Bir bayram sabahıydı

Blog fırtınası Gün 15. İyi ya da kötü, herhangi bir çocukluk anınıza yeniden hayat verin, bugünkü içgörülerinizle tekrar bakın.

4-5 yaşlarındayım. Hayatımın en güzel yılları. Tam bir prensesim. Ne desem yapılıyor. Sokakta korumalar ile dolaşıyorum. Bir fan grubum var. Şaka gbi geliyor size ama aynen böyle. Adem var Yurdagül Teyzemin oğlu. Beni sokakta öpmek isteyen, yanaklarımı sıkan teyzelerden koruyor. Evde dedem var, ne istersem yapılıyor, yapılmama ihtimali yok. Sessiz sedasız ama edalı bir halim var.

Kurban bayramının ilk günü. Bizi kahvaltıya davet ediyorlar. Büyük büyük halalarımdan biri olmalı şu an hatırlayamadım. Arabamızla erkenden yola çıkıyoruz. Kahvaltı denince ne yiyeceğinizi sanırsınız? Bence peynir ekmek kahvaltı denen şeyin en minimal hali olmalı. Ama yok. Kocaman koskocaman bir kahvaltı sofrası. Herkes orada. Önümde sabah kesilen kurban etinden koca bir tabak kavurma var. Yiyemiyorum. Gözümün içine bakan da yok. Hani ben prensestim. Çok kalabalık ve çok zamandır da görünmeyen akrabalar ile dolu bir şenlikli bayram kahvaltısı. Aç kalıyorum inadımdan yemeyip. 1 saat sonra yola çıkıyoruz bu sefer de diğer halaya. Orada da yemek kavurma ve çerkes yemeklerinden bol mısır unlu pasta var. Yanında acuka. İnadımdan yemiyorum yine. Aç kalıyorum. Sohbet kahkahalar derken saat 3-4 gibi olacak ki kalkıyoruz. Arabaya biniyoruz. Gerisi kopuk bir film.

Evdeyim. Misafir koltuğunda yatıyorum. Herkes etrafımda. Dedem, halalar, misafirler… Herkes telaşlı. Babamı görüyorum. Kızım canın bir şey çekiyor mu diyor. Ağzımdan çıkan tek şey ise: Sucuk. Annemin ağzından dökülen ise, “Ay sucuk mu istedin? Nasıl yapayım, dur hemen getireyim.” Koşturmacalar. Önüme gelen bir sandviç.

Zaten sucuk dememle etrafımdaki herkesi bir gülme alıyor. Çok mu acıktın.. Sen yemedin mi bir şey… Tabii halanda da yemedin…

Babaannemden bir kaç kelime, dolma yemez Berna, pasta da yemez, acıktı çocuk tabii… Sonra bitmeyen sorular, hiç mi yemedin, başın mü döndü kızım, miden bulandı mı ne oldu anlat bakayım…

Prensesin hak ettiği “ona mutlaka gösterilmesi gereken ilgi” yine geri geldi. O sandviçi onca göz üstümdeyken nasıl yedim, yedikten sonra kaç tane “iyi misin güzelim” sorusuna cevap verdim ben biliyorum. Bildiğim şey mutlu olduğumdu. Ailemde yaratığım korku bir an bile aklıma gelmedi. Kimse anlamadığım sohbetlerden konuşmuyor. Herkes yüzü de solmuş, bak elleri de soğuk diyor. Tüm sohbetin konusu benim. Şimdiki aklım olsa, herkesi iyi olduğuma inandırır. Tamam benimle ilgilenmeyin derdim. İlgiden sıkılırdım, günlük rutinlerini aksattığım için sinir olurdum. Kesinle mutlu olmazdım. O yaşta artık ne düşündüysem….

 

Blog Fırtınası’da neymiş diyenler, sizi şuraya alalım.

Diğer yazılar için de  Blog fırtınası etiketine göz atabilirsiniz.

 

Berna Mutlu Aytekin

Senin yorumlarınla bu yazı daha güzel olacak