Çalışma masam

Yine mimlendik. Sosyal medyada çalışma masamızı sizlerle paylaştığımız bir çalışmanın tam ortasına düştüm. Ben ve benim gibi bir çok blog yazarı çalışma masalarını kendi bloglarında anlatıyorlar ve ardından da kimlerin çalışma masalarını merak ediyorlar ise onu da yazının sonuna ekliyorlar. Sıra geliyor mimlenen kişinin yazısını yazmasına. Ben de bu defa sevgili Protechman tarafından mimlenmiş bulunuyorum.

Efendim bu yazımda sizler ile çalışma masamı paylaşacağım. Yalnız durum şöyleki çalışma masası olayına pek sıcak bakan bir insan değilim. Aynı yerde uzun süre oturup çalıştığım baki değildir. Evimi çok seviyorum ve evimin her yanı benim için çalışma masası. Yine de adet yerini bulsun diye gerektiğinde kullanmak adına zamanında Ikea’dan bir çalışma masası almıştım. Normal şartlarda ufak bir dolap şeklini alan gerektiğinde çalışma masasına dönüşen bu kırmızı güzelliğe ilk görüşte vuruldum. Evimin bir çok eşyasının da kırmızı olması kendisini evime çok yakıştıracağım sonucu ortaya çıkarınca gidip alıverdim. Yine yanındaki elimin altında olmasını istediğim objelere yer verdiğim sehpa ile uyum içinde kuşları seyrettiğim camın kenarında sabit duruyorlar. Ben de zaman zaman gidip orada çalışıyorum. Bazen okuma odasında bazen de yemek masasında çalışırken kendimi bulsam da bilgisayarımı koyabildiğim her yer bana çalışma masası.

berna mutlu aytekin çalışma masası

 

Çalışma masanın alt gözünde uzatma kabloları, şarjlar, piller, mouse’lar, fotoğraf çekerken kullandığım ekstra ışık setleri, yansıtıcılar ve portatif bir tripod yer alıyor. Bu bölüm sıkça ziyaret etmediğim bir bölüm. Ancak eve setup kurduğum zaman içindeki eşyaları kullanıyorum. Bu aralar evde pek setup kurmuyorum. Fotoğraf çekmek için dışarıyı tercih ediyorum. Çalışma masamın üzerinde dört ayrı görünmez rafta gündelik okuduğum kitaplar yer alıyor. Sol alt kısımda fotoğrafçılık ve İstanbul kitaplarımdan en sık açıp baktıklarım sağ alt kısımda ise okumaya devam ettiğim on ayrı kitap var. Bir defada sadece bir kitabı okumak çok sevdiğim bir şey değil, o yüzden farklı konulardaki kitapları okumayı tercih ediyorum. Sağ üstte İstanbul tarihi ve dünya tarihi ile ilgili kitaplarım yer alıyor. Sol üstte ise tasavvuf ağırlıklı kitaplar ve Kuran-ı Kerim var. Bu rafların dışında asıl kütüphane ise farklı bir yerde duruyor.

Kitap okuma odasında ise kitap değil ama kitap okurken kendimi daha rahat hissedeceğim bir ortam yer alıyor. Çay kahve içerken tabak ve fincanımı koyabileceğim bir sehpa, loş bir aydınlatma, dergilerim, bir mp3 çalar, mumlar vs. Orayı da çalışma odası gibi kullandığım oluyor. Canım nasıl isterse.

berna mutlu aytekin çalışma masası

Çalışma masamın yanımdaki sehpada ise iki ayrı not defterim, iPad’im, Sennheiser kulaklığım, en sevdiğim Stabilo kalemlerim, görünce mutlu olduğum mini lomo fotoğraf makinem, usb’lerim, mini radyom, eşimle benim en sevdiğim fotoğrafımız, güncelleme yapmak için iPad ile senkronize ettiğim Jawbone Up, özellikle gece kullandığım gözlüklerim ve görmezsem asla içmeyi akıl edemediğim bir şişe suyum var.

berna mutlu aytekin çalışma masası

Not defterlerine merakım çok eskilerden geliyor. Eskiden yazım çok kötüymüş ve okumaya çok meraklıymışım. Öğretmenim yazımı düzeltirsem bana Can serisinden sevdiğim kitapları hediye edeceğini söyleyince bütün yaz çalışmış yazımı okunabilir hale getirmişim. Şimdi ise bilgisayar, ipad, telefon derken el yazımın nasıl olduğunu unutmak üzereyim. Sık sık yazıyor ve bu işten daha da zevk almak için özel tasarımlı defterleri kullanıyorum. “All you need İstanbul” tasarımlı defterimi Galata’dan satın almıştım. Bir diğer severek kullandığım defterim ise ekolojik unsurlar gözetilerek oluşturulmuş ve sevgili İrem’in bana doğum günü hediyesi. Mini boyundan dolayı günlük notlarımı almak için onu kullanıyorum. İstanbul defterimi fotoğraf çekmeye gittiğimde çeşitli notlar almak için kullanıyorum. Nereye gitmişim, güneş nereden batıyor, etraf nasıl, hava nasıl, oraya nasıl ulaştım vs. Ayrıca iş ile ilgili notlarımı tuttuğum defterim iş yerimdeki masamda duruyor. Yol tarifleri, adresler ve telefonlar gibi notlarımı tuttuğum en mini Moleskine defterim ise çantamda. O pek çantadan çıkmıyor. Bazen oradaki bilgileri bilgisayara aktarmak için bir araya getiriyorum. Maalesef el yazısı ile yazdığım defterlerden birinin üzerine parfüm döküldüğü günden beri bir ayrı günlük de bilgisayar üzerinde tutuyorum. Haftada bir Evernote’a yedekliyorum. Bu arada da notlarımı gözden geçiriyorum.

Mini radyo klasik müzik dinlemek için süper seçim. Mediconline hediye göndermişti. Küçük olması çok işime yarıyor. Bazen benimle oda oda geziyor. Spotify kullanıcısı olsam da Trt3’ün yeri her zaman ayrı. Özellikle bilgisayarı açmaya üşendiğim zamanlarda. Renk kalemlerim ise not almak ve kitap işaretlemek için Stabilo’dan. Usb’ler ise içerideki bilgisayara bir şeyler aktarmak istediğimde veya işten eve büyük dosyalar getirdiğimde hızlı çözüm oluyor. Sehpamın altında ise fotoğraf ekipmanlarım ve macbook pro’nun şarjı var.

Ben de durum böyle. Ben de sevgili İED‘yi, Evren Elif Akçakaya‘yı mimliyorum. Bakalım onların masaları nasılmış 🙂

Berna Mutlu Aytekin

4 yorum

  1. Ibrahim   •  

    Gördüğüm en sade #workspace’lerden birisi 🙂 Çok güzel.

  2. Pingback: Çalışma Masam

  3. Pingback: Uğur Özmen » Çalışma masam

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak