Berna’nın Yeni Hayatı

Hımm, evet iddialı bir başlık oldu. Ama durumlar böyle. Epey bir şeyler değişti. Halbuki altı üstü bir mide dersin, di mi? Yok. Orası öyle değil.

Her şey bundan iki yıl önce başladı. Bu sefer pek hevesliydim. Zayıflayacaktım. Zayıflamama engel bir şey vardı. Neyse o bulunacaktı ben de artık feraha erecektim. Araştırdık. Tiroidler, onların oluşturduğu nodülller, nodüllerin ameliyata gerek duyup duymadığı, şeker, insülin direnci, insülin direncinin ilaçla kırılmaya çalışması, prolaktin hormonu, kortizol hormonu, stres seviyeleri… ilaçlar, ilaçlar, ilaçlar. Yazarken yoruldum. Yaşarken de yorudum. Ama sona ana kadar umudum vardı. Gençtim. Hareketliydim. Spor yapabiliyor, spor yapmaya zaman bulabiliyordum. Eklem ağrılarım başladı ve spor da yasaklandı. Halbuki içimdeki kız saatlerce koşmak istiyordu. Doktor ise yerde spor hareketleri yapabilirsin diyordu. Yerde spor hareketi ne demek? Ben koşmak istiyordum. Üzüldüm. Kendimi çok kötü hissettim. 10 sene sonrasını düşündüm. Biraz daha yaşlanmış halimi. Sürekli yiyen ama bir türlü doymayan midemi düşündüm. Bu durumun 10 yıl sonra beni ne hale getireceğini de. Mutsuz oldum. Mutsuz oldukça yedim. Yemekten yoruldum. Sürekli aklımın yemek düşünmesinden. Çayıma eklediğim şekerin birer hafta arayla birer küp artmasından, tatmin duygusunun hiç yanıma yanaşamamasından sıkıldım.

Oğlumun karne aldığı gündü. Öğretmeni, annesi yanına eğilin bir fotoğrafınızı alayım, anıdır dedi. Eğildim. Ali kucağıma oturmaya kalktı ve düştüm. Doğruldum sandım. Doğrulamadım. Oğlumla öğretmenine gülümserken içim ezildi.

 

Ayak bileğim de. Seke seke eve gittim. Araştırmaya başladım. Daha gencim, daha gencim derken oğlum daha çok küçük, oğlum daha çok küçük demeye başladım. Bir gün benden sebep bir zorbalık yaşarsa kalbi bunu kaldırır mı, biri annen ne şişman derse ne duruma düşer. Bir gün kovalamaca oynamak isterse ben ona nefes nefese kalmadan eşlik edebilecek miyim bir kaç gece düşündüm. Hiç bir cevap bulamadım. Hatta 10 sene sonra damarlarım, kalbim bunca kiloya dayanır mı onu da bilemedim. Oğlum bana bir gün anne beni bu kadar sağlıklı besledin, sen neden kurallara uymadın derse ne cevap vereceğimi bilemedim.

Tüp mide ameliyatı olan çok sayıda arkadaşım var. On yıl önce olan da, beş yıl önce olan da. Hepsi ile iletişime geçtim. Hatta sosyal medyadan tanıdığım bir kaç sevmediğim insan bile vardı tüp mide ameliyatı olan. Onların da tüm paylaşımlarını inceledim. Birisi de başımdan çok kötü şeyler geçti, demiştir belki dedim. Telefonla konuştum, mesajlarla darladım. Onur, Başak, Damla hakkınızı helal edin. Belki siz bu kadar araştırmamışsınızdır. Önce tanıdıklarımdan sonra tanımadıklarımın olduğu forumlardan bilgi aldım. Üç ay kadar her gece araştırdım. Sonrasında ise aklımda dört  hekim belirleyip hepsi ile görüşmeye gittim. Dört cerrahtan Doç Dr Abdullah Şişik ile bu operasyonu olmaya karar verdim. Devlet hastanesinde tüp mide ameliyatı olma süreci epey uğraşmalı geçiyor. Ama özel hastane ameliyatlarında bu süreç çok hızlı geçiyordu. Bir gecede tüm testlerim yapılıp ertesi gün operasyon olabiliyordum. Sürecin yavaş ve emin adımlarla ilerlemesi işime geldi açıkçası. Belki ameliyata izin çıkmayacaktı. Belki ameliyatsız da bir çözümü vardı. Son ana kadar buna hazırlıklıydım. Ameliyat kararını verdiğimde tahlillerimi yaptırıp vücudumdaki değerleri gördüm. Doktorlar ameliyat kararı vermeden ben onları üst seviyeye çekmek için takviyeler almaya başladım. Bunların hepsini Youtube kanalımda anlattım. Aşağıdan izleyebilirsiniz. Hatta kanalım abone olursanız her hafta düzenli yayınladığım videoları da izleyebilirsiniz.

Tüp mide ameliyatının en çok psikolojik kısmı idi beni yoran. Hatta buraya bu satırları yazmak için gecikmem de psikolojik kısmı ile ilgili biraz. Ameliyat işin en kolay kısmı. Herkes böyle söylüyor. Yaşamadan insan bilemiyor. Hızla kilo veriyorsun. Ben de verdim. 30 kilo verdim. Altıncı ayın dolmasına yirmi gün kaldı. Mutsuz olduğumda yemek yiyordum. Evet bu beni rahatlatıyordu. Ama sorunu çözmüyordu. Obezite maalesef bir hastalık. Duygusal yeme bozukluğu gibi bir sıkıntınız var ise ameliyat çare değil. Bunu aşmak için yapmanız gerekenleri öğrenmeli, her streste endişede yemeğe sarılmamalısınız. Yemenin zaten bir bağımlılık olduğu ortada iken bir de anksiyeteyi ortadan kaldırıyorken hatta benimki gibi yemek yeme ile ilgili güzel anılarınız da hayatınızda epey yer işgal ediyorsa o zaman bu duygusal yeme bozukluğundan kurtulmak çok kolay değil. Yerine bir şeyler koymalısınız. Hayatınızı değiştirmelisiniz. Berna’nın yeni hayatı tabiri işte tam da böyle ortaya çıkıyor. Benim de hayatım değişmek zorundaydı. Ameliyatı bir fırsat olarak gördüm. Sporu, yogayı, düzenli bir şekilde hayatıma kattım. Acı ile baş etme yöntemlerimden yemek yemeyi çıkartıp mindfullness tekniği ile kendimi kendime getirmeye çalıştım. Maalesef her bağımlılık gibi yeme bağımlılığı da uygun zaman kolluyor. Asla sorunu çözdüğünüzü düşünmüyorsunuz. Sürekli kendinizde, ayık olmak zorundasınız. Bir kere başladınız mı devamı geliyor. Mindfullness bu açıdan kolum kanadım oldu diyebilirim. İyi ki Berrak Yurdakul ‘un kitapları ile tanışmışım. Kendisinden eğitim alma şansım olmuş.

 

View this post on Instagram

 

Dün gece fotoğraf makinesi çantamı koridorda yere bıraktım. İçinde önemli bir set var. Bir şey olursa çok üzülürüm. Yorgunluktan 9:30’da yattım. Gece 1’e kadar migrenli, sonrasında da gergin bir uyku bünyeye hakim oldu. Neden gergin? Çünkü evhamlıyım. Hislerimin beni ele geçirmesine karşı koymaya kalktığımda da uykular çok zor oluyor. Dün geceki sıkıntım evi su basarsa ekipmanımın su alıp zarar göreceği. Yazının burasına kadar okuyup “Berna delirdin mi?” diyebilirsiniz. Ben de kendime çok derim “Deli deli olma kızım” ağzımdan düşmez bu söz. İşte sabah evi su basana kadar gerginliğimi epey kovmuştum. Ali öperek uyandırdı. İyiydim yani. Kendime güldüm. Tekrarladım yine deli deli olma kızım dedim. Tabii ilk işim makineyi yüksek bir yere kaldırmaktı. Sonra fark ettim ki mutfak borusu sızdırmış. Ufak çapta bir aksiyon söz konusu. Resmen evi su basmış 🤦🏻‍♀️ Hisleri ciddiye alıp atağa geçmek ya da umursamayıp evham yapmamak arasında bir yerdeyim. Bu çok yorucu oluyor. Her kötü hissi ciddiye alsam yaşayamam. Ciddiye almasam kendimi savsak, tehlikeyi görmezden gelerek önlemi almamış gibi hissediyorum. Allah bana da hidayet versin ne diyeyim. . Bu konuda kitap ne alaka derseniz, bu kitap çok güzel. @berrakyurdakul ‘u ilk defa @storytel.tr ‘den @erbulaksevinc ‘in bir önceki kitabını seslendirmesi ile tanımıştım. Yeni kitap da bana epey iyi geldi. 10 yıl önce birisi bana anda kal, nefesine odaklan deseydi güler geçerdim. İşte insan oğlu değişiyor. Bu değişim çok güzel. . Herkese iyi pazarlar ❤️ . #seninhakkındayedişeydüşündüm

A post shared by Berna Mutlu Aytekin (@bernamutluaytekin) on

Yeni hayatım oldukça kapsamlı değişikliklerle geldi. Bir tanesi de sevgili doktorum ortodontist Beril Karamanlı’nın varlığı. Beril ile önce arkadaş olduk. Sonra o beni yeni bir tedavi şekline ikna etmek için uğraştı. Geçmişten gelen travmalarımdan biri de on üç yıl boyunca diş teli / ortodonti tedavisi görmüş olmam. Ve on üç yıl boyunca işlerin umduğumuz gibi gitmemiş olmasıydı. Tüm çocukluğumda diş yapım nedeniyle okul çevrem tarafından zorbalık görmüştüm. Tekrar tedavi görmek  -hele ki sosyal medyada çok göz önünde iken- siber zorbalık ile uğraşmak hiç istemiyordum. Telsiz şeffaf plaklarla tedavi sürecine beni ikna etti. Kullandığım sistemin adı invisagline sistemi. Beril işini harika yapıyor. Günde 22 saat dişlerimde şeffaf plaklarla yaşıyorum. Dışarıdan belli olmuyor. Konuşmamı etkilemiyor. Dişlerimdeki yamukluk epey düzeldi. Bir yıl daha tedavim devam edecek ve yeni hayatımda oldukça güzel bir gülüşe sahip olacağımı umuyorum.

 

View this post on Instagram

 

Dün soru cevap yaparken bir soru aldım. Konuşurken ağzımı neden yamulttuğum sorulmuş. Dişlerim yamuk arkadaşlar. O nedenle konuşurken ağzım böyle görünüyor. Üzerini kaplatmadım. Holivud gülüşü yaptırmadım. 🤦🏻‍♀️Tedavi görüyorum. @dr.berildemirkaramanli ile diş konusunu çözüyoruz. #invisalign tedavisi ile. Belki siz fark etmiyorsunuz ama günün 22 saati dişlerimin üzerinde plaklar var. Bu tedaviye beni ikna eden de Beril. Fotoğrafta gördüğünüz arkadaşım Beril harika bir ortodondist. Belli olmasını istemediğim için tel tedavisine karşı çıkmıştım. 13 yıl telli bir kızdım ve #zorbalık çocukluktan beri yakama yapışan bir konu. Şimdi de #sanalzorbalık var. Hiç peşimi bırakmadı maalesef. Beril belli olmayacak, video çekmene, spor yapmana engel olmayacak ve dişlerin düzelecek dedi. Bana ekranı kaydırınca hazırladığı simülasyonu gösterdi. Dişlerimin tedaviden önceki hali de orada. Şimdi tedavimin 4. Ayı bitti, epey düzelme var. 15 ay daha #invisalign tedavisine devam edeceğim. O zaman bakalım zorbalık edecek neler bulacaklar. Ben kendimi hep sevdim. En büyük emeğim kendime. Hiç bir zaman daha iyisi olmak için geç hissetmedim kendimi. 38 yaşında bu tedaviye başladım. 40 yaşında dişlerim düzelmiş olacak. Elimden gelenin en iyisini yapma konusunda çabam hep sürecek. Siz de kendinizden umudu kesmeyin. Benden geçti artık demeyin. Kendinizin en iyi versiyonu olun. Gülüşünüzü güzelleştirin. Beraber zorbalara kıymet vermemeye devam edelim. En iyisi görmezden gelmek. 👍🏻 Diş tedavisi için @dr.berildemirkaramanli ‘dan randevu alırken ona benim ismimi verin. Size kolaylık sağlayacak. Love u Beril ❤️ #invisalignsmile #invisalign #invisaligntopdoctor #ortodontiktedavi #bernanınyenihayatı #kendinineniyiversiyonuol

A post shared by Berna Mutlu Aytekin (@bernamutluaytekin) on

 

Yeni hayat dediğim bu kadarla kalmadı. Değişmeye devam ettim. Şişmanken ne giyseniz yakışmayacağını düşünürsünüz. Bunun özgüven ile alakası yok. Yakıştıramama, kendine uygun dokuyu bilememe, mesajına karar verememe konusu ile ilgili. Yani ilgili imiş. Ben kimden öğrendim Zeynep Erkan‘dan. Youtube’da ne giyeyim nasıl giyeyim derken videolarına ulaştım. Oradan bloguna, instagram hesabına derken bir baktım gece kendisine mail atıyorum. Mail’de gireceğim süreçten bahsettim. Çalışabilir miyiz, dedim. Sonra, sonrası güzel bir arkadaşlık. Bolca bilgi aktarımı. Beni stil ile ilgili bilgilerle doldurdu. Hala öğreniyorum. Öğrenmeyi çok severim. Yeni bedenime yeni kıyafetler alırken doğru ürünleri seçmek sayesinde mümkün oldu. Gerçeksen adlı bir stil danışmanlığı programı yürütüyor. Yaşam koçluğu desem daha doğru olacak. Zayıflamadan stil üzerinde çalışmaya başlama fikri de bana oldukça iyi geldi. Yeni hayatımda kendisine de yer var. İlk günlerden bir kare…

Son bir kaç aydır hayatım yenilenmeye devam ediyor. Baharın gelmesi ile beraber vermem gereken 20 kilodan daha kurtulup sporu hayatıma daha çok katmayı planlıyorum. Bu yıl bitmeden yeni bir kitap daha yazmayı, Youtube’da düzenli içerik üretmeyi aksatmamayı ve daha çok kendimi sevmeyi ümit ediyorum. Gözümü değişimime açık tutmayı, sonucunu değiştiremeyeceğim konular için endişelenmemeyi, huzur içinde hayatın tadını çıkartacak şekilde gençleşmeyi planlıyorum. Değişimimin motive edici olması ne güzelmiş. Sizlerden gelen mesajlar da beni kocaman bir çikolata yemiş kadar mutlu ediyor 🙂

Alttaki fotoğraf Ali’nin karne gününden…

 

View this post on Instagram

 

2019 karne töreni / 2020 karne töreni Yine soldaki gibi ayakta dursun istedim. Geçen sene ben yere poz vermek için çömelince kucağıma oturmaya kalkmıştı. Düşmüştüm. İstedim de, Ali bu. Tabii ki dediğimi yapmadı. Kucağıma oturdu. Sanki sandalyeymişim gibi. Ayaklarını da salladı salıncaktaymış gibi. Bu defa düşmedim 30 kilo gidince mi yoksa yoganın faydası mı bilmiyorum, düşmedim. Bazen düşünüyorum da böyle minik anların hatırına hep katlanmalarımız. Ufacık mutluluklara sıkıca sarılıyoruz. Hayatı yaşanır kılmak için tüm çabamız. Moral bozmak, bir şey için uygun zamanı beklemek falan yalan. Kendinin en iyi versiyonu olmak için bugün bir şeyler yap. #beforeafter #tombilialiokulluoldu #tombilialiannesininkuzusu #tbt #sleevegastrectomy #tupmide #tupmidebeslenme #tüpmidebeslenmesi #obezitecerrahisi #obezite #kendinineniyiversiyonuol

A post shared by Berna Mutlu Aytekin (@bernamutluaytekin) on

Umarım güzelliklere şahit olmaya devam ederim, ederiz.

Hep oralarda olduğunuzu bilmek güzel.

Sevgiler,

Berna

Berna Mutlu Aytekin

2 yorum

  1. Nilüfer   •  

    Her satırınızla motive olmak paha biçilemez Iyi ki sizi tanımışım Sevgiler Nymphaea 🙂

  2. Banu   •  

    Takdir ederek takip ediyorum sizi. 10 kg fazlam vardı bir türlü cesaret edip de şu kiloları vereyim de ideal sağlıklı kilomda olayım diyemiyordum. Sizin bu cesaretinizi bende örnek aldım ve 3 kilom gitti bile.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir