Büyüme ve işsizlik oranları

IMF 2009 Ekim ayında 2010 senesi için dünya da %3,1 büyüme tahmini açıklamıştı. Dünya Bankası ise %2,7 büyüme öngördüğünü açıkladı. Birleşmiş Milletler %2,4 büyüme öngörüsü ile içlerinde en kötümser olanı. Hepsinin ortak noktası Avrupa’da oldukça az bir büyüme öngörmeleri. Asya ekonomilerinin küresel toparlanmaya daha fazla katkıda bulunduğu da ortada . Hele Çin 2009’u büyüme rekoru ile kapamışken.
Türkiye’de 2001 krizi öncesi işsiz sayısı 1,5 milyondu. 2008’den önce 2,5 milyon işsiz varken işsiz sayısı krizin olduğu 2009 yılında ekim ayı itibari ile 3,3 milyon’a çıktı.
Ülke nüfusunun 15 – 64 yaş arası potansiyel iş gücü olarak sayılıyor. Sayının her yıl 700.000 kişi olarak artacağı, 2020’den sonra 400.000 kişiye ineceği hesaplanmış. Bu rakamlara bakarsak sırf piyasadaki yeni işgücü girişleri karşılamak için bile Türkiye’nin yılda %6 civarında büyümesi gerekiyor. Türkiye’de tarım dışında her yıl 550.000 istihdam yaratılırsa, işsiz sayısı sabitlenebiliniyor. Tarım dışında %6,5 – %7 büyüme de ise işsizlik düşmeye başlayacak.
Türkiye’nin 2009 yılında %6 küçüldüğü tahmin ediliyor. Küçülme yaşanan yılın ertesinde yaşanan büyüme daha önceki krizlerden aşina olduğumuz bir durum. Hükümetin bu seneki büyüme hedefi %3,5 civarında. Dünya Bankası, Türkiye’nin ise %3,3 büyüyeceğini ön görüyor. Piyasa da konuşulan ise, bu oranın %6’yı rahatlıkla bulabileceği. Yukarıdaki verilere bakarsak işsizliğin azalması için istenen oran da bu. Bu oranı sağlayabilecek faktörlerden bahsedersek;
İhracatımızın yarısını yaptığımız Avrupa’da büyümenin düşük olması bekleniyor. 2010 dünya ekonomisinde beklenen büyüme %3,1 iken Euro bölgesinde beklenen büyüme %0,3 düzeyinde seviyesinde. Türkiye’nin bu durumdan etkilenmemesi için ihracatının alternatif pazarlara yönelmesi gerekli. Bu pazarlar vizelerinde kaldırıldığı yakın ülkeler olabilir. Böyle bir durumda %20 ile %30 arası bir ihracat beklentisi mevcut.
Ekonominin üretim hacmi küresel kriz nedeniyle 2009’un yarısına geldiğimizde dibe vurmuştu. Haziran ayından sonra yaşanan toparlanmayla yükselmeye başlayan üretim hacminin, 2010’da eski seviyelerine ulaşması düşünülüyor. (baz etkisi)
Tüketici güven endekslerinden olumlu sonuçlar çıkması da büyüme rakamının hükümetin ön gördüğünden yüksek olacağına işaret. Tüketici Güven Endeksi 2009 yılının Aralık ayında %0,53 oranında artış gösterdi.
Olası IMF anlaşmasını iki yönden sorgulayabiliriz. Hazinenin geçen sene hesaplananın aksine 5 katı fazla çıkan bütçe açığının finansmanı için de kullanılması da mümkün. IMF ile anlaşılması halinde içeride krediler verilebilir borçlanma kaynaklı bir büyümeye dönülebilir. Bununla beraber üretmeden büyümek ise pek istenen bir büyüme şekli değil. IMF’den alınacak kaynakla yabancı yatırımcıların Türkiye’ye gelmesi de söz konusu.
Yabancı sermaye girişinde bir değinmek istediğim bir konu daha var. Sıcak paranın yurda gelmesi, yurt dışında oluşan bir faiz artışıyla ülkeden gitmesi. Bu oldukça alıştığımız bir durum. Bu durumun acısını ekonomik olarak yaşamış diğer ülkeler çeşitli önlemler alarak önüne geçiyorlar. Yatırımcıları ani çıkışlardan caydırmak için tedbirler alınıyor. Zaten sıcak paranın geldiği ülke parası aşırı değerleniyor. İhracat yapmakta zorluk çekiliyor. İthalat cazip hale geldiği için de yerli yatırımcı üretici olumsuz etkileniyor. İşsizlik rakamları şişiyor. Büyük cari açıklar oluşuyor. Bu duruma engel olmak için Brezilya yabancı yatırımcıya %2 vergi getirdi. Rusya, Kazakistan, Endonezya yasalar çıkardı. Tayvan’da yabancı yatırımcılar vadeli mevduat hesabı açamıyorlar. Fransa ve İngiltere, konulacak böyle bir verginin bankacılık krizleri için önlem olacağını düşünüyor. Bizim ülkemizde de böyle bir politika izlenebilir. Böyle bir projeye karşı çıkanlarda var. IMF ve ABD, uzun dönemde etkisiz olacağını söylüyor. Küresel olarak da dalgalanmalara yol açacağını düşünüyorlar.
Bu haftanın finans gündeminde yaşananlara bakalım;
Hazine Ocak ayında piyasalardan toplam 18,1 milyar TL. borçlanmayı hedefliyor. IMF beklentileri ve not artırımlarının etkisi ile yabancıların %10,5 civarında olmasını beklediği bono faizleri %8,50 civarında kaldı. IMF beklentisi bile hazinenin borçlanmasını da oldukça olumlu etkiledi.
ABD’de bilançolar açıklanıyor. Beklenildiği gibi durum o kadar parlak değil. Teknoloji firmaları oldukça iyi rakamlar açıklarken, bankaların aldıkları desteğe rağmen açıkladığı zararlar dikkat çekti.
Çin bankalardan kredileri kısmasını istedi. Bu gelişmeler dövizi baskılıyor. Çin, sıcak para dolaşımına mani olmak için geçen hafta bankalardan zorunlu karşılıklarını arttırmasını istemişti. 2009 büyüme rakamını %8,7 olarak açıkladı. Kendi hedefini de aştı. Herkes küçülürken Çin’in rekor büyümesi olumlu karşılandı.
Bir başka rekor büyüme de Azerbaycan’da. Petrol yatırımları nedeniyle, 2009’da Azerbaycan %9,4 büyüdü .
Fransa 2010 büyüme tahminlerini revize etti. %0,75’den %1,4’e çıkardı. Fransa’nın 2009 bütçe açığı rekor düzeyler de %7,9 civarında bulunuyor.
Yunanistan’ın daha önce AB’ye gönderdiği istatistiklerde oynama yaptığı ortaya çıktı. Kamu dengesinden dolayı büyük sıkıntı yaşayan Yunanistan Avrupa’da, istenildiği kadar büyüyememenin sorumlusu olarak görülüyor.
Rusya Rezerv para çeşitlendirmesi yapmak için Kanada Doları almaya başladı. Rezervlerinin %2 sini Kanada Dolarından oluşturacağı tahmin ediliyor.
Bu hafta sizinle oldukça fazla sayısal veri paylaştım. Bilançolar ve büyüme, işsizlik rakamlarının bolca konuşulduğu bir hafta geçirdik. Önümüzde ki günlerde Türkiye için ön görülen büyüme rakamlarının yakalanmasını, işsizlik rakamlarının aşağılara çekilmesini; kısa vadede ise artık kabak tadı veren IMF paketiyle ilgili ayrıntıların belli olmasını diliyorum.
Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak