Çirkin – Güzel

“Ömrünüz arabalarda geçti” der hep Anneannem. Gerçekten de öyle oldu. Babamın galerisi ve içinde her gün satılıp yerine yenisi alınan bir sürü arabası vardı. Talih ki şimdi de bir çok arabayı deneme fırsatım oluyor. Bakınız Süremeyiş izlenimleri.(Rahmetli babam görseydi bu gidişata çok şaşırırdı) Arabalar ile ilgilenmek benim doğamda varmış 🙂

Eskiden, arabanın arka koltuğunda bir sürü yere seyahat ettiğimiz yıllardan bahsedeceğim size.  Ama çok eskiden, hani daha ayaklarım koltuktan yere değmezken. İşte o zamanlar da araba tutmasın diye, biraz da bana ve kardeşime eğlence olsun diye, yanımızdan geçen arabaların plakalarından kadın isimleri üretirdik. Neden kadın isimleri onu bilmiyorum şimdi. Gerçekten çok eğlenirdik. Bazense “Kitleleri peşimden sürükleyen ben”, o uyduruk oyunlarım sayesinde arka koltukta seyahati keyifli hale getirirdim. 5-7 yaşlarındayken ben, babam, dayım ve dayımın çocukları bir araya gelirdik. Biz arka koltukta kuzenler, önde ise büyükler  “gezmeye” giderdik. Ancak tünellerden geçerken araba plakalarından kadın ismi üretme oyunumuza ara verirdik.

Çünkü tünel karanlık, plaka seçmek olası değil. Hepimizi arabanın arka camından bakıp benim uyduruk oyunlarımdan başka birisinin kahramanı olurduk. Oyunumun adı Çirkin – Güzel.

Eskiden, yani bundan 25 sene kadar önce, tüneller bugünkü gibi uzay gemisi kıvamında ışıklı ışıklı değildi. Birden karanlık bir tünele girerdik. 2-3 metre ara ile yarım yamalak bir ampul ışığı “aydınlık” yapıp yolu aydınlatırdı. Bir karanlık bir aydınlık artık arabanın hızına bağlı. Ne kadar hızlı gidersen o kadar “Güzel” ne kadar yavaş gidip karanlıkta kalırsan o kadar “Çirkin” diye bağırmak oyunun kuralı. Araba hızlanırsa tekerleme hızlanır. Işığın altında kalınca Güzel diye bağıracaksın karanlığa düşünce Çirkin diye bağıracaksın. Amacımız mümkün olduğunca karıştırmadan avazın çıktığın kadar ışığın ritmine ayak uydurmak. Çirkin- güzel, çirkin güzel…

Hala bayram sofralarında bu oyunun nereden çıktığı, neden bağırdığımız, güzel ne demek çirkin ne demek, bu sorulur durur.

Bugün Bolu Tünelinden geçerken fotoğraf makinesi ile uzun pozlama yaptım durdum. Araba sarsılmasa gerçekten çok güzel görüntüler olabilirdi. Uzay gemisinin fotoğraf karelerine yansıması ancak böyle oluyor. Artık “Çirkin” demek yok, karanlıkta kalmıyorsun ki, mütemadiyen “Güzel” deyip geçiyorum. İçimden bağırıyorum avazım çıktığı kadar. Hala heyecanlanıp güzel bir gülümseme yerleşiyor yüzüme. Büyüdük ya artık. Biz büyüdük ve daha aydınlandı dünya…

Berna Mutlu Aytekin

2 yorum

  1. Anonim   •  

    fotoğraflar gerçekten de çok güzel çıkmış. iso ayarını düşük tutmak bu şekilde güzel şeyler çıkarıyor ortaya. elinize sağlık..

  2. bma   •  

    Teşekkür ederim 🙂 Fotobloguma da göz atın bugün bir sürü fotoğraf yükledim. Raw çekmeye başladım çok faydalı oldu bundan sonra hep 100 Iso ile çekerim :)) htp://bernamutluaytekin.com fotoblogum 🙂

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak