İnsan ev kuşu olunca

2 gündür dışarı çıkmıyorum. Yeni evime henüz internet bağlatmadığım için de internete giremiyorum. Sabah kalkıp Cnntürk seyredip, gündem de neler olduğunu takip ediyor sonra kendi gündemimde neler olduğunu yazıp çiyorum bir yana:) Malum hala unutkanlık var bünyede. Bu son iki gün içinde ev işleri yoğunlukta olan bir programım var. Hala ev temizlemeyi öğrenemediğimden belkide habire ev temizlemek durumunda hissediyorum kendimi.. Aslında pek öğrenmek de istemiyorum bu işleri o ayrı mesele. Temizlik yapıp mis gibi kokan evimde oturup tv izliyor, puzzle yapıyor akşama doğru da yemek hazırlama olayına girişiyorum. Kendime soruyorum, “sıkıldım mı?” diye. Yok hala sıkılmadım. Yoğun tempolu bir iş hayatından sonra şimdi saftirik bir ev kadını moduna geçmek beni hafiften sarstı, o kadar. Kendimi temizlik delisi yapmadan evvel yeni uğraşlar bulmaya çalışıyorum. Hafta içi sabah koşularına başlamaya karar verdim. Hayatıma renk verme çalışmalarına başlıyorum yani. Ha birde kendimi bir internet bağımlısı gibi hissederek internette geçirdiğim saatleri minimuma indirmeye çalışıyorum ki hayata daha çok zaman kalsın. Okumadığım kitaplar seyretmediğim film’ler ve doyasıya alamadığım temiz hava için kendime vakit kalsın.
Eskiyi oturup düşündüğüm de 4 sene boyunca bir bankanın operasyon bölümünde penceresi olmayan odalarda, sıkıntılı insanlara hizmet vererek ve satış baskısı altında çok mutsuz günler geöirdiğimi görüyorum. Geçenlerde rastladığım bir müşterim, “aslında yüzümün gülebildiğini, asık suratlı da olmadığımı görünce çok şaşırdığını” söyledi. Beni iyiden iyiye incelerken yüzündeki şaşkınlık da beni pek bir şaşırttı zaten. Bir kahve içtik ben şimdi neler yaptığımdan hayatta ki beklentilerimin değiştiğinden bahsettim. Bu tarz bir insan ( artık nasıl bir tarzssam! ) olduğum iş yerindeyken hiç belli olmuyormuş. Olmaması profesyonellik gereğiydi dediğimde de “Ama çok içten davranıyordunuz” dedi. İşte bu seferde kendimi pek bir ikiyüzlü hissettim.

Yakında bir huzurevi var. Oraya gidip bir bakayım diyorum acaba hayat orda nasıl geçiyor?  Ben liseyi Etiler’de okudum. Okulumuza çok yakın bir huzurevi vardı. Oradaki insanlar ile tanışmak onların hayatlarını dinlemek beni çok mutlu etmişti.. Hatırlıyorum da çok yaşlı bir hanımefendi vardı. 90’ı geçmişti. Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden olduğunu söylemişti. İnsanın hayatında gurur duyacağı bir başarıya imza atması ne güzel şey! Erken yaşta Atatürk’ün kendisine verdiği görevle köy enstitülerinde öğretmenlik yapmaya başlamış. Günümüzün bir çok ünlü kişisinin öğretmenleğini yaptığını, onlarla hala mektuplaştıklarını anlatmıştı. Ona yazılmış, süslü zarflar da bir sürü mektup çıkardı çekmecelerden. Aralarında Genel Kurmay Başkanları, hakimler, profesörler ve daha bir sürü “hayatta belli yere gelmiş kişiler” vardı. Etrafında bir sürü oyuncak bebek.. Böyle kabarık etekli, porselen suratlı, dans eden, şarkı söyleyen, birsürü bebek.. “Benim bile bu kadar bebeğim yok çok kıskandım” dediğimde “istediğin zaman gelip oynayabilirsin” demişti. Yaşlandığımda böyle hayat dolu olmak istiyorum diye düşünmüştüm, o zaman. Huzurevlerine olan sempatim o zaman başladı. Şimdi yeniden bir ziyaret furyasına başlayacağım hadi bakalım bu sefer neler öğreneceğim..
Evde otururken misafirler ağırladım. Yeni yeni yemek tarifleri denedim. Yine de en yenebilir olanlar Türk mutfağından olanlar oldu. Lübnan yemekleri ikinci sırada. Bize yakın olsa da Yunan mutfağı yemeklerim hiç beğenilmedi. Muhtemelen benim beceriksizliğimden:)
Dün gece, tüm gün beynime yüklenen haberlerden olsa gerek uyuyamadım. Sayıklayıp durdum. En kötü huyum da bu sanırım gün içinde ne yaptımsa tek tek özet geçiyorum gece uyurken. Cem Garipoğlu yakalandığından beri ne Ömür’e gitmek istiyorum ne de haberleri kaçıracağım diye dışarı çıkasım var. Ama bugün çıkıyorum artık bayram için alışveriş yapmak istiyorum irazcık. Hem burada da Kahve Dünyası buldum. Bayram için yaptıkları çikolatalara kafamı gömesim varJ kendime yeni ciciler alasımda var. O sevmediğim reklamlarda ki gibi “Alın-Verin” yapacağım. Şimdi koştura koştura gidiyorum. Hepinize güzel bir bayram dilerim..
Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak