En iyi devam filmleri listem

Sinema gündelik hayattan kafamı kaldırmak için tercih ettiğim bir dinlenme yöntemi. Özellikle yoğun bir hafta olduysa ve gerçekten kendimi nefes alamıyormuş gibi hissediyorsam aklımda sürekli bitmesi gereken işler, deadline’lar uçuşuyorsa sinema benim için bir ilaç diyebilirim. Özellikle sevdiğim yönetmenlerin, oyuncuların filmlerinin yakında vizyona girecek olduğunu öğrenince ayrı bir heyecan basıyor beni. Bazı serileri ise mutlaka seyretmem gerekiyor gibi hissediyorum. Bu durum bazen hayal kırıklıklarına yol açsa da sinema her zaman bana daha iyi bir iki saat geöireceğimin müjdesini veriyor. Tıpkı kitap okumak gibi. Dünyadan uzaklaşıp senaryonun beni götürdüğü ülkelere, döneme gitmek ışınlanmak gibi bir şey. Sinema izlenimlerim ile ilgili vakit buldukça benimgunlerim.com‘da yazı yazıyorum.

Bu yazımı da Twitter’da dün gece Fundalina, SineBlog ile konuşurken SineBlog’dan gelen bir talep üzerine yazıyorum.

film listesi

Sanırım bir yazı ile de kalmayacak. Çünkü kısa bir favori filmler listem yok.  Sinema gecelerini eğer evde düzenleyeceksek favorim bir kaç film ardarda izleyebileceğimiz bir program oluşturmak. Bu da en güzel serileri seyretmek ile oluyor. Favori sinema filmleri listemde bugün seriler var. Eminim bir çoğunu siz de seyretmişsinizdir. Sanırım biraz nostalji seviyorum. Gelelim benim ilk 10 listeme:

The Godfather – Baba  1 – 2 – 3 (1972 – 1974 – 1990)

İçinde geçen bir çok diyaloğu artık ezberlediğim, her seferinde oyunculara hayran olduğum seridir. Bugüne kadar “ama kitabı filminden daha güzel” diyemeyeceğim tek bir eser var ise o da Baba serisidir. Francis Ford Copolla’nın illa ki kızımı oynatacağım diye tutturduğu serinin üçüncü filminde dahi oyunculuklara gölge düşmemiştir. Gelecek nesillerin de mutlaka arşivinde olması gereken bir film. Bu kadar kısa yer verdiğim için de pek hakkını verememiş gibi oldum ama yazı çok uzayacak. Bir numaramdadır efendim kendileri. Henüz seyretmeyenler var ise aman kaçırmasın izlesin. İzlemeden önce akıllara kazınan güzel melodileri için ise sizi şöyle alalım.

robert de niro ve al pacino baba filminin setinde

James Bond

Hep en güzel kızlar, en güzel arabalar, en teknolojik ürünler, en güzel müzikler ve en karizmatik James Bond’ları ile çocukluğumun vazgeçilmez serisi. Büyüdüm hala heyecanla izliyorum. Geçtiğimiz yıl 50. yılı kutlanan yakışıklı ajanımız hala beyazperdede onu izleyenleri büyülüyor. James Bond sadece film değil ayrıca büyük bir endüstri. Bugüne kadar çekilmiş 25 film olması bile onu bir efsane yapıyor. Markalar ile olan birlikteliği ve hiç yaşlanmayan bir seri olması nedeniyle seyretmekten oldukça zevk alıyorum. Nice yaşları olsun, serinin yeni filmlerini de bu heyecanla seyredebilirim umarım. Son filme ait detaylara da blogumun bu sayfasından ulaşabilirsiniz. Aşağıda ise filmlerin gişe gelirleri yer alıyor.

james bond filmleri

Back To The Future – Geleceğe Dönüş  1 – 2 – 3 – (1985 – 1989 – 1990)

1985 yapımı bir film. Yaşlı mı? Değil. Neden çünkü hala hepimiz filmde bahsedilen uçan kaykayları, mikrodalgada pişip kocaman hale gelen o pizzaları bekliyoruz. Ümidimizi hiç kaybetmedik. Hele o spor ayakkabılar. Nike belki bu sene çıkartır diyerek geçti çocukluğumuz. Marty’nin o partideki harika performansını bir kere seyreden bir daha unutabilir mi? Yaşlılık ancak unutulduğunda gerçekleşir. Benim gönlümde harika senaryosu, insanı hayal kurmaya sevkeden kurgusu ve muhteşem müzikleri ile hep ilk üçte yer alacak bir seridir. Eğer keyfim yerinde değilse kocaman bir kase dondurma yemek istiyorsam, Geleceğe Dönüş serisi de bende aynı etkiyi yaratır. Sen çok yaşa Doktor, çok yaşa Marty…

Batman

Batman serisinin çekim aşamalarında ilginç olaylar yaşanmış. Kimse çekimi yapmak istememiş. Siz de özellikle Christopher Nolan’ın yönetmenliği ile serinin son filmlerini hatırlayanlardan olabilirsiniz. Müziklerini hala severek dinlerim. Bende sanki dünyayı kurtarabileceğim hissini uyandırıyor. Ama aslına bakarsanız benim kalbim hala Jack Nicholson’ın Joker rolünü üstlendiği o harika filmden yana. Serinin en sevdiğim bölümlerinden biri o yüzden 1989 yapımı Micheal Keaton’ın Batman’i canlandırdığı ilk film. Bana göre o serinin en tatlı filmlerinden biridir. Aradaki filmlerde Batman ve Robin gibi bazı hayal kırıklıkları yaşanmış olsa da Batman güzel bir seridir. Heath Ledger’ın Joker’i canlandırması ile Joker rolü gözümde farklı bir karaktere bürünse de Jack Nicholson varken başka Joker görmeey dayanamıyorum.  İşte burada bir karşılaştırma mevcut. Bakalım siz ne düşüneceksiniz.

Öte yandan şu dönemde yayınlanmaya başlayan Gotham dizisi de Batman kadar güzel mi bilmiyorum. Bir kaç bölüm yayınlandıktan sonra seyretmeyi planlıyorum. Bakalım o da filmi kadar beni etkileyecek mi? Efendim yarasa adamın maceraları listemde ilk 10’da yer buluyor.

Before Sunrise – Before Sunset – Before Midnight (1995 – 2004 – 2014)

Benim çok geç keşfettiğim serilerden oldu. Aslında Ethan Hawke sever bir insanım. Filmin başrollerinde Ethan Hawke ve Julie Delpy oynuyor. İki gencin tanışmaları, ayrılmaları ve tekrar karşılaşmaları, ilişkilerinin değişen boyutlarını anlatıyor. O kadar rol yapmıyorlar gibi ki ben de sanki olaylar önümde yaşanmış gibi ilgi ile izliyorum. Serinin son filmini seyredince ben bu serinin sanki bir önceki filmini de seyretmiştim diye düşündüm. Bu vesile ile baştan tüm seriyi tekrar izleyeyim dedim. Seri sizi şaşırtır. İlginç bir çekim aşaması olmuş. Örneğin serinin son filmi Geceyarısından Önce’de çoklukla diyaloglar mevcut. Uzun süren tek plan sahneleri bu diyaloglara daha konsantre olmanızı sağlıyor. Ama kendinizi izlerken hiç bir şekilde mevzuya yabancı hissetmiyorsunuz. Kadın – Erkek ilişkilerini bir de objektif olarak başkalarının ağzından dinlerken buluyorsunuz kendinizi. Serinin ikinci filmi ise oldukça kısa bir süre içinde çekilmiş. 15 günde çekilen filmde sadece gündüz saatleri çekim için kullanılmış. Tüm filmi baştan seyretmek de fayda var. Özellikle kız kıza yapacağınız sinema gecelerinde güzel sohbetlere yol açacak bir seri olduğunu düşünüyorum.

Lethal Weapon – Cehennem Silahı 1 – 2 – 3 – 4  (1987 – 1989 – 1992 – 1998)

Çocukluğumun en eğlenceli serilerinden birisi. TV karşısında geçirilen saatler, noolur geç yatayım annecimler. IMDb puanı düşük de olsa seyrederken yaşanan güzel anlar bu seriyi ilk 10 listemin içerisine alıyor. Riggs’in bir türlü sigarasını yakamaması, canını hiçe sayıp atladığı tehlikeli durumlar, iddialaşmalar, polislerin birbirine yaptıkları şakalar ve elbette aksiyon dolu sahneler. Sizi uyutmayacak bir seri. Seyretmelere doyamadıklarımdan.

lethal weapon cehennem silahı

X-Men

Oyunculuk ve senaryo harika Marvel karakterleri ile birleşti bize de ziyafet oldu. Geçen ay tüm seriyi evde tekrar izledik. Ailece izleyebileceğimiz her seferinde gözümüzü kırpmadığımız bir seridir X- Men. Özellikle film bittiğinde sinemadan çıkmadan serinin bir sonraki filmine dair bir küçük ipucu öğreniriz diye beklediğimiz zamanların da hatrı var. Bize her seferinde güzel vakit geçirme imkanı sağladığı için Marvel’e saygımız sonsuz. Ben ki çizgi romanlar ile büyümeyen bir çocuktum bu seriye çizgi roman meraklılarının ilgisini düşünemiyorum bile. Filmlerin kronolojik sırası var elbette ama bir de kurgusal olarak anlayabilmek için bir sırası mevcut. Onu da şuradan görebilirsiniz. Böyle seyredildiğinde daha doğru oluyor bence.

x-men

The Bourne IdentityThe Bourne SupremacyThe Bourne Ultimatum (2002 – 2004 – 2007)

Matt Damon sevenler ekran başına, sinemaya geldiğinde ilk gün seyrettiğim filmlerden olan Bourne serisi daha önce çekilmiş olan bir serinin yeniden çevrilmiş hali. Bu filme kadar gönlümde sadece yakışıklı kontenjanı ile yer kaplayan Matt Damon bu seriden sonra biraz daha iyi oyuncu kategorisine yükseldi. Şimdi sıklıkla TV’de denk geldiğim filmi yine aynı heyecanla seyrediyorum. Ne çektin be Bourne.

bourne trilogy

Sherlock Holmes – (2009 – 2012)

Robert Downey Jr ve Jude Law iki sevdiğim aktör bir filmde oynamış nasıl kötü olabilir ki. Devamını da merakla beklediğim seri aksiyon, İngiltere’nin soğuk sokakları, harika kostümleri ve nefis müzikleri ile aklımı çeldi. Zaten Benedict Cumberbatch hayranı bir insanım neredeyse aynı dönem içinde Sherlock’un maceralarını hem Tv’de hem de sinemada seyretmek muazzam oldu. Ellerini biraz çabuk tutsalar da senin yeni filmini çekseler. Sherlock Holmes serisinin son sinema filmi Gölge Oyunları ile ilgili detaylı yazıma burayı tıklayarak Sherlock dizisi ile ilgili detaylı yazıma ise burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

sherlock holmes

The MatrixMatrix RelodedMatrix Revolutions (1999 – 2003 – 2003)

Açıkçası ilk seyrettiğimde aynı hafta içinde filmi 3 kere daha sinemada izleyerek kendi sinema rekorumu kırsam da serinin diğer filmleri bende aynı tadı bırakmadı. Seneler sonra seyrettiğim bir çok bilimkurgu filminde Matrix’ten izler görünce sinema tarihi açısından oldukça önemli bir yerde durduğunu gördüm. Bazen diğer filmlerde benzer sahnelere rastlayınca sinirlenip bu Matrix olmasaydı ne yapacaktınız diyorum hatta. Ama serinin diğer filmlerinden istediğimi alamamam ilk filmin kusursuzluğuna gölge düşürmesin. Her sahnesini ezbere bilmekle beraber hala TV’de yayınlandığında o akşam için en güzel planım Matrix’i seyretmek oluyor. İlk filmdeki Nokia cep telefonunu gördüğümde yaşlandığımı fark ediyor, canım sabah yataktan kalkmak istemediğinde ise kendi kendime  “Get up , Trinity” diyorum.

Sinema filmlerine dair ilk 10 temalı yazılarım devam edecek. O zamana kadar follow the white rabbit

Berna Mutlu Aytekin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir