Hoşçakal

davut topcan

Onu tanıyorsunuz. Daha önce anlatmıştım.

Yukarıdan kırmızı bir halı serdiler taa ayaklarının ucuna. Güle oynaya yukarı çıktı. Koşa koşa.

“En güzel fotoğraflarınızı ben çekeceğim gökyüzünün üstünden. Şehrin ışıklarını karelere dökeceğim. Boğa güreşlerini seyredip 5 senelik pasaportun canına okuyacağım. Sıkılırsam İspanya’dan keyfimin istediğince deli gibi sürüp motorumu bir baraj gölünün kıyısında balıkları seyredeceğim. Balık gibi dalacağım o en temiz mavi sulara. Doya doya yüzeceğim ayağımda paletler ile.”

Bunları anlattı heyecanla.  “Oldu” dedim. “Git mutlu olacaksan, eğleneceksen, huzurlu olacaksan, muzurluklar yapıp çocuk olacaksan git.” dedim. Dün gece sizden evvel gideceğim dedin rüyamdayken bana. Bencillik kalmanı canı gönülden istemek.  “Git” dedim. Gittin. En güzel halinle aklımda kaldın canım arkadaşım.

O gün telefonla konuşurken “Hayat eğlendiğim sürece var” demiştim ya sana. Hani nasıl oluyor bu işler demiştin de ben de sana bir sır vermiştim. Bugün yok hayat benim için. Yok arkadaşım.

“N’apalım Berna hepimiz rol yapmıyor muyuz zaten” demiştin ya bana. Senin rolün çabuk bitti.  Bizde uzaktayken melekler ile dans et. Yakında buluşuruz arkadaşım.

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak