İç anadolu, batı karadeniz yolculuğu

3700 km yolculuğumuzun ilk iki bölümünü geçen yazılarda şurada ve şurada anlatmıştım. Yolculuğun verdiği yorgunluk diğer şehirlerin hakkını verememeye yol açtı. Yine de son gün bir ha gayret diyerek kendimizi Kastamonu’ya giderken bulduk. Yollar dağ yolları, yolun solunda kimsenin henüz keşfetmediği sahiller, buz gibi deniz suyu.

Öncesinde Antalya’dan Afyon üzerinden yapılan bir Ankara yolu var ki, bir daha kesinlikle gitmek istemem. Yollar çoğu yerde tek şerit. Işıksız, ıssız. Afyon’da dinlendik ki karanlıkta yola çıkmayalım. Sabaha karşı Afyon’dan yola çıktık. Yine yol dümdüzdü ve güneş doğarken nefis görüntüler vardı.

Ankara’ya varmak üzereyken kuş cennetinden geçtik. Uygun objektifler olmadığı için kuşlar yerine manzara fotoğrafı paylaşacağım. Ankara’da bir gece konaklayıp önce Bolu – Abant ardından da Zonguldak’a geçtik. Zonguldak üniversite okuduğum şehir. Uzun zaman geçirmek yine kısmet olmadı. Biraz şehrin içinde dolaşıp yine “Benim zamanımda bunlar yoktu şimdi ki öğrenciler çok şanslı” diyerek yola çıktık.

Kastamonu’ya geçeceğimizi bilmeden “Yarın Amasra’yı dolaşırız” diyerek Bartın’da bir gün dinlendik. Her gittiğimiz de “Buralar eskiden negüzeldi, ne bozulmuş Amasra” diyerek Amasra’yı gezeriz. Bu sefer sinirlerimiz bozulmasın diye Amasra’ya uğramadık. Direkt Kastamonu -Cide yolu üzerindeki Gideros’a doğru yönümüzü çevirdik. Gideros koyu’nu o kadar çok övdüler ki gittiğimizde bir cennet bulacağımızı sanıyorduk. Ama bir kere daha anladım. Dünyada cennet diye görmeye gittiğin yere insanlar uğramamışsa ancak cennet denilebiliyor. Her yerde cam şişe kırıkları, çöpler, insanın içi eziliyor. Etrafta kuğular, ördekler yüzerken bu cennete zarar veren kendini bilmez insanlar topluluğu bir talan etmiş gitmiş etrafı. Üzümler ve böğürtlenler evlerin bahçelerinden sarkıyor. Denizin dibi görünüyor, o kadar berrak ki. Ama bozulmuş her yer işte.

Turist olarak bakıldığında sadece bir otobüs gördük. Tina’nın yeri denilen bir yemek yenen mekan dışında oturulacak bir yer göremedik. Orası da doluydu. Dönmeye karar verdik.

Dönerken Kapısuyu plajına da bir bakalım dedik. Orası diğerine nazaran daha temiz ve daha ıssızdı. Bir dahaki sefere orası tercih edilebilir. Yine de Bartın’dan sonra 2 saat yol gittiğinize değmiyor. Keşke Amasra biraz daha temiz olsaydı. Umudumuz bir sonraki seneye.

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak