Doğum günüm kutlu oldu

İyiki doğdum, gördünüz mü tam 30 oldum 🙂 Seneler şimdi daha hızlı mı geçecek artık? Öyle diyorlar.

Daha saçta beyaz yok, hala küçük çocuk gibi mızırdanmalar, hala kaprisler, hala şımarıklarla geçiyor günlerim. 30 oldum ama sadece toplayıp çıkarınca 30’um. Bana sorsan, hala 20’li yaşlardayım.

Bu sene doğum günümde daha önce size şurada bahsettiğim Sony Ericsson Xperia Arc ile yaptığım çalışmamın sergisi vardı. Sinsi planlar içinde olan eşimin ciceksepeti.com ile çeşitli hınzırlıklar içinde olduğunu anlamayışım bu yoğunluktan olmalı. Yoksa kaçar mı benden? Lakin kaçtı 🙂 Aynı gün davetli olduğum bir etkinlikte kutlama yapmaya çalışan blogger arkadaşlarımın neden erkenden ayrılmama izin vermediklerini de anlayamamıştım. Meğersem onlar da doğum günümü kutlama telaşındalarmış. O da kaçtı gözümden. Ben de kendimi cin gibi bilirim. Yalanmış meğer, aklım doluydu ondan yoksa benden kaçmaz. Kaçmamalı!!!

Sabah Lezita’nın Yeniköy’de düzenlediği bir etkinliğindeydik.

Öğleden sonra ise benim Blogger’s Base’de düzenlenecek “Sony Xperia Arc ile Benim Günlerim” sergisine koşturmam lazımdı. Lezita’nın ürünlerinin yapım aşamalarını anlattığı, diyetisyen hanımın ise hazır ürünleri satın alırken nelere dikkat etmemiz gerektiğini anlattığı toplantıdan sonra yemeğe geçtik. Yemekte benim iştahım pek yoktu. Yemek benim için erken bitti. Ben de yemekten ayrılan arkadaşlar ile Taksim’e geçmek istedim. Arkadaşlar beni yerime oturtmak için çok mantıklı nedenler sıralayınca, doğum günüm için bir organizasyon yapacaklarını akıl edemeyip “İyi ben oturayım o zaman” deyiverdim.  Beş dakika sonra herkes yüzüme bakıp “İyiki doğdun” demeye başladı. Yüzümde yine garip bi ifade ile günün şaşkını ben oldum. Kırmızı bir pastanın üstündeki mum “Hadi dilek dile ve beni çabucak üfle” diyerek beni bekliyordu 🙂 Daha sonra tebrikleri kabul edip ve kahvemi içip Secret Garden’dan Taksim’e doğru yola koyuldum. Güzel bir İstiklal Caddesi gezisi ardından da Blogger’s Base’e varış.

Blogger’s Base’de fotoğraflara baktıktan sonra yine bir kutlama, kapının yanında kocaman bir çiçek, içinde balıklar, elime tutuşturulan 28-135 objektif şeklinde bir bardak, yanımda sevincimi paylaşan arkadaşlar, ansızın kapıdan giren eski bir arkadaş, onu orada görmenin şaşkınlığı 🙂

Çıkışta bir başka arkadaş daha, İstiklal Caddesinde devam eden kutlamalar silsilesi, gece Taksim’de kuzenler ile sohbet, dolup taşan bir Facebook duvarı, bir sürü mesaj…

Keyifli bir kutlama oldu benim için.

8 temmuz 2011 seni takvimimin en mutlu olduğum günler hanesine kaydettim gitti…

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak