Beylikdüzü’nde yaşamak

Bu yazıyı taşındığım gün kaleme almaya başladım. Mecidyeköy’den geldik buralara yerleştik. Her gün bir şaşkınlıklar silsilesi ile buraya alışmaya çalışıyoruz. Günlük kareleri instagram’daki @bernamutluaytekin hesabımda paylaşıyorum. Buraya da ara ara böyle notlar ekleyeceğim. Daha sonra bakıp anmak için, işte başlıyoruz.

İnsanlar yol veriyor. Kaldırımda, yaya geçişinde, market kapısının girişinde… Insanlar üstüne yürümüyor, seni ezmeye çalışmıyor, kornaya basmıyor. Hayatınızın bir döneminde Istanbul’un merkezinde (Taksim, Mecidiyeköy, Beşiktaş, Levent…) yaşamadıysanız anlayamazsınız. Ben şoktayım azıcık.

Trafik ışıkları eksik. Bu bence büyük eksiklik derken birden trafik ışığı olmadan da pek tabii kavsakta karşıdan karşıya geçilebileceğini, arabaların 2 saniye beklememek icin size çarpacakmış gibi hareketler yaparak gitmeden de trafikte yol alabileceğini fark ettim. Hayatınızın bir döneminde Istanbul’un merkezinde (Taksim, Mecidiyeköy, Beşiktaş, Levent…) yaşamadıysanız anlayamazsınız. Ben şoktayım azıcık.

 

Binaların yaninda sağında solunda ağaç yok. Ağaçların saginda solunda binalar var. Adamlar nasıl bir yer yaptılarsa hem ağaç hem bina bir arada olabiliyormuş. Şöyle diyeyim bir metrobus durağından bir diger metrobus durağına yürümeye kalktığınızda sadece korulardan gecerek ulaşmak mümkün. Ağaç derken fidandan bahsetmiyorum. 20 insan boyunda ağaçlardan bahsediyorum. Tek tip değil çeşit çeşit. Hayatınızın bir döneminde Istanbul’un merkezinde (Taksim, Mecidiyeköy, Beşiktaş, Levent…) yaşamadıysanız anlayamazsınız. Ben şoktayım azıcık.

 

Çukur yok, bozuk kaldırım taşı yok, bebek arabası ile giderken rampanın önünde inmeye engel yok, rampasız kaldırım yok. Fırından markete, eczaneden börekçiye kadar hepsinin önünde rampa var. Ayrıca tüm parklar, apartmanlar (20 sene önce yapılsalar bile) hepsi engelli erişimine uygun. Parklar temiz. Yerde bir pislik yok. Insanlar çekirdeklerini yiyip çöplerini yanlarında getirdikleri poşete atıyorlar. Nelere dikkat etmişim di mi?Hayatınızın bir döneminde Istanbul’un merkezinde (Taksim, Mecidiyeköy, Beşiktaş, Levent…) yaşamadıysanız anlayamazsınız. Ben şoktayım azıcık.

 

Kuşlar var kuşlar. Çeşit çeşit. Değişik değişik ötüyorlar. İnsanlar evlerinin balkonunda çay içip sohbet ediyor onları dinlerken. Kafalarına halı silkeleyen falan görmedim. Görsem buna şaşırmazdım da kuşların bu kadar çok olduğuna şaşırırdım herhalde yine de. Kuşlar o kadar çoklar ki. Nasıl yani, nasıl yani diye diye gezmek içten bile değil. Bir de gün batımına doğru binaların arasından gökyüzüne yükselmiyorlar mı seyretmesi çok zevkli. Hayatınızın bir döneminde Istanbul’un merkezinde (Taksim, Mecidiyeköy, Beşiktaş, Levent…) yaşamadıysanız anlayamazsınız. Ben şoktayım azıcık.

 

Bahçeler temiz, yollar temiz, yerde bir çöp görmedim. Bir tane olmaz mı yahu bu nasıl memleket? Herkes bir yere davetli de ben mi kacirdim. Üstüme üstüme gelen yok. Yollarda slalom yapmadan yürümek de varmış. Usta bebek arabası sürücüsüyüm. Maharetlerimi sergileyememek zoruma gidiyor. Ama alışacağız. 2 günlük Beylikdüzü insanından sevgiler… Yolu buraya düşenleri bahçeye kahveye beklerim…


Beylikdüzü’nde 15 gündür yaşayan kadının izlenimleri

★ Burada market olayını eve en yakına abone olmak olarak çözdüm. Bir Onur Market var bir de Carrefoursa. Onur Markete parktan geçilerek gidildiği icin favorim o. Her gün meyve almaya gidiyoruz. Her gün olmasa da 2 gün de bir oradayız. Market bi değişik. Marketin kuşu var arkadaşlar. Evcil kuş. Serçe kendisi. Marketin kuşu. Market çalışanları besliyormuş. Ben saf saf “Aaa kuş girmiş içeri” deyince müşteriler ve çalışanlar bana “sen yenisin galiba” bakışı attılar. Sonra müşteri ile kasap reyonundaki arkadaş anlattı bilgilendim. Bir de kızardım. Bu da böyle bi anımdır.

onur market beylikdüzü

★ Parklar temiz. Ama çok sigara içen var parkta. Yani bi insan temiz hava almak varken niye ormanda sigara icer ki. Değişik kafalar. Parklar temiz derken şöyle. Kimse yere bir şey atmıyor. Yere atmaya gerek yok zaten. Kafayı sağa çevirince 5 sola cevirince 5 çöp kutusu sayabiliyorum. 40 metrede bunca çöp kutusu olunca kimse yere bir şey atmıyor zannımca. Parklarda köpekler icin dışkı poşetleri mevcut. Ve bol bol da su dolu kaplar var. Hayvanlar da pisletmiyor parkı insanlarda.

1525352_10153760909883304_7140808332966005774_n

★ Yol Üzerinde giderken belediyenin ilanları gözüme çarpıyor. Birinde mahkumlara kitap gönderileceğini okudum, birinde anne baba okulu varmış sertifikalıi kayıtlar açılmış onu okudum, bir de gebeler icin bir sertifika programı mevcutmuş. Sertifika veriyorlarmış. Gebeler için olan ile artık geçti de, ana baba okuluna gelecek ay kaydımı yaptıracağım. Konular çok iyi. Ayrıca bugün belediyenin bir kitap evi inşaa ettirdiğini gördüm. Bir kaç güne kurulurmuş. Süper degil mi? Tam da emekliler kahvesinin yanında olacakmış. Yolumun üzerinde. Uğrarım ki.

beylikdüzü kitapevi

★ Ha kitap demişken burada avm’ler var ama o kadar gezmekten sıkılmışım ki gitmek istemedim. Beylicium diye bir AVM var mesela. Bizim Zonguldak’ta bir Emral çarşısı vardı aynı o tarz. Mini mini minnak ama içi dolu turşucuk. Bir de yakınlarımda Atrium diye bir yer var. AVM diycem de Kanyon’a Zorlu’ya falan ayıp olur. Burası 2 katlı içinde bilgisayarlara format atılan bir yer var mesela kapısında Cem Yılmaz’ın Panasonic reklamlarından bir afiş asılı. Bol bol emlakçı var sorsan hiç kiralık daire yok hep satılık. Bir nalbur var içinde meslea sorsan gider kapağı yokmuş satılmıyormuş. Ama tatlış bir kitapçı var. Kapısında 2. el kitaplar yığılı. İçi ise silme kitap dolu. Müzik sistemi yok bangır bangır. Bayağa bildiğin bilgisayardan mp3 çalıyorlar hep Yeni Türkü çalıyor. Sahibi de Ali’yi çok seviyor. Yarın bir uğrayacağım. Biraz daha sohbet etme şansımız olur diye umuyorum. Tunç’un kitabı çıkmış adı Sıfır. Söyleyeyim de getirsin alıvereyim. Bu saatten sonra sadece o kitapçıya para kazandırmak istiyorum. O kadar tatlı bir hanım sahibi.

★ Eşler ve emekliler yürüyüş konusunda 1-0 önde. Bir de çok bakımlı hanımlar var. Onları da hiç kıskanmadım zaten. Salıncaklarda bebekleri sallayanlar genelde babalar. Aynı şekilde okuldan alma işine de babalar bakıyor (gereken mesaj alındı insallah) Parkın sakinleri genelde hep aynı. Örneğin 4 tane çocuk var gündüzleri karşılaşıyoruz. 2 kız 2 erkek. Bunlar kardeş. Spor yapıyorlar. Yaşları 7-10-12-17. Sohbet ediyoruz bazen. Küçük olan hep arkada kalıyor beraber koşu yaparlarken. Kızlar sarışın, erkekler kızıl yanyana gelince daltonlar gibi oluyorlar bi görmeniz lazım. Sohbetlerimiz çok zevkli. El birligi ile tombiş sarışın kızı zayıflatmaya çalışıyorlar. Zannedersin Rocky maca hazırlanıyor. Kronometre tutuyorlar. Yaparsın edersin diyorlar. Sona kalan su şişelerini taşıyor ceza olarak. Her gün başka film. Parklarda bir de 50 yas üzeri hanımlar ve beyler var. Sabah 9’daki yürüyüşümüzde onları görüyoruz. Sabah gazeteleri okunmuş oluyor siyasileri çekiştiriyorlar. Kendi aralarında seninki şöyle demeç vermiş bak bak bak neler demiş falan diyor her sabah birisi öbürüne. Tam dizi seyrediyor gibiyim. Onlarda bizim tombili Ali’yi pek seviyor. Ali zaten herkese mavi boncuk dağıtıyor. Parkın sabah neşesi olduk. Bazen aklımda bir düşünce ile hızlı hızlı ilerliyorum. Karşıdan bir teyze senin o parmaklarını yerim diye diye bana yaklaşıyor. Tabi ben sevilecek yaşı geçtim Ali’yi seviyorlar da her seferinde ne oluyoruz diyorum 🙂

12171370_10153786070083304_1511087725_o

Parkta gece de sıkıntı yok. Tinercisi, dilencisi, uyuşturucu satıcısı… daha bir vukuata denk gelmedik çok şükür. Insan Mecidiyeköy’den gelince vukuat olmayan bir yerde İstanbul’da yaşanabileceğine inanmıyor. Bu ara bu civardaki tek vukuat benim doğalgaz borusunu yuva belleyen güvercinler. Etrafa pislemeseler iyi kuslar aslında. Ama akıl yok. Sen onca ağaç varken gel benim balkona. Kuşbeyinliler işte. Allahın unuttuğu yer olarak kayıtlara geçmiş bir yer burası. İyi ki unutmuş ne diyeyim. Ben vakit buldukça bu yazıyı güncelleyeceğim. Sonumun o Kanada fıkrasındaki gibi olmasından hala korkuyorum. Ama şimdilik hayat burada gayet güzel. Sizi de beklerim.

 

Berna Mutlu Aytekin
Please follow and like us:

3 yorum

  1. yuxel design   •  

    beylikduzu diyince aklima su geliyor 😀 https://goo.gl/CaXyyH . kucuklugum orada gecmisti. sadece fotograflardan ne kadar degistigini anliyorum.

  2. şahika   •  

    Yazını okuyunca kocaman bir gülümseme yerleşti yüzüme, sonra da kahkaha dönüştü 😀 Beylikdüzünde 5 sene oturmuş ve sonra ardına bakmadan kaçmış biri olarak.. Çocukla farklı olur tabii.. Ama bir yere yetişme telaşı olduğunda beylikdüzü hala mahrumiyet bölgesi. malesef…

  3. Berna Mutlu Aytekin   •     Yazar

    deme öyle şahika hatırlıyorum burada oturduğun zamanları. ama metrobüs geldi diye mi bilmem bir güzelleşmiş buralar. bir kara kış atlatalım bakalım aynı fikirde olacak mıyız 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir