Hayatının kontrolünü eline almak

Bundan aylar önce Ali için tuttuğum deftere “Ali hayatımı ele geçirdin. Tam bir ele geçirme denemez gerçi. Ben bile isteye teslim oldum sana. Sen kendi birey olarak hissedene kadar beni sömürmene izin vereceğim. Söz, anne sözü.” yazmışım. Artık neler hissettiysem. Bitmek bilmeyen emzirme saatlerinden ya da uykusuzluktan bıkmış olduğum bir dönem olduğundan eminim. Daha yolun başındayken ki hallerimi okumak da iyi geliyor. Şimdi uykusuzluğa alışalı çok oldu. Anne dediğin uyumaz, acıkmaz çok afedersiniz tuvaleti gelmez, sinirlenmez.  İnsan değildir zaten pamuktur o, sabır küpüdür, süper kahramandır.

IMG_3594

 

Tam öyle değil aslında. Başlarda Ali’nin bana ihtiyacı olduğunun fazlaca bilincindeydim “o yapamaz, o halledemez, ben olmazsam olmaz” tavrında olduğum doğru. Ama bir yerden sonra -ki bu dönem bizde 18 ay civarı başladı- o da bir birey olduğunu, inatları, sinirlenmeleri, beğenmeleri, istekleri olduğunu bana bir güzel ilettti. Ben de emzirme süreci sekteye girmesin diye alttan alttan aldım diyebilirim. 2 yaş sendromu dedim. Gerçi o da başka bir şeymiş ama halen yaşıyorum bitince inşallah onunla ilgili deneyimlerimi de yazarım. Şimdi Ali 2 yaşına girdi. Hatta bir ay da geçti. “Yeterince birey oldun annecim, izin verirsen ben de özüme döneyim” dedim. Hayatımı ele geçirmişti. Şimdi benim olanı geri almaya çalışıyorum.

Neler yapıyorum? Kendime daha çok vakit ayırmaya çalışıyorum. Burada ondan bir şey çaldığım da yok aslında. Günün bir kısmında kendimize yaptığımdan ayrı olarak onun yemeklerini yapmak gerekiyordu. Daha çok beraber oynamak gerekiyordu. Daha bana bağımlıydı. Şimdi o durumlar olmayınca hayatımın kontrolünü ele alabildim sanki.

Her gün minimum 1 saat yürüyüş yapmaya başladım. Fiziken yorgun olmak beyni sürekli bir şeyler ile dolu, beyni yorgun benim için çok iyi geldi. Kendi kendimi dinlemek de iyi geldi. Evime yakın olan bir alanda yürüyüş yapıyorum. Şimdilik 5 km ile başladım. Bununla beraber her gün 10.000 üzeri adım atmaya karar verdim. 13.000’e kadar çıktım şimdi. Hedef bir ayda 20.000 adım ile yaşamak. Bunda Ali Bey’in etkisi büyük tabii. Günde 4 kere parka çıktığımız oluyor. “Peşinde koşarken yorulacaksın” demişlerdi. O günler de gelecek biliyorum. Şimdilik çok koşturmuyorum ama yakındır. O yüzden rahatça koşturabilmek için biraz zayıflasam iyi olacak. Kendimi her zaman beğendim. Beğendim derken beğenmediğim olmadı. Aynalara baktım kendimi hiç şişman görmedim. Bu da hoş bir şey değil. Özgüven de bir yere kadar. Bu aralar deli gibi koşmak istiyorum. Ama koşamıyorum. Koşmayı o kadar çok özledim ki. Diz kapaklarım hemen sızlıyor. Oysa koşmak bana kendimi çok iyi hissettiriyordu. Bir an önce koşabilecek kiloya gelmem lazım. Böyle minik dertlerim var.

Sabah ve akşam cildime bakım yapıyorum. Ali’de dermatit var bende de var. Bahar beni fena ediyor. Cildim kendinden geçiyor. Pul pul dökülüp yara oluyor. Bu seneyi izsiz – yarasız atlatırım umarım.

Su içmeyi arttırdım. Şekeri bıraktım. Ali yemek yeme sistemine çok iyi adapte oldu. Bizim bir yaştan sonra değiştirmekte zorlandığımız sağlıklı beslenme yoluna o baştan girdiği için kolay kolay sıkıntı yaşayacağını düşünmüyorum. Bizim de onun yanlış beslenme seçeneklerine girmemesi için acilen doğru yola girmemiz lazım. O şeker sevmiyor biz seviyoruz. Bakıp ben de istiyorum dediğinde ne diyeceğiz? Bu yüzden şekeri bıraktık. Umarım bozmadan devam ederiz.

Geçtiğimiz günlerde bir seminere katıldım. Seminerlerde genelde yabancı konuk konuşmacı olunca doğru anlayabilmek için kulaklık alabiliyorsunuz. Simültane tercüman oluyor. Siz kulaklıktan kendi dilinizde dinliyorsunuz. Ben bir kaç yıldır İngilizce konuşmadığım için dili anlamayı unuttuğumu düşündüm. Kulaklıklardan aldım. Evet, bingo. Unutmuşum gerçekten. Şimdi yabancı dil konusuna tekrar özenmek istiyorum. Konuşmayınca unutuluyormuş maalesef. Bunun için bir çözüm bulacağım. Bulunca da sizlerle paylaşırım.

İş hayatında dönüş mevzusu var bir de. Uzun süredir istediğim kendi şirketimi açma konusunda çokça mesafe kaydettim. Bebekten sonra evden çalışmaya başlamıştım. Aktif iş hayatını bırakmıştım. Emzirme Kolyesi tasarlamaya başlamıştım. Şimdi yeni gelişmeler olacak. Madem kendi hayatımı ele geçirdim direksiyonu doğru yere döndüreyim değil mi?

Daha çok kitap okumak, sinemaya daha çok gidebilmek gibi sıradan arzularım var. Onlar da olur inşallah bir gün. Bebek doğduktan sonra kimi anne 6. ayda silkinip kendine geliyor. Vitesi 2’ye alıyor. Bende bu süreç Ali’nin 2. yaşına girmesiyle başladı. Bir sonraki seviye ise Ali kreşe başlayınca olacak sanıyorum. Sabırla bekliyorum.

Benden haberler böyle. Bu yazıyı okuyan yeni ebeveynler, siz neler yaptınız? Kontrolü ele geçirebildiniz mi? Çok yoldan çıkmış mıydınız? Tekrar kendinize gelme fikri bile güzel değil mi? Önerileriniz var ise aşağıya yorum olarak bekliyorum.

 

 

 

Berna Mutlu Aytekin

2 yorum

  1. Ezgi   •  

    Berna hanim kontrolü ele alma meselesinde anne sütünü bıraktirma kısmında nasılsınız oğlum 20 aylık ve sıklıkla düşünüp çaresiz hissettiğim bi konu

  2. Serife   •  

    Kreşi kaç yasında düşünüyorsunuz acaba bn saatlik oyun grubuna göndermek istiyorum kızımı 2yasında acaba uygun olur mu çevremizde kendi gb küçük çocuk yok

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak