ama duymak istemeyen kulaklar yine tıkanacaktır. Daha ne kadar yüksek ses ile bağırmak gerek bilmiyorum ama bir şeyler bu yürüyüş ile değişir ise kendi adıma çok mutlu olacağım.

Sansür yürüyüşünde çektiğim fotoğrafları şuradan görüntüleyebilirsiniz. İsim belirtmek şartı ile kullanabilirsiniz.

 

 

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak