Kriz ile başa çıkma rehberim

Ekonomik göstergelerin son yıllarda “ha geldi ha gelecek, şimdi vurdu, şimdi vuracak” dediği kriz kapıyı çaldı. Çaldı da demeyeyim. Vurdu kırdı kapıyı. Girdi hanemizin ortasına. Doların coşması, ( ben bu yazıyı yazarken 1 $ = 5,29 TL, yazıyı yazmaya devam ederken – ki sadece 2 gün oldu 1$ = 6,46TL ) euronun altta kalmaması, ülkenin rezervleri, İran, ABD arasında kalmamız, Trump faktörü, ona atar buna gider derken kaldık mı kriz ile baş başa. Bir şekilde toparlarız illaki. Hep toparlamışızdır. İnsan inanmak istiyor. Ülke sıkıntılı bu dönemden geçerken. Ben de hem ürünlerinin hammaddelerini yurt dışından ithal eden bir girişimci olarak, hem eski bir finansal danışman olarak, hem de evi çekip çeviren bir kadın olarak son 2 aydır biraz daha fazla sonun yaklaştığını fark ederek kendime biraz çeki düzen verdim.

Dedim ki; her şeyi paylaşıyoruz. Bu faydalı bilgiyi de paylaşayım. Neler yaptım da kredi kartı ekstrem yarı yarıya indi? Hepinize uymayabilir. Elbette herkesin kendi hayatı kendi tercihleri. Belki benim tedbirler çok uçuktur. Olsun. Bir kişiye fayda sağlayabilirsem ne mutlu. Tasarruf tedbirlerimi aşağıda yazının alt bölümlerinde ise ekonomi kariyeri yapmış bir profesyonel olarak tedbirlerimi – önerilerimi paylaşıyorum. Hepsi benim kendi görüşümdür. Yatırım tavsiyesi olarak değerlendirmenizi istemem.

İşte benim tasarruf tedbirlerim

  1. Spotify, Netflix gibi olanlar ile beraber telefonumdaki ücretli uygulamalarımın aboneliklerini kapattım.
  2. Domain – alan adları gibi bloglarıma ayırdığım bütçeyi gözden geçirdim. Açık olmasının fayda sağlamayacağı bloglarımı kapattım.
  3. Telefon yenileme dönemim gelmişti. Eskisinin taksidi bitince yenisini almaya alışmışım. Telefonum halen çalışıyor ( tahtaya vuruyorum) yenisine geçmeyeceğim.
  4. Benim düzenli olarak bütçe ayırdığım şeylerin en başında kitaplar geliyor. Ayda 10 kitap alıyorum. 6’sını bitiriyorum. 3-4 ayda bir frene basıyorum. Elde kalanları bitiriyorum. Sonra yine kitap almaya devam. En sevdiğim şeylerden biri de kitapçıları dolaşıp kitap almak. Son günlerde fark ettim ki internet üzerinden satın almak çok fark ettiriyor. Satın alacağım kitapları oradan alıyorum. Neredeyse 3 kitaptan biri bedavaya geliyor. Puan kazandırma sistemleri vs de var. Hatta gelecek ay alım yapacağınızı taahhüt ederseniz ekstra indirim de oluyor imiş. Bu şekilde satın alım yapıyorum. Bazen de hiç satın alım yapmıyorum. Bizim ilçeye yeni bir kütüphane açıldı. Bu sayede 15 günde bir 3 kitap alma şansımız oluyor. Ali için özellikle her ay en az 10 kitabı kütüphaneden seçiyoruz. Bir de kitap dinleme konusuna odaklandım. Aylık üyeliği bir kitap ücreti olan bir servise abone oldum. Yürüyüş yaparken oradan kitap dinliyorum. Servisin adı Storytel. Detaylı bilgiyi kitapilehayat.com ‘da anlatmıştım. Okuyunuz.
  5. Kumbara kullanıyoruz. Evet çok eski bir yöntem ama Ali’nin oyuncakları için gayet güzel bir birikim oluyor. Eve aldığınız damacana sudan arta kalan bozuk parayla, kargo tesliminden arta kalan ile derken resmen bir ayda bir kutu oyuncak alabiliyorsunuz.
  6. Bulaşık deterjanı, yumuşatıcı, yüzey temizleyici gibi kimyasal içerikleri hayatımızdan çıkardık. Sirke, karbonatlı tuzlu bulaşık makinesi deterjanları derken bu yıl geçişi sağlamış olacağız. Hem tasarruf hem de kimyasaldan kurtulmuş oluyoruz.
  7. Alışveriş meselesi mühim. Alışverişe eşim ile beraberken liste ile gidiyoruz. Ben genelde markette kendimi kaybettiğim için eşim listedekileri alıyor. Tam da ne söylersem onu alıyor. Bana liste de kar etmiyor çünkü. Her an bir kamyon lastiği alıp eve girebilirim.
  8. Ali’nin kıyafetlerini, artık ilgilenmediği oyuncaklarını, eski mobilyalarını 2. el satış yapan sitelere koyuyorum.
  9. Kıyafet satın alma işlerine hiç girmiyorum zaten. Tüm aileye bahar ayında sezonluk alışveriş yapıyoruz. Bir model bulup farklı renklerini alıp kafam rahat alış veriş merkezinden çıkıyorum.
  10. Dışarıda yemek yeme işine ara verdik. Mümkün olduğunca evde. Dışarıda yiyeceksek de piknik tarzı yerleri seçiyoruz. Evde kendim yapıyorum. Yaz demek piknik demek, sahil demek.
  11. Yoğurt, ekmek, börek, çörek, kurabiye, dondurma, kefir, poğaça hepsi ev yapımı oldu. Bu biraz tasarruftan değil daha sağlıklısını yapabileceğime inançtan ama geçenlerde bir yoğurdun 10TL, yarım kilo bile olmayan dondurmanın 27TL  olduğunu gördüm. Demek ki habersizce tasarruf yapıyormuşum dedim.
  12. Dışarı çıkarken suyumu, çayımı ya da kahvemi evde yapıp götürüyorum. Çocuktan dolayı zaten suyum hep vardı. Bir de kendim için şişe edindim. Termoslarımızı seneler önce almıştık. Bir latte olmuş 17-18TL şaka maka 20TL cepte kalıyor.
  13. Evde pişen yemekler o akşam bitmez ise küçük bir kaba alınır hani. Sonra o kap buzdolabının derinliklerinde unutulur. Yani en azından bizim evde öyle. Şimdi o kalan bir kişilik yemeği direkt dondurucuya koyuyorum. Böylece evde tek başıma akşam yemeği yiyeceğimde hem yemek pişirmekle uğraşmıyorum, hem kalorili yiyeceklere dalmıyorum, hem de o yemek ziyan olmamış oluyor.
  14. Çok fazla yemek pişirmiyorum, yazın bana verdiği yetkiye dayanarak yoğurt, meyve, sağlıklı kurabiyeler, biraz çiğ sebze, kefir, ayran vs ile geceyi kapatıyorum. Yine yemek yapmak için uğraşma ve ocak/fırına harcanacak maliyetten kurtulmuş oluyorum.
  15. Harcamaları yaparken yerli malını tercih ediyorum. Menşei kısmı önemli. Pirinç Kanada’dan, mercimek kim bilir nereden? Yaklaşık 1 yıldır özellikle menşei konusa takmış durumdayım. Paramız dışarı çıkmasın. Mümkünse çiftçi kooperatiflerinden satın alıyorum.
  16. Çamaşır, bulaşık makinesi gibi elektronik eşyalarımı gece 23:00’den sonra çalıştırıyorum.
  17. Evde olması gereken ilaçları stokladım. Ağrı kesici, burun spreyi, ateş düşürücü şurup, uçuk ilacı, antibakteriyel kremler, kas gevşeticiler kriz anında bu ailenin hemen ulaşabilmesi gereken ilaçlar. Yarın öbür gün eczanelerden almakta zorlanabiliriz. Malum eczaneler euro paritesini sabit tutan bir anlaşma yaptılar. 
  18. Cep telefonu aboneliğimi tekrar düzenledim. Uydu, internet planlarımızı da revize ettik. İki arkadaş evde isek wifi üzerinden whatsapp üzerinden telefon görüşmesi yapıyoruz. Boşu boşuna cep telefonu operatörüne para ödemiyoruz.
  19. Evdeki muslukların tazyiklerini düşürdük. Kombinin sıcak su derecesini kıstık. Balkonumuz için gün ışığı ile şarj olan lambalar aldık. Hareket gördüğü zaman açılıyor. Genelde balkonun lambasını açık unuturdum. Bu çare oldu. Çamaşır makinesi ve bulaşık makinesinin eko modlarını kullanmak da fatura maliyetlerimizi düşürüyor.
  20. Daha az taksi, daha çok yürüyüş, daha çok minibüs – otobüs- metrobüs. Mevsim yaz. Yürümeye engel olmayan günlerdeyiz. Kilolu olan benim için oldukça faydalı oldu.

Bu yazıyı yazmaya karar verdiğimde instagram’daki arkadaşlarım ile kendi uyguladıkları tasarruf tedbirlerini konuştuk. Aşağıda oldukça faydalı fikirler paylaştıkları postu yayınlıyorum. Instagram kullanıcı adım @bernamutluaytekin siz de oralardaysanız beni takip edin, sohbetimize katılın. Birbirimizden öğreneceğimiz çok şey var.

“Instagrama kriz gelmedi” diyorlar gerçi ama ben eski bir bankacıyım. Geçmiş krizleri hatırlıyorum. Bir girişimci olarak da süreçten çok etkileniyorum. “Eller havaya” yapamıyorum şu aralar. Kendimce bazı tasarruf önlemleri aldım. Kredi kartı ekstremi yarı yarıya indirdim. Yaptıklarımı anlatacağım. Sizden de akıl almaya geldim. 🔹Tasarruf tedbirleriniz oldu mu? 🔹Krize hazırlandınız mı? 🔹Paylaşın biz de faydalanalım. 🚩Postu kaydedin, akıl akıldan üstündür. . . 🇹🇷Lütfen siyasi tartışmalara girmeyelim, kendimize yakışan şekilde konuşalım. Ülke hepimizin.🇹🇷 #ekonomikkriz #tasarruftüyoları #tasarruftedbirleri #dolaroldu5lira #krizdönemininasılaşarız

A post shared by Berna Mutlu Aytekin (@bernamutluaytekin) on

Ekonomi okumuş bir çift olarak durumların bu hale geleceğini uzun süredir fark ediyorduk. Evin bütçesini aslen eşim yönetiyor. Ama kararları ikimiz alıyoruz. Ben bankacı iken faturaların ödenmesi, bütçe takibi konularına daha hakimdim. Ama tüm gün ekranın karşısında olmayınca o işe eşime kaldı. Yine de bahsetmek istediğim bir iki konu var. Genel olarak kriz döneminin sıkıntıları neler olabilir, nasıl kolay atlatabiliriz, onları aktarayım. Bu sözlerim evinin bütçesini yöneten kişiler için.

Kriz ailede ilk önce işsiz kalma ile başlar. İşsiz kalırsanız eve gelir girmez, gelir girmeyen evler harcama yapamaz. Kendi geçinemediğinden esnafı, yaşadığı bölgeyi de krize sokar. Yani “aman bana dokunmasın da o yılan bin yaşasın” durumu söz konusu değil. Bugün bir binanın elektriğini kesmek için gelen idari yetkililer ile apartmanın görevlisi beyefendi sohbet ediyordu. Konu şuraya geldi.

Apartman Görevlisi: Kaç numarayı keseceksiniz abi?

Elektrik Görevlisi: 17 numara

Apartman Görevlisi: Kes kes abi. O zaten aidat maidat da ödemiyordu. Şerefsiz. 

“Kimse aidat ödemediğinde seni işten çıkardıklarında acaba böyle gülebilecek misin?” dedim içimden. Diyemedim tabii. İnsan düştüğünde artık kimse elinden tutup yardımcı olmuyor. Maalesef böyle bir dünyadayız. O yüzden belki de biraz fazla temkinli olmak gerekiyor.

  1. İşiniz var ise sıkı sarılın. İşler kötü gittiğinde katma değer yaratmayan, işine sahip çıkmayan, işverenin işini yürütmesi için hiç bir çaba sarf etmeyen birisi olmamaya çalışın. Kolay vazgeçilen olmamaya çalışın. Yine de işler yolunda gitmezse hayatınızın temposunu aksatmamak için zamanında kullanabilmek için halen kazanıyorken tasarruf yapın. Şu an için söylemiyorum zaten. Ama elbet bu kriz bitecek o zaman bugünleri bir daha yaşamayacağınızdan emin olamazsınız. Kazandığınızın 1/5’i ila 1/8’i arasında bir rakamı tasarruf olarak kenara ayırabiliyorsanız bu size muhteşem bir katma değer sağlar. Ülkemizde %84 akıllı telefon kullanım oranına karşılık, tasarruf yapan kesimin oranı %14’de kalıyor.
  2. Tasarrufumu nasıl değerlendireyim? Ya da herkesin hayatının bir döneminde bir bilene sorduğu soru ile devam edelim: Altın mı alayım dolar mı? Altın savaş durumlarında değer kazanan bir tasarruf aracı. Benim şahsi tercihim için de daha az manipülatif bir araç. Tasarrufumu dolar ya da euro’ya yatırmak yerine altında tutmayı tercih ederim. Şimdi çok az paralar biriktirerek de altın alabildiğimiz için altının paramın değerini korumak için daha uygun bir araç olduğunu düşünüyorum.
  3. Bir excel sayfası hazırlayıp gelecek taksitlerimi, uzun vadeli alacağım ödemeleri geçen aylar ile karşılaştırmalı ödemelerimi görebiliyorum. Yapması biraz uzun sürüyor ama güncellemesi kolay oluyor. Benim tablom eski ama Microsoft’un da şöyle bir hazır şablonu var. Burayı tıklayıp indirebilirsiniz. Bu tablo ile ay sonu gelmeden o endişeye girmeden yaşamak mümkün oluyor. Hollanda’da yaşayan güzel arkadaşlarımıza selam olsun. Onlar müthiş bir şekilde bu programı uyguluyorlar. Bütçe kontrolü ile iyi biriktiriyorlar. Hemen hemen her 2-3 ayda bir bir başka ülkede tatil yapabiliyorlar.
  4. Bankalar iyi gün dostudur. Kötü günde kapınızı çalabilirler. Üstelik bu sadece siz kötü gün yaşadığınız zaman olmaz. Kendi ödemeleri vardır. Uluslararası piyasalara borçları vardır. Bu dönemlerin geldiğini sizden mevduat çekmek için daha yüksek faiz imkanı sundukları zamanlardan anlarsınız. Tabii biz iç yazışmalardan ve hedeflerden bilirdik. Bir de kendini tehlikede hissettikleri dönemler vardır ki işte öyle bir dönemdeyiz. Kredileri geri isteyebilirler. Siz krediyi almak için içeri teminat vermişsinizdir. Bu teminatların değeri düşmüştür. Ya da bu ülke bu teminatların tahsil edilememesi durumuna girmiştir. O zaman banka size verdiği krediyi geri çağırır. Yani “vazgeçtim kardeşim ben sana kredi vermekten” der. Yasal faiz de talep eder sizden ki şaşarsınız. 2008 yılında bankacı iken benim çalıştığım banka böyle bir işlem yapmıştı. Müşterilerimize verdiğimiz kredileri geri çağırmıştık. Daha detaylı bilgi için hukuki zeminde konunun nasıl durduğuna şurayı tıklayarak bakabilirsiniz. Kredi almayın. Gereksiz kredi almayın. O krediyi alıp, o tatile de gitmeyiverin.
  5. Bir de bu dönemlerde insanoğlunu saran bir paradan para kazanma isteği oluyor. Hep sohbetlerde duyarsınız: “Abi evi sattım 150.000 param vardı. Gittim euro aldım. Unuttum o parayı. Bak şimdi 2 ev alabiliyorum.” Böyle sohbetler sonunda insan elindeki avucundakini dolara euroya yatırıp bir kaç gün içinde köşe olmak istiyor. Her duyduğunuza inanmayın. Eğer elinizde tasarruf edeceğiniz para yoksa maceraya girmeyin. Tasarruf edecekseniz ise bir finansal danışmandan, hatta bir kaç danışmandan fikir alıp her ne olursa olsun yumurtaların hepsini aynı kaba koymamaya çalışın. Size testler yaparlar. Riske açık bir insan çıkarsınız. En yüksek riskli yatırım aracını önerirler. Siz de en yüksek kazancı elde edeceğinizden emin elinizdeki avucunuzdakini yatırırsınız. Sonra çok güzel batarsınız. Gidip bankayı yakmak istersiniz. Ama çare düşünüp hareket etmekte. Tasarrufa yatıracak paranız çok yoksa o zaman günlük zaruri ihtiyaçlarınız için yatırım yapın. Bir dahaki hafta markette gördüğünüz her şeyin fiyatı artacak. Siz geçen haftaya oranla ne kadar fazla para ödediğinizi yani önünüzü göremeden kenardaki euronuzun ne kadar arttığını düşünüp gereksiz bir sevinç içine gireceksiniz.
  6. Sahte döviz basımı bu dönemde çok olur. Birisi size para ödemeyi dolar ya da euro ile yapmak isterse kar edeceğinizi düşünüp hemen kabul etmeyin. Sahte paranın banknot değeri ne kadar yüksek olursa o parayı gerçeğine benzer hale getirmek için katlanacakları maliyet yüksek oluyor. Çok teknik oldu. Şöyle diyeyim. Bir Euro şu an 7 TL’yi geçtiğine göre 500 Euro’luk sahte bir banknotun gerçeğe benzer şekilde basılması için kalpazanlar bir banknot için 3000TL’ye kadar harcama yapabilirler. Gerçeğine çok benzetebilirler. Siz de sahte parayı fark edemeyebilirsiniz. Kara geçmek için alacaklarınızı döviz olarak ödemeyi teklif eden olursa ya almayın ya da döviz bürosu ya da bankada paranızı kontrol ettirin. Bazen onlar bile anlamayabilirler. Makineler bile anlamayabilir. Sizin anlamamanız normaldir. Dolandırılmayın. Üzülürsünüz. 3.200TL ne demek? Of.

Bizde tedbirler bu şekilde. Bir sonraki yazım da girişimcilere kriz döneminde nasıl hareket ettiğimi anlatan bir yazı olsun. Umarım benim gibi çok işletme ayakta kalırız. Rüzgar biraz sert esiyor.

Yazım fayda sağladıysa lütfen çevreniz ile paylaşın ve kendi taktiklerinizi de lütfen yorumlarda benimle paylaşın. Her şeyin güzel olacağına inanmaya devam edin.

Sevgiyle kalın.

 

Berna Mutlu Aytekin
Please follow and like us:

5 yorum

  1. Duygu   •  

    Berna hanımcım elinize dilinize sağlık. Kriz 3 yıl önce bizim ailemizi vurdu. Eşim ıssız kaldı gelir gider dengesi bebekli bir evde hiç birbirini tutamadı. Şu an kredi kartlarımızı odeyemedigimiz bir noktadayiz. Kredi kartı yapılandırması ile ilgili bir öneriniz düşünceniz var mi acaba?

  2. Hatice Zehra   •  

    Fikirleriniz için teşekkürler Berna hanım . Evin giderlerinin , taksitlerin ve aylık fatura takibinin kolay takip edilmesi için Excel dosyası yapmak çok mantıklı geldi . Eşimle birlikte en kısa zamanda yapacağız. Ülke olarak Kriz dönemini en zararsız şekilde atlatırız umarım …

  3. Didem   •  

    Birkaçını zaten yapıyordum, birkaçı da yapılabilir geldi. Teşekkürler!

  4. Serhan   •  

    Butun gun Twitterden ulkenin batisini okuma yerine gec de olsa onlem almaya baslamak icin guzel bir rehber. Tesekkurler.

  5. Mujde K. Yilmaz   •  

    Berna hn cok faydali bir yazi olmus.. tesekkurler..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir