Hobbit: Beş Ordunun Savaşı vizyonda

J.R.R. Tolkien’ın harika kitabı sinemanın epik üçlemesinin son filmi Hobbit: Beş Ordunun Savaşı’nı Warner Bros’un davetiyle izleme imkanı buldum. Bittiği için üzgünüm açıkçası. Bir de IMAX’de izlemek var ki, gerçekten bu filmin hakkını vermek istiyorsanız siz de mutlaka IMAX’de izleyin. Özellikle giriş sahnesini izlediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Filmin aslında hepsini bir kerede seyretseydik çok daha vurucu olabilirdi. Tabii biraz uzun sürerdi 9 saat gibi 🙂 ama olsun. Gerçek dünyadan kopmuş olurduk fena mı olurdu? İlk filmdeki heyecanı serinin ikinci filminde göremesem de üçüncü filmde bu açığı kapamışlar.

The Hobbit üçlemesinin son bölümü olan üçüncü filmde, Bilbo Baggins, Thorin Meşekalkan ve Cüceler Bölüğü’nün maceraları nihayet bitiyor. Ejderha Smaug ile açılışı yapıyoruz. Erebor Cücelerini, Ejderha Smaug’un Göl Kasabası yerlilerinin üzerindeki saldırısını izlerken görüyoruz.

hobbit 3

Thorin Meşekalkan ise Arkentaşı’nı arıyor. Ama zenginlik kendisini çok değiştirmiş. Sırf bu yüzden Bilbo risk alarak kendisine yardımcı olmamayı seçiyor.

hobbit 3

Bu sırada Lord Sauron kahramanlarımızın üzerine planladığı gizli Yalnız Dağ saldırısı için dört Ork bölüğü gönderiyor. Cüce, Elf ve İnsanlar iki seçenek arasınd akalıyorlar: Ya birleşip birlikte savaşacaklar ya da hep beraber yok olacaklardır. Beş ordu toplanıp savaşa girmeye hazırlanırken Bilbo hem kendi hayatı hem de arkadaşlarını kurtarmak için savaşmak durumunda kalıyor. Bilbo’yu savaşırken izlemek de ayrı bir olay. Neyse spoiler yok.

hobbit 3

Tüm bu macera 145 dakikada beyazperdeye yansımış. Kar buz dağlarının arasındaki Elf’ler gözümüzü gönlümüzü açsa da insan hep bir yandan saece Shire’ı görmek istiyor. Bir de Ork’lar var ki onlar sahnedeyken gözlerimi yumdum yalan değil.

Film benim için bir yıldızlar geçidi. Martin Freeman Bilbo karakterine hayat verirken ben sanki onu Sherlock’da hiç seyretmemiş gibiyim. Rolünün hakkını veriyor. Evangeline Lilly de aynı şekilde sanki hiç ıssız bir adaya düşmemiş de biz kurtulmasını seyretmemişiz gibi tam bir doğuştan Elf gibi oynuyor. Ian McKellen ise Gandalf rolünde yaşlanmayan bir performans sergiliyor. X-Men serisini geçtiğimiz haftalarda tekrar seyretsem de Gandalf’ı Ian McKellen olarak seyretmek ayrı zevk. Kısa rollerde göreceğimiz Cate Blanchett, bana ne kadar perdede gözükse de hep az rol veriliyormuş gibi gelen Orlando Bloom’u da izlemekten çok zevk alacaksınız.

Yönetmenliğini Peter Jackson’ın üstlendiği serinin son filmi, size başka bir dünyaya gideceğiniz bir serüven sunuyor. Alın sinema biletinizi bir kafanızı dinleyin.

Şimdiden iyi seyirler…

 

 

Berna Mutlu Aytekin

2 yorum

  1. adsmen   •  

    ‘Neyse spoiler yok.’ demişsin de spoiler başka türlü nasıl verilebilir diye düşünmeden edemiyorum. Neyse ki izledikten sonra okudum yazıyı.

  2. Berna Mutlu Aytekin   •     Yazar

    selam, bana spoiler veriyormuşum gibi gelmedi. neyse ki izledikten sonra okumuşsunuz yazıyı. sevgiler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir