Hamilelik dönemimin güzel ve sıkıntılı yanları

Şimdi başlığa bakıp da hamileliğin sıkıntılı yanı olur mu, bebişini kucağına alacaksın sonunda diyebilirsiniz. Ama kazın ayağı gerçekten öyle olmuyor.

Bebeğimi kucağıma almak için gün saydığım doğru, biraz da sabır ederek bu günleri tamamlıyorum desem daha doğru olacak. Özellikle son zamanlarda sıkıntılar artmış olsa da sayılı gün çabuk geçer diyerek kendisini özlemle bekliyorum. Tabi bu dönem hayaller ve hazırlıklar ile geçiyor. Siz hiç güpegündüz düş gördünüz mü? Ben her bebek mağazasına gittiğimde, internetten sayfaları kurcalarken bir sürü düş görüyorum. Hayat çok değişti. Üstelik daha o gelmeden. Gelince neler olacak hiç bir fikrim yok. O hisler ne kitaplarda ne de uygulamalarda yazmıyor. Yaşayacak ve göreceğiz. Bu heyecanlı dönemin öncelikle genel olarak güzel yanlarını bir özet geçeyim size. Gözünüzü korkutmayayım.

Hamileliğin güzel yanları

1. Yeni bir hayata başlama heyecanı

İster sürprizli isterse planlı bir hamilelik olsun artık biliyorsunuz ki her şey yolunda gittiğinde kucağınıza sizden ve sevdiğinizden oluşan bir varlık hediye edilecek. En güzel çikolatadan daha tatlı olacak, en güzel çiçekten daha güzel kokacak. Size aşık olarak büyüyecek. Hayal kurmak ister istemez yaptığınız bir şey. Aynaya bakıp bakıp içinize bir varlığın can bulduğunu düşünmesi hem şaşırtıcı hem de sürekli ‘vay canına’ demenizi sağlayan bir his. Hamileliğin yaşattığı en güzel duygu bu olmalı.

2. Sevdiklerinizi haberdar etme

Kimileri hamilelik haberini yakınlarıyla paylaşırken örneğin annelerine bir pasta yaptırıp torunlarının ağzından yazılar yazmış, kimileri uzak akrabaların evlerine kargo ile patik göndermiş öyle haberdar etmiş miniğin yolda olduğunu. Kimisi video çekmiş orada bahsetmiş bebeklerinin olacağından. Her nasıl olursa olsun tanıdıklarınıza sizi heyecanlandıran bu haberi verirken yüzlerine bakmak ya da seslerinden o şaşkınlığı duymak gibisi yok.

3. Bir takım sürprizlere maruz kalmak

Normal şartlarda çok da sürpriz seven bir insan değilim. Hatta günlük planımın bozulmasından da pek hoşlanmam ama bana öyle bir Baby Shower partisi hazırladılar ki neredeyse küçük dilimi yutacaktım. Hani eskiden bir program vardı TV’de. Hayatınızı araştırıp eski arkadaşlarınızı bir araya getirirlerdi. Benim için düzenlenen bu parti de resmen o efekti yarattı bende. Yakın arkadaşlarım bana sürpriz yapmışlar. Eşimi de, en yakın arkadaşım Faruk’u da bu sürprize alet etmişler. Bir sürü hediyeler, bir sürü güzel temenniler, bir sürü sürpriz ve fotoğraflar. Hayatım boyunca unutamayacağım bir gün oldu. Buradan emeği geçen tüm arkadaşlarıma tekrar teşekkür etmek istiyorum.

4. Prensesler gibisiniz

Herkes gözünüzün içine bakıyor. Yardım eden, sesinizin tonundaki değişikliğe bile dikkat eden insanlar ile doluyor etrafınız. Bunların başında elbette aileniz var.

Yok sen onu kaldırma, sen o poşeti taşıma, sen eğilme, sen biraz otur… Sonu yok. En başlarda bu durum biraz abartı gibi gelse bile sonra göbeğiniz kocaman olmaya başlayınca bazı şeyleri yapmak size zor gelmeye başlayınca gerçekten bu prensesliğin elzem bir şey olduğunu anlıyorsunuz.

5. Aşerme, nazlar ve kaprisler

O reklamlarda, dizilerde, filmlerde izlediğiniz mevsimi geçmiş meyveleri bulması için eşi gecenin 3’ünde market market gezdirme durumu bende olmadı. Ama “Canım şunu istiyor neden acaba?” diye hamile olduğunuzu unutup şuursuz şuursuz konuştuğunuzda istediğinizin hemen önünüze gelmesi çok nefis bir şey. Ya da telefonunuzun çalması canının istediği bir şey var mı diye sorulması falan insanı bir şımarık yapıyor sormayın gitsin. Tadını çıkartın. Hem onları zaten siz istemiyorsunuz bebiş istiyor.

bebişin canı çekti

6. Otobüste, metroda yer verilmesi

Gülmeyin, bakın gülmeyin rica edeceğim. İstanbul’da yaşamıyorsanız ne çektiğimizi bilmiyorsunuz demek ki. Ben ki kafama ‘yer vermek istediğim teyze’ tarafından çanta yemiş insanım. İnsanlar bir garip 300 Spartalılar gibi saldırıyorlar metrobüse, metroya. Ama hamilelik döneminde özellikle 6-7 aydan sonra bir hamilenin ayakta kalma süresi maksimum 10 saniye. İstisnalar kaideyi bozmaz diyerek yaşadığım bu mutlu anları sizler ile paylaşmak istedim.

7. Sağlıklı beslenmek zorunda kalmak dolayısı ile sağlığınızın düzelmesi

Evet kafa karıştırıcı bir cümle oldu farkındayım ama durum aynen böyle. Hamile olmadan önce gelsin hamburgerler, patates kızartmaları, gelsin gecenin 12’sinde pizzalar diyen bir insandım. Hamilelik haberini aldığım günden beri önce asitli içeçecekler ve meyve suyunu hayatımdan çıkardım. Sonra ketçap, mayonez ve bilimum içinde ne olduğunu bilmediğim sosları menüden sildim. Daha önceki diyetlerimden bildiğim kadarı ile tatlıyı da hayatımdan çıkartırsam vücudum için daha yararlı olan meyvelerden daha çok yiyebiliyordum. Meyve iyi bir şeydir güzel bir şeydir diye önceleri günde 2 elma sonra 3 elmaya kadar meyveyi de menüme ekleyince sonuç daha sağlıklı bir bünyeye kavuştum. Ben zayıflıyorum ama bebek büyüyor. Bu da çok ilginç bir durum. Diyet yapıp eski kıyafetlere girebilmekten daha güzel bir şey var ise o da hamile iken diyet de yapmadan eski kıyafetlere girebilmek.

8. Hızlı sosyalleşebilme imkanı

Tabii havanız yerindeyse. İnsanlar karnınızın kocaman olduğunu fark ettiğinde hemen sorular gelmeye başlıyor. Kız mı erkek mi, doğuma çok var mı, ilk bebeğiniz mi, ismini ne koyacaksınız… Sohbet etmeyi seven insanlarsanız birazdan eğlenceli diyaloglar geliyor demektir.

Geçen gece konser çıkışı hiç tanımadığım insanlarla dolu bir asansöre bindim. Asansördeki bir hanımefendi ‘E artık buradan Zeynep Kamil’e gideriz’ deyince gülmeye başladık. Ben de ‘Yok daha bir aydan fazla var aman hemen gitmeyelim’ deyince güzel temenniler ile asansörden ayrıldık. Tanımadığım bir çok kişi ne güzel şeyler diledi. Çıkışta taksi bulamadık. Birden baktık ki o diyalogu yaşadığımız hanımefendi yanımızda ve arabasıyla bizi uygun bir yere bırakmayı teklif ediyor. Kendisi de yeni anneanne olmuş yol boyunca çok eğlenceli sohbetler ettik. İnerken dua etme sırası bendeydi. Sayesinde hızlıca evimize varmış olduk.

9. Hoş geldi tekmeler, taklalar

Bebeğimin karnımda gittikçe büyümesi nedeniyle yaşadığım his şu: İçimde birisi çarpışan arabalara biniyor ve çok eğleniyor. İlk başlarda sadece sizin hissedeceğiniz bir his. Eşler bu sürece en az 1 ay sonra dahil olabiliyor -kusura bakmayın eşler doğanın kanunu bu şekilde- Bu anları videoya çekmek, bebeğinizin neye ne şekilde tepki verdiğini bulmaya çalışmak, karnınızdaki hareketlerinden eli kolu nerede, ayağı bacağı nerede onu keşfetmeye çalışmak… Hepsi ayrı bir eğlence.

Ben ilk tekmeyi hissettiğimde önemli bir toplantıdaydım. Bir fikir bulmamız gerekiyordu, tıkanmıştık vs. Birden gülümsemeye başladım. Çünkü az önce elma yemiştim. Meğersem her elma yediğimde bebeğim hareket edecekmiş. Günler geçtikçe aklınızda hareket ettiren yiyecekler tablosu şekillenmeye başlıyor. Mesela benim bebeğim sadece babasının sevdiği yemekleri yediğimizde anormal taklalar atıyor. İnsan biraz da annenin sevdiklerini yediğinde takla atar di mi, yok. Neyse yapacak bir şey yok. Ben de hiç yemediğim yemekleri yiyip yiyip tekmelerini sayıyorum. Bu yazıyı yazarken de bir elma hüpleteyim en iyisi.

10. Bir insanı yetiştireceğinizi bilmenin hazzı

Bunca zaman sokakta gördüğünüz o çocuklar için -genelde de hiç onaylamadığınız durumlarda- hangimiz ‘Ben annesi yerinde olsam böyle yapmam’ demedi ki?

Çocuğumu bu ilkelere bağlı yetiştireceğim, ona ilk şunu öğreteceğim, ona hayatın en önemli yanının aslında bu olduğunu söyleyeceğim, oğlumla maça gideceğim, kızımla anne-kız geceleri yapacağız… Say say bitmez. Günün birinde bu lafları etmişizdir. İşte o günler için geri sayım başladı. Bakalım dediklerimizi yapabilecek miyiz?

Bazılarımız için hayatın anlamı, bazılarımız için neden dünyaya geldiğimizin yanıtıdır bu duygu. İşte daha yüzünü bile görmeden, daha sesini duymadan, ellerinizin arasına alıp onu göğsünüze basmadan bile bir canlıyı hayatınıza ortak etmek için gün saymak, sanırım hepsi onu yetiştireceğinizi bilmenin hazzından kaynaklanıyor.

Bu harika yanlarını paylaştıktan sonra maalesef beni ve genel olarak hamileleri sıkıntıya sokan durumları da aktarayım isterim. Buyurun aşağıya bir göz gezdirin:

Hamileliğin kötü yanları

1. Sizi her gören göbeğinize dokunmak istiyor

Ne saçma şeydir bu. İnsan izin alır di mi? Bu durum bünyede bir miktar sinir yapıyor. Biz durup dururken size dokunuyor muyuz? Bu başından beri anlayamadığım bir konu. Tamam sevimli olabilir, tombiş bir çıkıntı var üzerimde tamam ama dokunmak nedir. Anlayamıyorum. Başka ülkelerde de bu durum böyle midir sanmıyorum ama o malum reklamdaki gibi bir tshirt yaptırmadığıma üzülüyorum gerçekten.

2. Yemek yeme sorunu

İlk aylarda çoğu hamile kadın mide bulantıları ile boğuşuyor. Dolayısı ile istesenizde yiyemiyorsunuz. İlerleyen aylarda ki buna 2. trimester diyorlar, işte o dönemde canınız ne istiyorsa gidin yiyin. Çünkü 3. Trimester denen sonlara yaklaştığınız dönemde de bebek büyüdüğü için ve midenize baskı yaptığı için çılgın mide asitleri ile boğuşmanız olası. O zaman yemek yemeniz kısıtlanıyor. Tatsız tuzsuz şeylerin midenize iyi geldiğini söylemiş miydim? Örneğin yılbaşı kuruyemişlerinden sadece leblebi yiyebilmek nasıl bir duygudur, anlayamazsınız.

3. Hareket kabiliyetinin kısıtlanması

Hele bir de tez canlı iseniz o kadar sıkıntılı bir durum ki… Hızlıca kalkıp kapıyı açmanız gerekiyor ama hızlı yürüyemiyorsunuz. Yetişmeniz gereken bir yer var. Yürüseniz 10 dakikada yetişeceğiniz yere yarım saat önceden yola çıkmanız gerekiyor. Vardığınız zaman ise muhtemelen nefes nefese olacaksınız. Üstünüzü değiştirirken bile yardım almanız gerekebiliyor. Eğilmek zor, kalkmak zor. Yataktan kalkarken bile ayağa kalkmadan bir 10-15 saniye beklemeniz gerekiyor. Başınız dönebilir, tansıyonunuz düşebilir. Bir de sürekli bir hareket etme ihtiyacı hissetme durumu var ki. O olmasa hadi neyse.

4. Cana okuyan hormonlar

Hamileliğimin ilk dönemlerinde futbol maçı seyrediyorum. Yeni aldığımız bir golcü var. İlk dakikada ilk saniyelerde muazzam bir gol kaçırdı. Ben ağladım. Ne güzel bir adam almışız diye ağladım. Kişisel tarihime not. Bu en ekstrem olanı yoksa ana haber bültenlerinde yayınlanan bir çok habere de bu hamilelik döneminde zaten ağlıyorum. Bunun dışında bir de hiç bir şey olmadan ağlamalarım var ki o en fenası. Yine ilk aylarda bu sefer de bir çok şeye sinirleniyordum. Ama ne sinir. Dünyayı yakasım geliyordu o derece. En çok da neden böylesin sorularına sinirleniyordum. Hamileyim normal insan değilim ki.

5. Uykusuzluk veya uykululuk

Geceleri muntazam olarak iki saatte bir uyanıyorum. Bunun iyi tarafı bebek doğduğunda aynı tempoya gireceğim ve bunu kolayca aşabilmem için vücudumun şimdiden hazırlıklara başlaması imiş. Şunca gündür geriye baktığımda ‘Dün gece ne güzel uyudum be…’  dediğim 4 gece olmuş. İnsan uykusunu alıp da gece 2’de evin içinde kalakalınca sıkılıyor da. Kitap okusam gözler yorgun ama beynim yorgun olmadığı için yine uyuyamıyorum. Kendimce önlemlerini almaya çalışıyorum. Bol bol süt içiyorum. Yatmadan ılık duş yapıyorum. Bedenim yorulsun diye  gün içinde çokça yürüyüş yapıyorum.  Gece hafif yiyorum, erken saatte yiyorum. Çay, kahve, çikolata zaten almıyorum. Bu şartlarda uyuyabilmem lazım. Ama dediğim gibi konu hamilelik ise bu dönemde matematik hesabı yapmanın alemi yok. Tutmuyor. Bu uykusuzluğu yenmek işte böyle zor.

Uykusuzluk yanında bir de uykululuk hali var ki o insanı rezil eden bir durum. İki gündür sinemaya gidiyorum. Sinemada uyuyakaldım. İki gün üst üste. Onca gürültü altında nasıl uyuya kalır insan. Sanki sıkıcı bir filmi zorla seyrettiriyorlar. Ama öyle işte. Uyku kapıyı çalmış haberim yok.

6. Herkesin anlatacak bir hikayesi var

Dinlemek zorundasınız. Bizimkilerdeki Cemil karakterini bir hatırlayın. Bizim bir rahmetli vardı diye başlayan diyaloglarını  bir hatırlayın sonra da. İşte bazen onlar ile dolu olabiliyor etrafınız. Sakın öyle oturma, sakın ondan yeme, elini şöyle koyma, şöyle yatma, böyle uzanma diye bir başlıyorlar sonra çocuk doğunca mutlaka neleri yapman gerektiğini anlatıp duruyorlar. En son birisi çocuğumun ismini ne koyacağımı sordu söylediğimde ‘Ay ne kötü, bizim bir tanıdık var, o ismi koydu o da şimdi çok pişman’ diye konuşmaya başladı. Işınlanma teknolojisinin hala icat olmadığına bir kere daha üzüldüm. Bana kalırsa herkesi dinleyin kendi bildiğinizi yapın diyeceğim.

7. Alışveriş bitmiyor

Bir yerlerde sürekli bir listeler var. O listedekileri almanızı öneriyorlar. Baktığınızda o kadar saçma şeyler var ki içinde. Bunun için kendinizi bir bebek mağazasına kapatmadan önce yanınıza bir bilen kişiyi almak da fayda var. Bu alışveriş kısmının araştırma safhası var, gerçekten gerekli olup olmadığını bilmek için sizden önceki bebek sahiplerine bir sorma safhası var, var da var. Son dönemlerde ağırlaşacağınız için mümkün olduğunca erkenden halletmenizde de fayda var. 6. ayda bebek odasını kurduk. 7. ve 8. ayda da alışverişi bitirmek istiyoruz. Bakalım başarabilecek miyiz…

8. Ah o artan kan dolaşımı

Normal şartlarda pek de hareket etmeyi sevmeyen bir insanım. &-8 saat kıpırdamadan çalıştığımı ya da yerimden kalkmadan 3 – 4 bölüm dizi izlediğimi bilirim. Evet iyi bir şey değil. Ama bünyem hayata böyle bakıyor. Hamile kalana kadar öyleydi. Yarım saat yerimde oturamıyorum. Hamileliğimin 8. ayında okuduğum kaynaklara göre vücudumdaki kan üretimi normal üretiminin %40’ı daha fazlasına ulaşmış. Sürekli bir hareketli olma hali, oturacağıma yürüme hali, kaşıntılar, kıpraşmadan duramamalar, otobüste metroda ayak sallamadan duramama hali vs. Bir de son günlerde başımıza gelecek olan ‘Dişi kuş sendromu’ varmış ki, eline süpürgeyi bezi alıp kendini çılgınlar gibi temizliğe veriyormuşsun. Yerinde duramıyormuşsun. Onu daha deneyimlemedim ama şimdiki halim böyleyse herhalde o günlerde hepten çıldırırım.

9. Tuvalette hayatını sürdürme isteği

Evet birden okuyunca anlamamanız normal. Hatta hamile olmadan da anlayabileceğinizi sanmıyorum ama yine de bir anlatmayı deneyeyeyim. İlerleyen dönemlerde yani 8. aydan sonra sürekli bir tuvalet ihtiyacı içindesiniz ama genelde yanlış alarm. Gece uykunuzdan uyanıyorsunuz yanlış alarm. Uyuyabilmek için içtiğiniz suyu azaltmanıza bile neden oluyor bu durum. Yapacak bir şey yok. Bebiş yerinden çok memnun ve baskı yapmaya devam ediyor. Doğumdan sonra rahatlayacağınızı umarak her gittiğiniz yerde tuvalet olmasına, uzun süre trafikte kalmamaya, uzak yerlere gitmemeye çalışıyorsunuz.

10. Çatlaklar, akneler, vücut deformasyonları

Hiç düzelmeyecek mi, bebekten sonra böyle mi kalacağım, bu kilolar nasıl gidecek… Annelerin genel kaygılarından birisi de bu. Benim öyle sıkıntılarım olmadı ama çevremden çok duydum. Hepsi düzelecek diyorlar. Hatta bu düzelme durumuna mucize diyorlar. Yaşayıp göreceğiz. Şimdilik akne sorunu yaşıyorum. Karaciğerimi fazla yoruyorum sanırım. Ya da vücudumun çılgınca salgıladığı bu hormonlardan birine alerjim çıktı. Sonsuz Pollyannacı ruhuma güvenip hepsi geçecek diyorum. Yok geçmese ne olacak. Ben bebeğimi kucağıma aldıktan sonra gözüm onları görecek mi acaba. Siz de hamilelik döneminde vücudunuzda oluşan bu çılgın değişiklikleri kafanıza takmayın. Bunun estetiği var, lazeri var, kremi var, strese girmeye ne gerek var.

Tüm bebek bekleyenlere evlatlarını sağlıkla kucaklarına almalarını diliyorum.

Hamilelik dönemi ile ilgili diğer yazılarım için burayı tıklayabilirsiniz.

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak