Fetih 1453

İstanbul sen nasıl bir şehirsin? Bizi trafik derdi, geçim derdi, yağmur, çamur, kar ile boğuşturan, güzelliği aşikar olsa da bize yaranamayan şehir İstanbul.

Oysa ne zorluklarla fethedilmiş ne kadar çok istenmiş bir şehir.

Dün Fetih 1453 vizyona girdi. Merak ettiğim bir film olduğu için spoiler olacak diye yukarıdaki fragmanını bile seyretmedim. Merakım yatışsın istemedim.

Her zaman olduğu gibi en rahat ettiğimiz sinemada, Cinebonus’da seyrettik filmimizi. Bilet bulmak öyle zor oldu ki. İlk gün olduğu için sanırım. Sinemada ne film arasında ne de filmden önce hiç reklam yoktu. Film atmosferine girdik, heyecanla başlamasını bekledik. Genel olarak bahsetmek gerekirse, oyunculuk, güzel yazılmış metinler, kostümler fazlasıyla tatminkardı. Fragmanı seyreden bir çok kişinin takıldığı animasyonlar bana çok da fena gelmedi. Sanırım filme toplamda bana hissettirdikleri yönünden baktığım için animasyonların çok sırıtmadığını söyleyebilirim. Oyun dünyası ile aram iyi değil. O yüzden filmdeki savaş sahnelerinin Playstation oyunlarındaki gibi olduğunu da iddia edemeyeceğim.

Film harika bir açılışla başlıyor. Tempo hiç azalmıyor. Sadece sonlara doğru biraz dövüş sahnelerinde sıkıldığımı söyleyebilirim. Sonuçta bir savaş filmi. Dövüş olacak ama ben sıkıldım.

Metinler iyi yazılmış olmasa belki 3 saat süren bu epik filmi seyretmek pek olası olmayacaktı. Ama hem yeni oyuncular ile tanışmak hem de onların rollerine hakimiyeti beni çok etkiledi. Bir diğer seyretmeye doyamama nedenim ise kostümlerin ve harem’in olanca doğruluğu ile canlandırılmış olması. Malum şu an TV’de yayınlanan Muhteşem Yüzyıl’da tüm harem ahalisi kocaman dekolteleri ile etrafta dolaşıyorlar. İpek ve tafta ile modernize edilmiş kıyafetler saray ihtişamını yansıtsa da Osmanlı kültürünü pek yansıtmıyor. Fetih 1453 filminde gerek Sultan Mehmet’in gerekse harem ve devlet dairesindeki sadrazamların, yeniçerilerin kostümlerini oldukça doğru tasarlanmış buldum. Neye göre kime göre derseniz. Lisede Moda Tasarım dersi almıştım ve Osmanlı kıyafetleri ile aramız hep iyiydi. Uzun saatlerimizi onları modernize edip yeni tasarımlar yaratmakla geçirirdik. Lale figürlerinin yerleştirilmesi, kurulan otağlar, pazar esnafının halleri gibi detaylarda da kostüm yönünden saçmalanmaması beni çok memnun etti.

Filmde herkes Türkçe konuşuyor. Bu da beni çokça rahatsız eden bir durum değildi. Beklentimi çok yüksek tutmamaktan mı bilemiyorum çok takılmadım bu duruma. Ama tabi eski Türkçe kelimeler kullanılsa belki daha iyi olabilirdi. O kadarı da gözüme battı.

Film 3 saat olmasına rağmen senaryo’da yer almayan çokça durum var. Eyüp Sultan’ın türbesi ile ilgili detaylar çok hızlı geçilmiş. Sanki filmden kesilmiş bir bölümmüş gibi anlamsız havada duran bir kaç sahne göze çarpıyor. Uzun tutulan savaş sahnelerinden bir 2 dakika alınsa bu durum anlatılsa, bir 5 dakika da Fatih’in 12 yaşındaki haline ayrılsa çok iyi olurdu. Malum bir çok kişinin bildiği bir ” “Eğer sen padişahsan geç ordunun başına. Yok eğer ben padişahsam emrediyorum ordunun başına geçeceksin!” diyaloğunun Fetih 1453’de mutlaka yer almasını beklerdim. Konuyla ilgili detaya şu linkten ulaşabilirsiniz.

Fatih Sultan Mehmet rolünü canlandıran Devrim Evin’i çok başarılı buldum. Ulubatlı Hasan rolünde ise (Ulubatlı olduğunu son sahnelerde anlayabildim) İbrahim Çelikkol ise bir yeni Malkoçoğlu. Fetih 1453’de bir diğer dikkatimi çeken konu ise, iyi rol ve kötü rol de oynayan iki karakterin birbirlerine ne çok benzediği. Oyunculuk da görüntü de aynı olunca özellikle dövüş sahnelerinde çok fazla karıştırdım bu iki kişiyi.

Film adından da belli olduğu üzere Sultan Mehmet’in İstanbul’u alma hayali ile taarruza geçmesini anlatıyor. Detaylarda Mehmet’in babası ile olan ilişkileri ve oğlu ile olan ilişkisi ile ilgili bir kaç bölüme yer verilmiş. Onun dışında gerisi tamamen savaş stratejilerinden oluşuyor. Tabi bir de düşmanları yemek ve içmekten eğlenceden başka bir şey düşünmeyen kişiler gibi gösterme durumu var. Bu Bizans hep mi böyle anılacak?  Bir de araya gereksiz bir aşk sığdırılmış. Bu Türk filmlerindeki olmazsa olmazlara da bayılıyorum. İlla bir aşk olacak içinde.  Mavi gözleri ile Dilek Serbest iki karakteri kendine aşık ediyor.

Konuyla ilgili güzel bu eleştiriyi az biraz spoiler içerir olsa da okumanızı tavsiye ederim. Keyifli bir hafta sonu için bu rekorları alt üst eden bütçe ile çekilmiş filmi görmenizi tavsiye ederim.

 

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak