Para’nın temizi olmaz
BMA // 28 Nisan 2010 // 1 yorum // kategori: Benim günlerim, Günlük notlarımBankacılık serüvenimin ortalarından bir hikaye ile başlıyorum. Hikaye dediğime bakmayın gayet gerçek
Åžahitlerim var.
Ülkenin en iyi bankalarından birinde giÅŸe yetkilisi olarak çalışıyordum. GiÅŸe yetkilisi ama kıdemli giÅŸe yetkilisiyim. Yanımda giÅŸe de oturan herkesden daha eskiyim. Ukalalık hat safhada. “En çok bana soracaksınız ben saksı deÄŸilim” diyen Erol Büyükburç konumundayım. GörmediÄŸim durum başıma gelmeyen ilginç ÅŸey kalmadı. Daha göreceklerimde varmış demek ki bunu o zamanlar bilmiyorum.
Sıcak bir yaz günü, gerçekten ama gerçekten çok fena kokular saçan 2 genç adam ÅŸubeye teÅŸrif ettiler. Beyazlar giyinmiÅŸler ama beyazlar artık beyaz deÄŸil. Taksim’de görmüşsünüzdür beyaz uzun ÅŸalvarlar ve uzun gömlekler giyen insanlar. Araplar gibiler ama arap deÄŸiller kafalarında da simitleri örtüleri yok
Nasıl bir koku. Bir an önce iÅŸlemleri bitireyim de arkada ki Türkan Teyze’nin iÅŸlemine geçeyim diyorum kendi kendime. Türkan Teyze ÅŸube müşterimiz. Tanıyoruz seviyoruz kendisini. Eski model çiçek kokusu parfüm kullanan, döpiyeslerini giyip ve inci kolyesini takıp gelen eski tip müşterilerden. Sık sık gelir. İşlemini bitirince bize “Hayırlı vazifeler kızım” der ve gider. Türkan Teyze de karşımda bankta oturmuÅŸ gözümün içine bakıyor. Elimle iÅŸaret yapıyorum “5 dakikaya alacağım sizi” diyorum. Bu cümlede klasik bir bankacı cümlesidir boyun hafif bükülür gülümsenerek söylenir.
Önümdeki iki genç adam kendi aralarında anlamadığım bir dil konuÅŸuyorlar. Dilin ne olduÄŸunun önemi yok ama pek nazik bir dil olduÄŸunu sanmıyorum. Sanki birbirlerine yabancı bir dilde küfür ediyor gibiler. KonuÅŸmaları nihayet bittiÄŸinde bozuk aksanlı bir Türkçe ile para yatıracaklarını baÅŸka bir ilde hesapları olduÄŸunu oraya yatırmak istediklerini söylüyorlar. Gerekli kimlik kontrolü ile o hesabın onlara ait olmadığını anlıyorum. Yapacakları iÅŸlemin para yatırma deÄŸil havale iÅŸlemi olduÄŸunu masrafa tabi olduÄŸunu söylüyorum. Masrafsız iÅŸlem yaptıramadıklarını anladıklarında “Masrafı neyse veririz yeter ki para o baÅŸka ÅŸehirdeki hesaba yatsın” diyorlar. “Parayı verirseniz sayayım ya da ne kadar yatıracağınızı söyleyin masrafı hesaplayayım” diyorum. İçimden de “Bu pis kıyafetli kokuÅŸuk adamlar masrafı duyunca nasıl olsa cayarlar az daha sık diÅŸini Berna (kapa burnunu)” diye geçiriyorum. Yatırılacak rakamın %0,3 ‘ü masraf olarak kesilecek deyince adamlar birden yere eÄŸiliyor. İkisi birden. Arka bankta oturan yaÅŸlı teyze’nin gözleri kocaman açılıyor benim de öyle. “Tamam Berna. Buraya kadarmış. Bunlar soyguna geldiler silahları ÅŸimdi dayayacaklar başına. Hiç uÄŸruna öleceksin.” diyorum.
Adamlar yerden kalkmıyor bir türlü. Teyzeye kaÅŸ göz yapıyorum ama. Teyze’den de bir tiyo alamıyorum. Suratları yere çömelmekten kızarmış iki esmer adam ellerinde bir sürü para ile yerden kalkıyorlar. Paraları giÅŸeye koyup saymamı istiyorlar. Manikürlü ellerimle pis adamların pis paralarını sayarken çantalarından para çıkarmışlar demek ki diyorum o kadar parayı çıkarmak için eÄŸildiler demek ki.
Az buz para deÄŸil o zaman 200′lük ve 100′lük banknotlar yok. En büyüğü 50 TL’lik olan destelerden toplamda 60.000 TL. para yatıracaklarmış. Say say bitmiyor. Yurt dışından gelen kiÅŸilerde sahte banknot olabileceÄŸi şüphesiyle parmaklarımı daha da bastırıyorum banknotların üzerine. Sadece elinizle anlayabileceÄŸiniz bazı iÅŸaretler kağıt kalitesi gibi unusurlar söz konusu oluyor bankacılıkta. Onlara dikkat etmeye çalışıyorum.
Masrafı alıp havaleyi yapıp pis kokulu bu müşterileri yolcu ediyorum. “Yine bekleriz” diyorum. Ağız alışkanlığı iÅŸte.
Türkan Teyze’yi giÅŸeye alıyorum. Ona her zamanki gibi limonlu ÅŸekerli bir çay söylüyorum. “Siz çayınızı içerken ben ellerimi bir yıkayıp hemen geliyorum” diyorum. Türkan Teyze arkamdan sesleniyor: “Aman kızım iyi yıka!“
Protex ellerimi bakterilerden arındırıyor ama burnum da ki o koku gitmiyor bir türlü. Aynada saçımı düzeltirken pis kokulu adamların kapıdan çıkışları aklıma geliyor. Ellerinde çanta olup olmadığı. Olmadığından eminim. Yerime geçmeden etrafa bakıp güvenlik görevlisini uyarıyorum. “Belki çantalarını burada unutmuÅŸlardır. Bir kolaçan edelim etrafı, içinden bir sürü para çıkardılar. Burada unuttular ise birisi de onlar gittikten sonra çalmışsa ortalık ayaÄŸa kalkar.” diyorum. Yazıyorum senaryoyu kafam da. Oysa ne çanta gördüm ne de poÅŸet. Sadece paraları yerden aldıklarını gördüm.
Türkan Teyze’nin çayı yarılanmış her zamanki iÅŸlemine baÅŸlamışken çantayı görüp görmediÄŸini soruyorum ona da. “Ne çantası, adamlar parayı çantayla getirmediler ki evladım” diyor. “Eee Türkan Teyze nereden çıkardılar parayı o zaman diyorum. Sığmaz ki o kadar para cebe. Kızarıyor Türkan Teyze. Cevabı kulağıma söylüyor. Utana sıkıla.
Sizce paralar banka şubesine nasıl gelmiş olabilir?
A) Çoraplar ile ayak bileklerine sıkıştırılarak,
B) Beyaz entarinin içinde İç çamaşırlarının içine tıkıştırılarak,
C) Hem çoraplar hem iç çamaşırları
Çıkardığımız ders,
1-Para ile imanın kimde olduğu belli olmaz.
2- Özellikle para saydıktan sonra elleri iyi yıkamak gerekir. Paranın nerede saklanacağı belli olmaz.
Etiketler: anılar > bir bankacıdan dinlediniz




yorum bırakıyorum:yorum:parayahiç o açıdan bakmamıştım.açımıza açı açtığın için geniş açı olduk müteşekkürüz:))